Kadınların seks

Misyoner Seks Pozisyonu. Misyoner pozisyonu kadınların vazgeçemediği ve en çok sevdiği seks pozisyonları arasında yerini almaktadır. Erkeğin gücünü hissetmek kadınların hoşuna gidecektir. Misyoner pozisyonunda erkek üstte, kadın ise altta durmaktadır. Kadın iki bacağını açarak penisin vajina kısmına girmesini ... Kadınların seks esnasında yaptığı 10 hata. Ölü Balık Gibi Davranmayın! Erkeklerin seks sırasında kadınlarla ilgili en çok karşılaşılan şikayeti, bazı kadınların orada sadece yatıyor olması. Ama adamlar genellikle, kadının üste tırmanıp kendi istediğini almak için çabalamasını bekliyorlar. Bayanlar, lütfen ... Kadınların seks konusunda utangaç olduğunu düşünen erkekler, bizce bu yazıyı dikkatle okumalılar ve kadınların istedikleri zaman utanma duygusunu bir kenara bırakıp nasıl da tutkulu olduklarını görmeliler. Biz lafı fazla uzatmayalım ve bu kez kadınların sevdikleri seks pozisyonları nelermiş görelim… Sinem T. Kadınların seks konusunda utangaç olduğunu düşünen erkekler, bizce bu yazıyı dikkatle okumalılar ve kadınların istedikleri zaman utanma duygusunu bir kenara bırakıp nasıl da tutkulu olduklarını görmeliler. Biz lafı fazla uzatmayalım ve bu kez kadınların sevdikleri seks pozisyonları nelermiş görelim… Sinem T. Kadınların seks ihtiyacı. Cinsellikle ilgili ezberimizde yazılı olan genellikle şudur: Erkekler sekse kadınlardan daha düşkündür. Oysa seks, kadınlar için de çok önemlidir ama onlar, bu arzularını bastırmayı marifet sayarlar. Kadınların Seks Fantezileri Cinsellik Söz Konusu Olduğunda, Kapalı Gözlerin Ardındaki Görüntüler Bazen Gerçek Hayatta Yaşananlardan Çok Daha Çılgıncadır. Kadınların acısının ve rahatsızlığının, endüstrinin talihsiz bir yan ürününden ziyade bir cazibe unsuru olduğu aşikardır. Pornodaki kadınlar seks nesneleridir, bundan başka bir şey değil. Ama liberal feministler pornografinin kadınların kurtuluşu için kullanılabileceği yollardan olduğuna inanır. Bebek Çocuk Örgü Kazak Modelleri. bebek çocuk el örgüsü kazak modelleriniz sizler için galeri olarak hazırladık erkek bebek çocuk ve kız bebek çocuk kazak Kadınların, seks hakkında rahatça konuşamadığı ve en çok merak ettiği sorulara uzmanlar cevap verdi... Kadınların ve Erkeklerin En Çok Zevk Aldıkları Seks Pozisyonları. Kendinizi seks olmadan da eşimle 'çok iyi arkadaş' olabiliriz ve evliliğimiz uzun yıllar böyle devam eder diye kandırmayın. İnsanda seks yapma isteği güçlü bir istektir ve bu isteğin bir şekilde karşılanması gerekir.

İncide Sex hikâyesi yazma rehberi ama ufak bir değişiklik var.

2020.09.15 16:41 seefel İncide Sex hikâyesi yazma rehberi ama ufak bir değişiklik var.

Aşama 1: İncisozluk hesabina ihtiyacınız var. Ama öyle her hesap olmaz. Herşeyden önce tanınmış olmanız gerekiyor ki öykümüzün hızlıca ana sayfada belirmesi lazım.
Eski bir hesap olması lazim. Yeni hesapları kimse sikine takmaz. En fazla 1 post okur kaliteli olanlara giderler.
Nickinizin güzel ama aynı zamanda akılda kalıcı olması lazım. Kimse xxx_delici_46_xxx'nin hikâyesini okumaz. Ama Nütlü_Suri ninkini herkes okur.
Aşama 2: Böyle bir hesaba sahipsiniz diyelim işiniz daha bitmedi yazmaya hazırlık yapmanız gerekiyor. Öncelikle inci sözcük jargonuna alışın "gibmek,ferre,dıb..." Gibi terimleri ve kullanın yerlerini iyice öğrenin. Bunları yanlış kullanırsanız linç yer okumayı bırakırsınız.
Aşama 3: Şimdi gelelim asıl konuya : Başlık. Öncelikle alakalı büyük bir postun altına türk porno siteleri başlığını andıran bir yorum atın. Postun büyüklüğüne bağlı olarak " X miktar Şuku gelirse anlatırım" diye eklemeyi unutmayın.
Şimdi o atacağınız başlığa gelelim. "Sarışın eskortu siktim" başlığını ele alalım. İnsani şehvetlendirmiyor bile. Binlerce kullanıllmis bir amı bir kerede sizin sikmenizin hiç bir kıymeti yok. Bu kötü bir başlığa örnek.
Ortalama bir hikayenin başlığına ise " Sütun bacaklı komşu kızını ev boşken becerdim " iyi bir örnek teşkil edecektir. Tatlı bir azgınlık duygusu içeriyor. Ve insani belki bana da olur diye okumaya teşvik ediyor. Zaten önemli olan faktörlerden biri de budur. Asla gerçekleşmeyecek bir olayı gerçekleşecekmiş gibi anlatmak.
İyi bir hikaye başlığı ise " Süt bedenli Kızıl İngilizce öğretmenimi tuvalette işledim " gibidir. Şimdi bu başlık neden iyi anlatayım. Öncelikle incinin yaş grubunda böyle bir fetiş var. Aile içi bireyler, Hostesler, Öğretmenler vesaire bunun gibi kadınların incinin yaş kuşağına güzel gözüktüğü bilinen bir gerçek. Üstüne üstlük başlık insanda şehvet uyandırıyor. Kendi kendine diyorsun ki " Ulan şunu okurken bir posta atılır " . Bu ve bunun gibi başlıklar kullanmalısınız.
Aşama 4 : Sex hikâyesi herkes yazar. Ama herkes sex hikayesini yaşanabilir şekilde yazamaz. Kurgu ile gerçekliği içe içe geçirmelisiniz. Hiç bir öğretmen sizin sikinizi sert gördü diye size vermez . Peki nasıl gerçekçi yapabilirim diye sorduğunuzu duyuyor gibiyim. Bu deneyimdir sevgilinizle sevişeceksiniz diye aldığınız viagrayi size düşük not verdi diye çayına atarsanız sikinizi sert gördüğünde size verir. Bunun gibi ufak elementleri hikayeye doğal bir şekilde ekleyin. Mesela seviştikten sonra kocasından ayrılmayı düşündüğü söylesin. Veya aylardır sevişmedigini söylesin.
Aşama 5 : Yavaş ol. Türk erkeği 3 ile 45 dakika arasında herhangi bir dakika kadar mala vurabilir. Senin sex hikayenin bütün bu kitleye hitap etmesi gerekiyor. Peki bunu nasıl başaracaksın. Gene verdiğimiz örnekten gidelim. Öğretmeni climaxte sik hikayen öğretmeni sikmenle bitsin. Araya da mesela sevgilinle seviştiğini ekle ama basıl sonrasında işte komşu kızıyla bir cinsel etkileşim olsun çıplak gör felan ama bitirici darbe öğretmen olsun. Üçünü de sikersen hikâyenin tadı kaçar.
Aşama 6 : Sürükleyici ol hikayeyi postun altında part part yayınla. Ve bütün partlar- yabancı bir terim olan - " cliff hanger " yani uçurum kenarında bitsin. Bu ne mi demek ? Mesela sevgilinle sevişirken babasının sesini duyduk de. Bölümü bitir "x Şuku gelirse devamını yazarım" de ama hemen yazmaya başla. Çünkü incideki azgın kovan zekası bir anda o postu patlatacaktir.
Aşama 7 : Proof reading yap. Hikayeni bitirdikten sonra oku. Sikin kalkıyor mu bir gör. Gereksiz kısımları çıkar . Hikaye kısa kaldıysa betimlemelerini güçlendir. Bir mala vur 45 dakika boyunca seni azgın tutuyor mu gör. Erkek grubunda ufak bir test yap. Tepkileri ölç. Sonrada yayınla gitsin.
Ek 1 : Reddite uyarlamak için inci terimlerini degistir ve bir bütün halinde karma çiftliklerinde yayınla (ehm BGY ehm)
Evet dostum bundan sonra sende bir seks yazarısın bedava karma ve şukunla rahatını koru. Gudwinin ölmuşlerini sikeyim.
submitted by seefel to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.31 16:29 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11
https://preview.redd.it/bkq1v2rcd7e51.png?width=640&format=png&auto=webp&s=ae8b2d43ce820e78b0d7e427e4fa97d04b77f937

Marksizm 6

Dönemimizin tarihi açısından, Pierre Joseph Proudhon’un 1848 yılı Fransız Şubat Devrimi sonrasında kendi halkına adalet ve özgürlük toplumu kurmak için ne yapması gerektiğini anlattığı zaman hatırlanmaya değer bir andı. Proudhon, hala, bütün yönleriyle, zamanının tüm devrimci yoldaşları gibi, 1789’da haricen patlak vermiş ve o zamanlar hissedildiği üzere karşı devrim ve müteakip hükümetler tarafından daha başından bastırılmış olan devrim geleneğinde yaşıyordu. Proudhon dedi ki: Devrim feodalizme son verdi. Feodalizmin yerini yeni bir şeyler almalıydı. Feodalizm, Devletin ekonomi alanındaki bir düzeniydi, bağlılıkları açıkça ifade edilmiş askeri bir sistemdi. Özgürlükler yüzyıllar boyu feodalizmin altını oymuştu; sivil özgürlükler giderek daha fazla zemin kazanmıştı. Fakat bunlar, eski düzeni ve güvenliği de, eski birlikleri ve cemiyetleri de tahrip etmişti. Birkaç insan yeni özgürlük ve hareketlilik sayesinde zengin olurken, kitleler zorluğa ve güvencesizliğe maruz kalmışlardı. Hem herkes için özgürlüğü koruyup, genişletip ve yaratıp hem de güvenliği, mülk ve yaşam koşullarının büyük eşitlenişini, yeni düzeni nasıl gerçekleştirebiliriz?
Proudhon, devrimin, militarizme yani hükümete son verip vermeyeceğini; görevinin politikayı toplumsal yaşamla, politik merkeziyetçiliği ekonomik çıkarların doğrudan birliğiyle, insanlara hükmeden değil işle ilgilenen bir ekonomik merkezle ikame etmek olup olmadığını devrimcilerin henüz bilmediğini söyler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon diyor ki, siz Fransızlar, küçük ve orta ölçekli çiftçilersiniz, küçük ve orta ölçekli esnafsınız; tarımda, sanayide, ulaşımda ve iletişimde faalsiniz. Şu ana kadar bir araya gelmek ve birbirinizden korunmak için krallara ve onların memurlarına ihtiyaç duydunuz. 1793’te devletin kralını lağvettiniz ancak ekonominin kralını, altını elde tuttunuz. Böylelikle ülkede bela, düzensizlik ve gelecek kaygısı bıraktığınız için kralların ve memurlarının ve orduların geri dönmesine izin vermek zorunda kaldınız. Otoriter aracıları defedin. Parazitleri ortadan kaldırın. Çıkarlarınızın dolaysız birliğinden emin olun. O zaman feodalizm ve devletin varisi olan bir topluma sahip olacaksınız.
Altın nedir? Sermaye nedir? Bu, bir ayakkabı, masa ya da ev gibi bir şey değildir. Bir şey değildir, gerçek bir şey değildir. Altın, ilişki için bir işarettir. Sermaye insanlar arasında ilişki olarak ileri geri giden bir şeydir. İnsanlar arasında bir şeydir. Sermaye itibardır; itibar, çıkarların karşılıklılığıdır. Şu anda devrim içindesiniz. Devrim – heves, güven ruhu, eşitlenme coşkusu, bütün için gayret arzusu – sizin başınıza geldi, sizin aranızda oluştu: kendiniz için doğrudan karşılıklılık yaratın. Hiçbir parazit, vampir-benzeri aracı olmadan kendi çalışmanızın üretimi ile birbirinize gittiğiniz bir kurum tesis edin. O zaman hiçbir vasi otoriteye ne de en yeni beceriksizlerin, Komünistlerin, bahsettiği siyasi hükümetin mutlak iktidarının ekonomik yaşama aktarılmasına ihtiyaç duymayacaksınız. Görev şudur: ekonomik ve kamusal yaşamda özgürlüğü öne sürmek ve yaratmak ve zorluğun, güvenliksizliğin, eşyanın sahipliği değil de insan ve köle-sahipliğinin hâkimiyeti olan mülkiyetin ve tefecilik olan faizin lağvedilmesi için eşitlenmeden emin olmak. Bir takas bankası yaratın!
Takas bankası nedir? Özgürlük ve eşitlik için dışsal bir biçimden, objektif bir kurumdan başka bir şey değildir. Kim faydalı bir işle uğraşıyorsa – çiftçi, esnaf, işçiler birliği – hepsi, basitçe, çalışmaya devam etmelidir. İşin örgütlenmeye, diğer bir deyişle otoriteler tarafından emredilmesine ya da millileştirilmesine ihtiyacı yoktur. Halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin üretimi sırasında marangoz mobilya yapar; ayakkabıcı çizme yapar; fırıncı ekmek pişirir vs. Marangozsun, ekmeğin mi yok? Elbette ki fırıncıya gidip fırıncının ihtiyacı olmayan sandalye ve dolabı teklif edemezsin. Takas banka git ve siparişlerini ve ürünlerini evrensel geçerli çeke dönüştür. Proleterler, ücret için çalışmak üzere müteşebbise bundan böyle gitmek istemiyor musunuz? Bağımsız olmak mı istiyorsunuz? Fakat ne atölyeniz, ne aletleriniz ne de yiyeceğiniz mi var? Bekleyemiyorsunuz ve kendinizi hemen mi kiralamanız gerekiyor? Lakin müşterileriniz mi yok? Diğer proleterler, siz proleterler, hepiniz, sömürücü simsarların aracılığı olmadan ürünlerinizi birbirinizden satın almak istemez misiniz? Sonra kendi alım-satımlarınızdan emin olun, siz ahmaklar! Müşteri muteberdir. Müşteri bugün adlandırıldığı üzere paradır. Sıralama her zaman yoksulluk-kölelik-iş-ürün şeklinde olmak zorunda değil midir? Karşılıklılık, eşyanın yönünü değiştirir. Karşılıklılık doğanın düzenini yeniden sağlar. Karşılıklılık paranın kurallarını kaldırır. Karşılıklılık birincildir: çalışmak ve ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüm insanlara imkân veren, insanlar arasındaki ruhtur.
Proudhon, hiç suçlu aramayın, herkes suçludur, diyor. Bazıları köleleştirir ve diğerleri en temel ihtiyaçları alıp götürür ya da en az ihtiyacı geride bırakır yahut acenta ve denetmenler olarak köleleştiren efendilere hizmet eder. İntikam ruhu, öfke ya da yıkıcılıktan meydana gelmeyecektir, yeni toplum. Yıkım, yapıcı bir ruh ile gerçekleştirilmelidir. Devrim ve muhafaza etme birbirini dışlamaz.
Eski Romalıları taklit etmekten vazgeçin. Jakobit[1] diktatörlük rolünü geçmişte oynadı fakat tribünlerin büyük tiyatroları ile güzel davranışlar sizin toplumunuzu yaratmaz. Gerçek hayatta yürütülmelidir. Faydalı nesneleri yeterli miktarda yaparsınız; faydalı şeyleri adil dağılım ile tüketmek istersiniz; o halde doğru bir biçimde takas etmelisiniz.
Çalışma ile yaratılmamış şeyin, der Proudhon, değeri yoktur; işçiler kapitalistlerin üstünlüğünü yaratmıştır ve siz yarattığınız değerleri saklayıp kullanamazsınız çünkü siz yalıtılan ve mal sahiplerinin servetini artıran ve böylelikle onlara köleler ve mülk üzerinde iktidar sağlayan mülksüz insanlarsınız. Fakat bu durumda o, sadece imtiyazlının elindeki birikmiş malın mevcut stoklarına bakmanın ve de bunları sadece siyaset ya da şiddet yoluyla onlardan almayı düşünmenin ne kadar çocukça olduğunu söyleyebilir. İşçiler tarafından yaratılan değer her zaman değişir, her zaman dolaşımdadır. Bugün değer, kapitalistten tüketici olarak işçi aracılığıyla kapitaliste geri döner; değer, kapitalistten tüketici işçilere gitsin fakat onlardan tekrar kapitalistlere değil, aynı işçilerin, üreten işçilerin ellerine dönsün diye kendinizin karşılıklı davranış biçimini dönüştürerek yeni kurumlar tesis edin.
Proudhon tüm bunları, benzersiz bir güçle, ciddiyet ve coşkunluğun, tutkunun ve objektifliğin büyük bileşimi ile kendi halkına söylemişti. Proudhon, devrim, çözülme, geçiş ve kapsayıcı ve temel önlemler olasılığı anında yeni toplumu yaratacak, hükümetin son yasası olacak ve hükümeti söylendiği gibi geçici hükümet yapacak bireysel adımları ve kararları önermişti.
Ses oradaydı fakat dinleyiciler yoktu. Doğru zaman oradaydı fakat geçip gitti ve şimdiyse sonsuza dek yok oldu.
Proudhon biz sosyalistlerin yeniden keşfettiği şeyi; sosyalizmin her zaman mümkün ve her zaman imkânsız olduğunu biliyordu. Sosyalizm, doğru insanlar onu istediğinde diğer bir deyişle onu eyleme koyduğunda mümkündür ve insanlar onu istemediğinde ya da sözüm ona onu isteyip ona göre harekete geçemediğinde imkânsızdır. O yüzden bu adamın sesi duyulmadı. İnsanlar onun yerine incelediğimiz ve reddettiğimiz yanlış bilimi sunan, sosyalizmin kapitalist büyük sanayinin doruk noktası olduğu ve çok az kapitalistin şimdiden neredeyse sosyalist olmuş kurumların özel mülkiyetine sahip olduğunda geldiğini, böylelikle birleşmiş proleter kitlelerin özel mülkiyeti toplumsal mülkiyete geçirmesinin kolay olacağını öğreten bir başka sesi duydu.
Sentez adamı Pierre Joseph Proudhon yerine, analiz adamı Karl Marx duyulmuş ve dolayısıyla çözülme, çürüme ve çöküşün devam etmesine izin verilmişti.
Analiz adamı Marx, kendi kelime haznesinde hapsedilen sabit, katı kavramlarla çalıştı. Bu kavramlarla Marx, gelişim yasasını açıklamak ve adeta zorla kabul ettirmek istedi.
Sentez adamı Proudhon kapalı kavramsal kelimelerin yalnızca daimi devinim için sembol teşkil ettiklerini bize öğretti. Kavramları akan devamlılık içerisinde eritti.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon, şey-kelimeleriyle ilgili hiçbir sorunu çözmeyi istememiş; hareketleri belirleyen kapalı şeyler ve ilişkiler, apaçık bir varlık, oluş, kaba görünürlük, görünmez değişim yerine ve son olarak – en olgun yazılarında – toplumsal ekonomiyi psikolojiye dönüştürmüştür. Öte yandan psikolojiyi de kaba bireysel psikolojiden – ki bireyden yalıtılmış bir şey çıkarır – insanı bir dizi sonsuz, bölünmez ve ifade edilemez oluş şeklinde tasavvur eden toplumsal psikolojiye dönüştürmüştür. Bu bakımdan Proudhonizm diye bir şey yoktur, sadece Proudhon vardır. O halde Proudhon’un belli bir an için hakikatle ilgili söyledikleri, şeylerin on yıllardır devam etmesine izin verildiği günümüzde, artık uygulanamaz. Geçerli olan yalnızca Proudhon’un düşüncelerinde baki olandır; kendisine ya da geçmiş herhangi bir tarihsel ana körü körüne dönmek için hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.
Marksistlerin Proudhon hakkında söyledikleri, yani onun sosyalizminin küçük burjuva ve küçük çiftçi sosyalizmi olduğu, bizim de tekrar etmemize izin verin, tamamen doğrudur ve onun en yüksek unvanıdır. Onun sosyalizmi, diğer bir ifadeyle, 1848 ila 1851 arası sosyalizmi, Fransız halkının 1848 ila 1851 arası sosyalizmidir. O anda mümkün ve gerekli olan sosyalizm idi. Proudhon, bir Ütopyacı ya da bir peygamber değildi; bir Fourer de değildi, Marx da. Eylem ve kavrama adamı idi.
Burada açıkça 1848-1851 yıllarının adamı olan Proudhon’dan bahsediyoruz. Bu adam şöyle söylemişti ve yaşadığı çağ onun böyle söylemesi için teşekkül etmişti: “Siz devrimciler, eğer bunu yaparsanız, büyük dönüşümü başaracaksınız.”
1848 yılının adamından olduğu kadar öğrenecek şeyimiz olan sonraki yılların adamı, devrimden sonra söylediği devrimci konuşmaları, beyhude melodramatik ya da pornografik bir öz-taklit ile tekrar etmeyi istemedi. Her şeyin kendi zamanı vardı ve devrim sonrasındaki her an, geçmişin büyük anında yaşamları durmamış herkes için devrim öncesi zamandı. Proudhon, aldığı pek çok yaradan kaynaklı kanamaya rağmen yaşamaya devam etti. O zaman şunu sordu kendisine: “Ben, eğer yaparsanız dedim; fakat neden yapmadılar?” Cevabını buldu ve sonraki çalışmalarında bu cevabı yazdı. Bu cevabın bizim dilimizdeki karşılığı şudur: “Çünkü ruh yoktu.”
Ruh, o zaman da yoktu ve 60 yıldır da yok ve hiç olmadığı kadar derine batıp kayboldu. Şu ana kadar gösterdiğimiz her şey bir cümle ile özetlenebilir: Tarihte öngörülen sözüm ona doğru anı beklemek bu hedefi daha da uzak bir tarihe ertelemiş ve bulanık bir karanlığa itmiştir; ilerlemeye ve gelişmeye duyulan güven gerilemenin adı idi ve bu “gelişme” dış ve iç koşulları yozlaşmaya daha da çok adapte etti ve büyük değişimi hiç olmadığı kadar uzak kıldı. Marksistler, insanlar kendilerine inandığı sürece “Henüz zamanı değil!” derken haklı olacaklar ve asla daha az değil, her zaman daha fazla haklı olacaklar. Bir deyişin, bu deyiş söylendiği ve çabucak duyulduğu için doğru olduğunu söylemek yaşamış ve meydana gelmiş en korkutucu çılgınlık değil midir? Ve herkesin oluşu, sanki nihai, tamamlanmış bir oluşmuş gibi ifade etme girişiminin, insanların zihinlerinde bunun güç kazanması halinde biçim ve yaratıcılığın güçlerini eninde sonunda zayıflatmak zorunda olduğunun farkına varması gerekmez mi?
Marksizme yılmadan saldırmamızın sebebi budur. Bu yüzden işin peşini bırakamayız ve ondan tüm kalbimizle nefret etmeliyiz. Marksizm bir tarif ve bilim değildir. Öyleymiş gibi davranmaktadır; fakat acizliğe yadsıyıcı, yıkıcı ve sakatlayıcı bir çağrı, irade eksikliği, teslimiyet ve kayıtsızlıktır. Sosyal Demokrasi’nin detaylar üzerinde arı-gibi çalışması – laf arasında söyleyelim Sosyal Demokrasi, Marksizm değildir – bu yetersizlik onun yalnızca öteki yüzüdür ve yalnızca sosyalizmin orada olmadığını ifade eder zira sosyalizm küçük ve büyük meselelerde bütünü hedefler. Bu tür bir detaylı olmayan çalışma sadece kasırgadaki bir kuru yaprak gibi mevcut anlamsızlığın döngüsünde, sadece pratiğe geçirilen, sürüklenişi reddedilecektir.
Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler. Marksistler, Hegel tarzında bir ilerlemeye inanırken, revizyonistler Darwin tarzı bir evrimin taraftarıdırlar. Artık felakete ve aniden oluşlara inanmıyorlar; kapitalizmin ani bir devrim ile sosyalizme dönüşmeyeceğine fakat tedricen daha katlanılabilir bir biçim alacağına inanıyorlar.
Bunlardan bir kaçı sosyalist olmadıklarını kabul etmeyi tercih edebilir ve parlamentarizme ve parti politikalarına, oy toplamaya ve monarşizme adaptasyonlarında şaşırtıcı bir biçimde başarılı olabilirler. Diğerleri ise kendilerini hala tümüyle sosyalist olarak görebilir. Bunlar, işçilerin özel durumlarında, sözde endüstriyel anayasalcılık sayesinde işçilerin üretimdeki payında ve tüm ülkelerde demokratik kurumların genişlemesi sayesinde kamusal ve yasal koşullarda daimi, yavaş ve fakat durmayan bir iyileşme gördüklerine inanırlar. Hem kabul ettikleri hem de kısmen sebep oldukları Marksist doktrinin başarısızlığı üzerinden kapitalizmin hâlihazırda sosyalizm yolu üzerinde bulunduğunu ve bu gelişmeyi enerjik bir biçimde teşvik etmenin de sosyalistlerin görevi olduğu sonucunu çıkarırlar. Bu görüşleriyle, Marksizm’in ilk başta söylediği şeyin çok da uzağında düşmezler. Sözüm ona radikaller de her zaman aynı yol üzerindeydiler ve sadece bu görüşün devrimcilikle kırbaçlanmış ve bir araya gelmiş seçmen kitlelerine söylenmemesi dileğine sahiptirler.
Marksistlerin revizyonistlerle olan gerçek ilişkisi şu şekildedir: Marx’ın ve onun en iyi havarilerinin aklında, koşullarımızın tamamı kendi tarihsel bağlamları içerisinde yer aldığı ve bunların genel kavramlar altında toplumsal yaşamımızın detaylarını düzenlemeye çalıştığı vardır. Revizyonistler, yerleşik genellemelerin yeni doğan gerçekliklerle örtüşmediğini çok net gören fakat yine de çağımızı külliyen, yeni ve temelde farklı bir şekilde anlamaya ihtiyaç duyan karakteristik şüphecileridirler.
Marksizm, bir süre için, çok sayıda ıskat edilmişin kendi yoksulluğunun, doyumsuzluğunun farkına varmasına ve topyekûn bir değişim için ideal bir haleti ruhiyeye yol açmıştır. Bu süremezdi çünkü söz konusu bilimsel aptallığın ektisi altında kitleler beklemeye yönelmiş ve herhangi bir sosyalist faaliyet yapamaz hale gelmiştir. Bu şekilde, kitleler, siyasi ve demagojik yöntemlerle sürekli cesaretlendirilmemiş olmasalardı, tedrici bir dinginlik ve sakinlik çoktan kitlelere geri dönerdi. Revizyonistler erken kapitalizmin en kötü barbarlığının ortadan kalktığını, işçilerin proleter koşullara daha da alıştığını ve kapitalizmin hiçbir şekilde kendi çöküşüne yakın olmadığını şimdilerde görüyorlar. Elbette bizler, bunların tamamında, kapitalizmin sürdüğü muazzam tehlikeyi görüyoruz. İşin aslı, işçi sınıfının durumu – bir bütün olarak görüldüğünde – iyileşmemiştir. Aksine yaşam daha da zor ve nahoş bir hal almıştır. O kadar nahoş bir hale gelmiştir ki işçiler neşesizleşmiş, ümitsizleşmiş ve ruh ve karakter bakımından yoksullaşmıştır. Fakat en önemlisi sosyalizm için mücadele, doğru mücadele, münhasıran acıma hislerine ya da öncelikle belli bir insan sınıfının kaderine bağlı olmaz. Toplumun temellerinin tümden dönüşümü ile ilgilidir. Hedefi yeni bir yaratımdır.
Bizim işçilerimiz bu halet-i ruhiyeyi giderek kaybetmiştir (zira hiçbir zaman halet-i ruhiyeden daha fazlası olmamıştır), çünkü Marksizmde çözülme ve iktidarsızlık unsurları başından itibaren öfke kuvvetlerinden daha güçlüydü ve herhangi bir olumlu içerikten de yoksundu. İşçi sınıfının, Tanrının ya da tarihsel zorunluluk gereği gelişimin seçilmiş insanları değil, daha ziyade en şiddetli acı çeken insanların bir kısmı olduğunu hâlihazırda bilenler açısından revizyonizm fenomeni ve onun hoşgörülü şüpheciliği sadece eylemsizlik, kararsızlık ve kitlelerin rehaveti üstündeki “ideolojik üstyapı”dır ve işçi sınıfı sefalete eşlik eden ruhsal değişimler yüzünden bilgi elde etmeyi en zor iş olarak görecektir. Bu alandaki tüm genellemelerden kaçınmak en iyisidir. İşçi sınıfı oldukça farklıdır ve acının çok farklı insanlar üzerinde her zaman çok farklı etkileri olur. Fakat acının büyük kısmı birinin kötü durumunun kavranmasıdır ve en azından bu ölçüde hiç acı çekmemiş kaç proletarya vardır!
Devrim başarısız olduktan sonraki zamanlarda, devrimden önceki bu altmış yıl boyunca, ilişkilerin nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar kapitalizmin uyumunun, proleterleşmenin on yılları idi ve pek çok açıdan hâl-i hazırda kalıtsal hale gelmiş gerçek bir adaptasyondu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bozulma vardır ki bireysel insanlara ait pek çok bedenin şimdiden fark edilir bir biçimde çürümesine dönüşmüştür.
Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir.
Burada bahsettiğimiz muazzam bir tehlikedir. Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir. Buna rağmen insanlar birbirine karşı çok aptalca, çok alçakça hareket edebilir. Tümüyle esarete teslim olabilir ve kendi gaddarlıklarını kabul edebilir: Tüm bunlar insanlar arasında bir şeydir, kendilerine kararlı, canlı duyguların hizmet etmesi halinde işlevsel ve gelecek nesilde ya da hâlihazırda yaşayan insanlarda değiştirilebilen bir şeydir. Toplumsal ya da genellikle söylendiği gibi psikolojik ilişkiler meselesi olduğu müddetçe bu durum henüz kötü değildir. Kitlesel sefalet, yoksulluk, açlık, evsizlik, psikolojik yılgınlık ve ahlak bozukluğu ve zevk düşkünlüğü, aptalca lüks, militarizm, ruhsuzluk – hepsi, oldukları halleriyle kötüdürler, isabetli bir doktor gelirse yaratıcı ruhtan, büyük devrimden ve yenilemeden (regeneration) çıkarsa bunları tedavi edilebilir. Fakat tüm zorluk ve baskı ve ruhsuzluk insanlar arasında bir şeyler olmaktan çıkarsa, ruhta bulunan ilişkiler bozulursa, adına ruh dediğimiz insanlar arası ilişkiler kompleksine bundan böyle rahatsızlık vermezse, kronik yetersiz beslenme yerine, alkolizm, uzun süreli acımasızlaşma, sürekli tatminsizlik, akut ruhsuzluk (ki ruh ve sosyal yapı açısından önemi, ağı açısından örümceğin önemi gibidir) bireysel bedenlerde kapsamlı etkilerle birlikte değişimlerle sonuçlanırsa, o zaman hiçbir çare yardımcı olamayacaktır ve halk ya da halkların tüm kesimleri yıkıma mahkûm olabilecektir. Halkların her zaman yok olması gibi, onlar da yok olacaktır: diğer, sağlıklı halklar bunların efendileri olur ve halkların karışımına dönüşür ve hatta bazen de kısmi imha yaşanır – eğer, en azından diğer, sağlıklı halklar hala yaşıyorsa. Kimse uluslar tarihinin ilk dönemlerinden analojilerle ucuz oyunlar oyamamalıdır. Çünkü zamanı geldiğinde, şeyler, gene, sözde ulusların göçü denilen zamanlarda yaptıkları gibi ilerlemek zorunda değildir. İnsanoğlunun başlangıç zamanlarında yaşıyoruz ve bu yeni başlamış insanoğlunun sonunun başlangıcı olabileceği tümüyle göz ardı edilemez. Belki de hiçbir çağ gözlerinin önünde dünyanın sonunun bu kadar tehlikeli bir biçimde belirdiğini biziler kadar görmemiştir.
Gerçek ilişkiler kompleksi bakımından insanoğlu, dışsal bağlarla ve içsel çekimle ve ulusal sınırları aşan dürtüyle bir arada duran bir dünya toplumu elbette ki henüz mevcut değildir. Fakat bunun vekilleri oradadır ve bunlar bir ersatz’dan daha fazlası olabilir. Bunlar, başlangıç olabilir: dünya pazarı, uluslararası anlaşmalar ya da hükümet politikaları, uluslararası örgütler ve çeşitli türde kongreler, küre çevresinde trafik ve iletişim, bunların hepsi, eşitlik olmasa bile, en azından çıkarların özümsenmesini, gelenekleri, sanatı veya sanatın modaya uygun yedeğini, teknoloji ruhunu, siyasi biçimleri daha da çok yaratmaktadır. İşçilere de bir ulustan diğerine giderek daha fazla ödünç verilmektedir. Dahası tüm ruhsal gerçeklikler – din, sanat, dil, genelde ortak ruh – orada ikişerli bulunmaktadır ya da bize doğal bir zorunluluk gereği ikişer ( birincisi birey ruhunda nitelik olarak ya da meleke olarak ve ikincisi insanlarla yaratıcı örgütler ve birliklerin iç içe geçtiği bir şeyler olarak) görünmektedir. Tüm bunlar özensiz bir biçimde ifade edilmiştir. Geçiş yaparken düzeltilebilecek olan hemen yapılacaktır fakat bu zamanda bu dil eleştirisi uçurumunun ve fikirler teorisinin (ikisi de birbirine aittir) derinine inemeyiz. Tüm bunlara şunu söylemek için değinildi: medeniyet (humanitas), humanité, humanity ve beşeriyet ki bunlara şimdilerde göstermelik merhametli bir lütuf, zayıflatılmış ve derinlik yoksunu bir ifade ile “insaniyet”(humaneness) diyoruz – tüm bu kelimeler, aslen sadece bireyde yaşayan ve hükmeden insanoğluna atfedilmekteydi. Bir zamanlar, en azından Hıristiyanlığın tam zamanında çok güçlü bir şekilde vardı, fiziken çokça hissediliyordu. Özdeş toplum olarak mütekabiliyet bireyde temerküz eden ve bireyler arasında büyüyen beşeriyete geldiğinde ancak dışsal anlamıyla gerçek beşeriyete varabileceğiz. Bitki tohumunda bulunur, tıpkı, tohumun, atalarına ait bitkilerin sonsuz zincirinin cevheri olması gibi. İnsanoğlu hakiki varlığını bireyin insaniliğinden alır. Bireyin insaniliğinin sadece geçmişin sayısız neslinin varisi olması da tıpkı böyledir. Olan şey oluştur, küçük evren (mikrocosm), evrendir (macrocosm). Birey halktır, ruh toplumdur, düşünce birlik bağıdır.
Fakat bildiğimiz birkaç bin yıllık tarihte insanoğlu ilk kez tam anlamıyla ve tam kapsamlı olarak haricen birleşmek istiyor. Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir. Tüm dünyada insanoğlu yaratılmak istemektedir ve bunu, eğer birleşmiş insanoğlunun başlangıcı, sonu olmayacaksa, insanoğlunun başına güçlü bir yenilenme geldiği o anda istemektedir. Önceden bu tür bir yenilenme genellikle geri kalandan ve kültürel karışımdan ortaya çıkan yeni halklar ile ya da göç alan yeni ülkelerle özdeşti. Halklar birbirine ne kadar çok benzerse ülkeler o denli yoğun iskâna tabi oluyordu ve dışarıdan veya içeriden bu tür bir yenilenme için umut da o kadar az oluyordu. Hâlihazırda kendi halklarımızdan ümit kesmek isteyenler ya da en azından zihinlerin radikal yenilenmesi için dış dürtünün ve canlı enerjinin dışarıdan, şifalı uykularından yeni uyanmış eski halklardan gelmesi gerektiğine inananlar, hala, Çin, Hindu ya da belki Rus halkları için umut inşa edebilir. Bazıları, çocuksu Kuzey Amerikan barbarlığı arkasında belki de hala saklı kalmış bir idealizmin ve fevkalade patlak verecek coşkun bir ruha ait fazla enerjinin olduğunu yine de ümit edebilir. Ancak 40 ya da 50 yaşlarında olan bizlerin bu romantik beklentiler yüzünden gene de hayal kırıklığı yaşayacağımız ve Çinlilerin Batıyı taklitte Japonya’yı takip edeceği, Hinduların salt çürüme kanallarına hızlıca geri kaymak, vs. için yükseleceği akla yatkındır. Asimilasyon çok hızlı ilerlemektedir. Medeniyet ve medeniyetle birlikte gerçek fiziki ve psikolojik çöküş yayılmaktadır.
Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir.
İhtiyacımız olan cesareti ve ivediliği elde etmek için kendimizi bu boşluğa bırakmalıyız. Bu sefer yenilenme bilinen herhangi bir zamana kıyasla daha güçlü ve farklı olmalıdır. Sadece kültür ve beraberinde yaşamın insani güzelliğini arıyor değiliz. Bir çare arıyoruz; kurtuluş arıyoruz. Yeryüzünde bugüne kadar var olmuş en büyük dışsal katman yaratılmalıdır ve bu katman, imtiyazlı tabakada – küresel insanoğlu – şimdiden hazırlanmaktadır. Yine de bu, harici bağlarla, anlaşmalarla ve hükümetsel yapı ya da korkunç buluş olan dünya devleti ile gelemeyecek, ancak en küçük grupların, yukarıdaki tüm toplulukların yeniden tesis edilmesi ve en bireysel bireyselcilik ile gelecektir. Şümullü bir toplum inşa edilmeli ve inşa küçük ölçekte başlamalıdır; tüm mıntıkalara uzanmalıyız ve bunu da ancak çok derin kazarsak yapabiliriz zira bundan böyle dışarıdan daha fazla yardım gelemez. Artık işgal edilmemiş hiçbir toprak yoğun kalabalık halkları yerleşmeleri için davet etmeyecektir; insanoğlunu tesis etmeliyiz ve bunu ancak insanilikte bulabiliriz. Bunun da sadece bireylerin gönüllü ilişkisinde ve doğal olarak birbirlerine yakınlaşan, aslında bağımsız insanlar topluluğundan yükselmesini sağlayabiliriz.
Ancak şimdi biz sosyalistler rahat bir şekilde nefes alıp kaçınılmaz zorluğu, görevimizi, varlığımızın bir parçası olarak kabul edebiliriz. Şimdi, fikrimizin bizim benimsediğimiz bir fikir değil de bizi seçim yapmaya – ya peşinen insanoğlunun gerçek yıkımını tecrübe etmeye ya da bu yıkımın çevremizde aşınan başlangıçlarını seyretmek veya kendi eylemimizle yükselişin ilk başlangıcını yapmaya – sevk eden çok güçlü bir dürtü olduğunu içten bir kesinlikle hissediyoruz.
Burada muhtemel bir gerçekliğin bir kuruntusu olarak tehdit etmesine izin verdiğimiz dünyanın sonu elbette ki neslin ani olarak tükenmesi değildir. İçinde karşı konulamaz türde bir kaide bulma eğilimi ve analojiye karşı uyarıda bulunuyoruz çünkü kimi çöküş dönemlerinin ardından gelen büyük dönemleri biliyoruz. Durumu gözümüzde canlandırdığımızda, hangi emsalsiz hızla ulusların ve sınıfların bu kapitalist medeniyette birbirine daha da benzer hale geldiğini; proleterlerin nasıl sıkıcı, uysal, kaba, dışsal ve artan ölçüde alkolik olduğunu; dinlerini kaybetmeleri ile her tür içsel hissi ve sorumluluğu nasıl kaybettiklerini; tüm bunların fiziki etkilerinin nasıl olduğunu; üst sınıfların siyaset, kapsamlı görüş ve belirleyici eylem açısından güçlerini nasıl kaybettiğini; sanatın züppelik, modaya uygun değersiz ve arkeolojik ve tarihsel taklit ile nasıl ikame edildiğini; nasıl eski din ve ahlak ile her sıkı standardın, her kutsal ittifakın, her karakterin sağlamlığının kaybedilmekte olduğunu, kadınların yüzeysel kösnüllük ve renkli, dekoratif şehvet girdabına nasıl çekilmekte olduğunu; doğal düşünülmemiş nüfus artışının tüm halk katmanlarında azalmaya nasıl başladığını ve bilim ve teknolojinin rehberliğinde çocuksuz seks ile ikame edildiğini; sorumsuzluğun, hâkim koşullar altında neşesiz iş yapmayı artık kaldıramayan proleterlerle vatandaşlar arasındaki tam da en iyi unsurları nasıl istila ettiğini görüyoruz. Eğer tüm bunların toplumun her katmanında nevroza ve histeriye dönüşmeye başladığını nasıl görüyorsak, o zaman kişi, iyileşme için, yeni kurumların yaratılması için kendisini toplayacak olan halkın nerede olduğunu sormalıdır. Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir. Ruhun böyle birliktelikleri aile, kooperatif, profesyonel grup, topluluk ve ulus olarak yarattığı yerde özgürlük vardır ve insanoğlu da burada vücut bulabilir. Fakat ruhun yerini almış tahakkümün, cebri kurumlarında ruh yerine şimdilerde neyin köpürmeye başladığını biliyor muyuz, bu ikameye katlanabileceğimizden emin olabilir miyiz? Ruhsuz özgürlük, kösnül özgürlük, sorumsuz haz özgürlüğü? Ya da tüm bunların kaçınılmaz sonucunun en dehşetli eziyetler ve yalnızlık, en dermansız zayıflık ve hissiz umursamazlık mı olacak? Acaba bir coşkun duygu ve yeniden doğuş anı ve büyük kültürel topluluklar federasyonu devrinin anını hiç yaşayacak mıyız? Şarkıların insanlarda yaşadığı, kulelerin birliği ve coşkuyu cennete taşıdığı ve ruhlarında halkın temerküz ettiği insanları yüceltmek suretiyle büyük işlerin halkın büyüklüğünü temsil etmek için yaratıldığı zamanlar hiç olacak mı?
Bilmiyoruz ve bu yüzden buna teşebbüs etmenin görevimiz olduğunu biliyoruz. Geleceğin sözde biliminden şu anda tamamen kurtulduk. Sadece hiçbir gelişme yasası olmadığını biliyor değiliz. Güçlü tehlikeyi, şimdiden çok geç kalmış olabileceğimizi, tüm teşebbüslerimizin ve eylemlerimizin belki de artık yardımcı olamayabileceğini dahi biliyoruz. Ve bu yüzden kendimizdeki, tüm bilgilerimizdeki son bağlarımızı da atıp kurtulduk, daha fazlasını biliyor değiliz. Tarif edilmemiş ve belirsiz bir şeyler önünde ilkel bir adam gibi duruyoruz. Önümüzde hiçbir şey yok ve her şey yalnızca kendi içimizde var: bizde gelecekteki insanoğlunun değil geçmişteki insanoğlunun realitesi ya da etkinliği var; dolayısıyla bu realite ya da etkinlik aslen içimizde var. Başarı bizim içimizdedir. Bizi yolumuza koyan aldatılamaz görevimiz içimizdedir. Yapılanın ne olması gerektiğinin imgesi içimizdedir. Süflilik ve sefaleti geride bırakma ihtiyacı içimizdedir. Adalet hiç şüphesiz ve amansız içimizdedir. Karşılıklı yanıt arayan ahlak ve herkesin çıkarını tanıyan akıl içimizdedir.
Burada yazıldığı gibi hissedenler, en büyük cesareti en büyük ihtiyaçtan doğanlar, her şeye rağmen yenilenmeye teşebbüs etmek isteyenler – şimdi onların toplanmasına izin verin; çağrılanlar onlardır; uluslara ne yapılması gerektiğini söylemeleri ve halkların işe nasıl başlayacaklarını göstermeleri için onlara izin verin.
Çev: Nesrin Aytekin
[1] İngiltere kralı 2. James yanlısı.

https://itaatsiz.org/?p=5532
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.10 08:51 KindaBruh666 Anal sex ekşi sözlük

daha önce oral seks ile ilgili yazdığım yeni başlayanlar serisinin ikincisi.
anal seks deyince, erkeğin zaten zevk almamasını düşünmek mümkün değil. etrafınızdaki ortalama bir erkeğe anal seks deyince bile neredeyse boşalabildikleri için bir şekilde yeni başlamış olma ihtimalleri az veya zaten üstlerine düşen şey sıklıkla sadece anlayışlı olmak, sakin olmak ilk seferi için. bir de gerçekten demir gibi erekte olmayan veya olmayan bir erkek ile anal seksi, hele ilk seferini gerçekleştirmek mümkün değil...belki de bu nedenle erkek taraf bir destek kuvveti alsa da fena olmaz. “prezervatif ile yapınca hissedemiyorum, erekte olmayı devam ettiremiyorum”cu erkekler, en güvenilir partneriniz ile bile yaparken condom kullanmanız gerektiğini bilerek girin bu işe. penisinizi soktuğunuz yer bir çok bakterinin olduğu bir mekan çünkü. cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bahsetmiyorum...başta şu meşhur koli basili var ya denizlerden tanıdığımız, işte orası onların mekanı....yani bir bakmışsınız prostatınız enfeksiyon kapmış...bu nedenle anal seksi mümkünse condom ile yapın...
gelelim kadınlara....evet....anal seks isteyen kadın sayısı erkeklere göre oransal olarak 100:1 kadardır ortalama bu kesin. bu nedenle istemediğiniz bir şey ise yapmak zorunda değilsiniz...hatta oral seks gibi değil bu, çok daha meşakkatli, o yüzden istemiyorsanız kesinlikle girmeyin bu işe. vajinal bir zevk alacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. zevkli mi? evet...hem de çok... ama sıklıkla sınırlı olan zevk, tabu bir şeyler yapma ve edilgenliği üst noktaya taşımanın verdiği beyinsel ekstaz ile artıyor....yani anal seks biz kadınlar için daha çok beyinsel bir zevk. buradan zevkli olmadığını sakın çıkarmayın...çünkü bayağı bayağı da zevkli alışınca ve doğru yapınca. beklentilerinizi çok yüksek tutmayın sadece. anal bölgenin duvarları vajina gibi sinir uçlarının bittiği bir yer...bu sinirlerin uyurılması bazı kadınlarda vajinal orgazm benzeri orgazmları da oluşturabiliyor bunu da söyleyim... benim de yabancı olmadığım bir his bu. anüsün duvarları ince bu nedenle ağrı da hissedebilirsiniz...bazen ağrı ve zevk arasındaki çizgiyi çekmek çok zor zaten. vajinal seks sırasında da acı hissettiğim anlar az olmadı düşününce...
ilk önemli adım anal seksi isteyip istemediğinize karar vermek. bence herkes en az bir kere anal seksi denemeli. anal seksteki ilk denemeleriniz de canınızın yanacağını kabul ederek bu işe girin. ve kesinlikle partnerinizin sizi zorlamasına izin vermeyin. en önemlisi bunu onun için değil kendiniz için yapın. partnerinizi seçerken de sakin, sizi dinleyen ve tüm deneyim boyunca sizin rahatlığınızı düşünen birini seçin. karar verdiğinizi ve yapmak istediğinizi kabul ederek ilk adıma ilerliyorum.
öncelikle temizlik....vücudun anüs dahil hiç bir yeri pis değildir. sadece anal seksin bölgesel özelliklerine bağlı olarak temizlik sonrası yapılması özellikle sizi çok rahatlatacaktır. her zaman anal seksi (vajinal seks için de aynı değil mi) planlı yapmanız mümkün değil...ama en azından ilk seferlerde hazırlıklı olmanız hem sizi hem de partnerinizi rahat ettirecektir. temizlik derken vücut temizliğinizden bahsetmiyorum, onu benim anlatmama elbette gerek yok. anal temizlikten bahsediyorum ve bunu yapmanın bir kaç yolu var. öncelikle anal temizlik nedir? anal temizlik anüs ve rektumun ilk bölümlerinde var olan dışkı kalıntılarının atılması için yapılır. yani işin aslı her iki taraf içinde boktan bir deneyim olmasını engellemek adına yapılır. yöntemlerden en anneden kalma olanı ilişkiden önce tuvalete çıkmak ve mümkün olduğunda içinizi boşaltmak. en kolayı gibi gözükmek ile birlikte sıklıkla yetersiz olabilir. bu nedenle anal duş yöntemi ile daha derin bir temizlik sizi daha rahat ettirecektir. yapmanın bir kaç yolu var... ilki duş başlığını çıkartıp hortumu deliğinizin içine doğru tutmak. suyu çok tazyikli değil ve ılık kullanmanız gerekir. bu yöntemi yeni başlayanlardan çok daha deneyimli kişiler kullanmayı tercih eder, hele ilk sefer için oldukça zor olabilir. ama daha sonraları o suyun bir anda içinize dolması sizde garip bir zevk hissi uyandırır ki benim sevdiğim bir andır bu. üçüncü yöntem ise seks shoplarda da satılan anal temizlik pompaları ile lavman yapmanız. bu pompaların fiyatı yaklaşık 80-90 lira. aynı ürünü 25 liraya tıbbi malzeme satan yerlerden “lavman pompası” diyerek alabilirsiniz. pompa iki parçadan oluşuyor, bir anüse girecek olan ince parça, bir de rezervuar. rezervuar içine alabildiği kadar ılık suyu koyup, ince parçayı rezervuara takın. daha sonra uç kısma vazelin veya krem sürün. en rahat pozisyon neyse onu bulun. kişisel olarak tercih ettiğim pozisyon ayakta eğilerek yapmak, biraz squat yapıyormuş gibi bacaklarınızın arasından anüse doğru ilerletmek. yatıp bacaklarınızı kaldırarak da bu işi yapabilirsiniz fakat anal kaslarınıza hakim olmanız gerekecek, yoksa istenmeyen bir yere lavman sıvısını boşaltabilirsiniz. mümkünse 2 veya 3 rezervauarlık suyu anal bölgeye rezervauarı sıkarak boşaltın. mümkün olduğunca anal sfinkterinizi kasın ve bir süre sıvıyı içinizde tutun ve sonrasında ıkınarak tüm sıvıyı boşaltın. gelen su tamamen eğer temiz ise artık anal temizliğiniz olmuş demektir. beslenmenize dikkat etmeniz, bol lifli şeyler ile beslenmeniz daha da rahat ettirecektir sizi. hani iyi bir öneri istiyorsanız psyllium içeren şaseleri kullanabilirsiniz. gerçekten oldukça yardımcı olduklarını söyleyebilirim temizlikte...ayrıca sağlık açısından da gayet yararlı.
öncelikle anal seks yapacaksanız muhakkak öncesinde sevişin.....yani hadi hadi yapalım moduna geçmeyin. vücudun gevşemeye ihtiyacı var. hatta ben ilk zamanlarda muskaril yani kas gevşetici alıyordum. anal kaslara etkisi hiç yokmuş sonradan öğrendiğime göre ama gene de vücudun rahatlaması için iyi oluyor diye düşünüyorum. ilişkiden 1 saat önce alırsanız oldukça iş yarıyor. evet sevişin....partneriniz size oral seks yapsın kesinlikle. ama ne yaparsanız yapın sakın ha oral veya vajinal olarak orgazma ulaşmayın ( sanki her seferinde oluyor da). eğer orgazm olursanız hem anal seks fikrinden uzaklaşabilirsiniz hem de enerjiniz kaybolur. erkek anüsünüzü yalamak ile ilgili bir sıkıntı yaşamayacaksa (ki ben bunu yapmam diyen bir sürü adam o anda hiç tereddütsüz yalar) size rimming yapmasına izin verin. bu sırada iyice gevşetin kendinizi...dili bir penis olarak düşünün ve içinizde hissetmek istediğinizi hayal edin. deliğiniz çok dar...haklısınız ama eğer malum kalınlıkta dışkılar çıkabiliyorsa o kalınlıkta şeyler de rahatlıkla girebilir...bunu unutmayın. ama yardımcı aparatlar ile başlamak en iyidir. tavsiye edeceğim şey değişik kalınlıklarda olan butt pluglar* bunlar dilatatör görevi gören aletler....sıklıkla 3 boyutta oluyorlar. daha öncesinden bunları alıp alıştırmaya başlayabilirsiniz. 1. büyüklükteki zaten bol krem ile çok rahat girecektir. kremleyin hem deliğinizi hem de aleti. daha sonra bacaklarınızı yukarı kaldırın, mümkünse bir duvara dayayarak yatın yere....sonra aleti deliğinizin etrafında gezdirin.... direkt sokmaya çalışmayın canınız acır...aletin ucunu deliğin yukarsından deliğe doğru yalatarak indirin ve deliğe üstten bastırarak girmesini sağlayın.. yani hedefe 12’den değil üst taraftan yaklaşın. rahatça olmasa da hiç zorlanmadan deliğinize gireceğiniz göreceksiniz...kasmayın kendinizi mümkün olduğunca gevşek bırakın ama.... hatta hafif ıkınmak işinize yarayabilir. girdiyse bir süre içinizde tutun. hatta ev işi bile yapabilirsiniz o içinizdeyken...merak etmeyin kaçmaz...bunu engelleyecek sap yapılmış durumda. yeterince içinizde kaldığını hissetiyseniz çıkartın ve bir boy büyüğünü alın. bunun girmesi biraz daha zor olacaktır. aynı şekilde kremleyerek ve direkt deliğe bastırarak değil, deliğe sürterek sokmaya çalışın. hafif ıkınmak burada çok işe yaracaktır. giriyorsa harika...neredeyse hazırsınız...girmediyse pozisyonunuzu değiştirin. bunlar yere yapışabilirler...yere yapıştırarak üzerine oturmayı deneyin....yani adeta alaturka tuvalete oturur gibi...daha sonra sanki kakanızı yapıyormuş gibi deliğinizi ıkınarak genişletin ve ağırlığınızı kullanarak üstüne oturun... gireceğiniz göreceksiniz..biraz acı hissedebilirsiniz ama çok acımaması lazım...acıyorsa bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. girdikten sonra bunu uzun süre içinizde tutun...hatta bununla gerçekten ev işi yapabilirsiniz.....daha sonra çıkartın....işte ilk anal zevkinizi burada hissedeceksiniz...girmesi değil ama çıktığında içinizde bıraktığı o boşluk hissi gerçekten ilk bir kaç saniye çok çarpıcı oluyor anal sekste çünkü. 3. büyüklüktekini ise denemenize gerek yok...biraz büyüktürler ve o büyüklükte bir şeyi ilk olarak penis ile hissetmeniz daha güzel olur. çünkü o büyüklükte bir şeyin girmesi için erkeğin de yardımınıza ihtiyacınız var...en azından ilk seferlerde. bu işlemi seksten önce yapabilirsiniz veya partnerinizin yardımı ile seksten önce veya seks sırasında yapabilirsiniz. seks sırasında 2.yi çıkardıktan sonra artık hazırsınız demektir. uygun pozisyonu bulmak belki de en önemli şeylerden biridir. bir çok kadın ya dört ayak üstü pozisyonu (ki erkeklerinden en çok tercih ettiği pozisyon) veya kadınların üstüne oturduğu pozisyonu tercih etmekte ilk seferde. kişisel deneyimim ise özellikle kucağa oturmanın en zor pozisyon olduğunu söylüyor. çünkü tüm insiyatif sizde ve böyle bir durumda acıyacak korkusu ile yapılması gereken şeyler yapılamıyor tam olarak... o nedenle bu pozisyonu ilk seferlerde hiç düşünmeyin. ya dört ayak üstünde tercih edebilirsiniz veya bacak omuza vs gibi misyoner varyasyonlarını... kişinin kendi ile ilgili durumu bulması lazım. ben ne kadar çok yapmış olursam olayım ilk girişte her zaman bacak omuzda daha az zorladığımı fark ettim. size de tavsiyem bu. uzanın ve başınızın altına bir yastık ve poponuzun altına bir yastık koyun. sonra bacaklarınızı kaldırın ve erkeğin omzuna koyun. burada yastığın kalın olması çok önemli çünkü popo deliğinizi erkeğe doğru kaldırmak zorunda kalırsanız kaslarınızı kasmanız gerekecek ve bu da işi zorlaştıracak. kalın bir yastık ile deliğiniz yukarı bakar pozisyonda olursa sorun ortadan kalkar. erkeğin prezervatif taktığından emin olun ve krem muhakkak yanınızda olsun. burada kullabilecek şeyler kesinlikle özel ürünler olmalı. su bazlı kayganlaştırıcıları kullabilirsiniz ama mümkünse glider’ın anal seks için olan ürünü en iyisi. bir de silikon bazlı kayganlaştırıcılar var ki aslında daha kolaylaştırıyor ve az sürseniz bile yeterli oluyor ve takviye gerektirmiyor fakat türkiyede bulmak çok kolay değil. glider analı bulmak ise hiç zor değil. durex vs gbi markaların da kayganlaştırıcılarını kullanabilirsiniz. fakat en dikkat etmeniz gereken şey içinde lokal anestetik içeren kayganlaştırıcıları kullanmamak. veya öncesinde emla benzeri kremleri de kullanmayın. acıyı engellemeyin...çünkü acı bir şeylerin ters gittiğinin göstergesi olacak bizim için. bacaklarınızı kaldırdınız artık iş erkeğe düşüyor. kayganlaştırıcıyı hem penisine hem de sizin deliğinize sürmeli.. hatta mümkünse biraz parmak ile içeriye de... butt plug kullandıysanız önce ( çok akıllıca bir hamle olur gerçekten) delik zaten kayganlaştırıcılı ve hafif gevşemiş durumdadır. daha sonra bacaklarınızı iyice yukar kaldırarak kendi omuzlarına koymalı. bu halde iken bile poponuzu siz yukarı kaldırmamalısınız. hatta mümkünse sırt ve beliniz de gevşek ve yatağa düz şekilde olmalı. erkeğin penisi gerçekten çok sert olmalı. yoksa bazen vajinanıza giren penisin içinizdeyken tam sertleşmesi gibi bir durum anal sekste söz konusu olamaz. erkek penisi deliğinizin gene üstünden kaydırarak sokmaya çalışmalı. gene direkt deliğe 12’den saldırmak yok yani. siz işte tam olarak bu anda, yani penis deliğinize değdiği anda ıkınarak sanki kaka yapıyormuşsunuz gibi yapmalısınız. penis içeri girerken otomatik olarak kasları sıkma ve sanki kaka yapmayı engellemeye çalışmak gibi bir his oluşuyor... acıyacak korkusu dışında sanki içine almak istiyorsunuz o yüzden kasları kasıp içinize çekiyorsunuz gibi geliyor ama yanlış bir hareket bu. yapmanız gereken ey ıkınmak ve deliğinizi mümkün olduğunda açabilmek. bu noktada biraz acı hissetmeniz çok doğal...sakın itmeye çalışmayın adamı. ama erkekte çok yavaş olmalı bu noktada...bir anda bitsin abanayım girsin mantığında bir erkek bir kere sokabilir o penisi belki....ama ikinciyi bir daha rüyasında görür. bu nedenle erkek yavaşça ilerlemeli....durmalı...size gevşemek için süre vermeli. siz de bu arada mümkün olduğunda kendinizi gevşek tutmalısınız. penisin başı içeri girdiği andan itibaren işin en zor kısmını atlattınız...artık içinizde... bu noktada artık ıkınmayı bırakıp sadece gevşemeye çalışın. hızlı nefes alıp vermek burada hem aldığınız zevki artırabilir hem de gevşemenize yardımcı olabilir. sizin gevşediğinizi hissettikçe erkek ilerleyebilir. ama penisin hepsini içinize alacaksınız diye bir zorunluluk yok. başı girdikten sonra erkek ileri geri haraketlerine başlayabilir. hatta bu şekilde gevşemeniz artar ve daha derine alabilirsiniz penisi. artık içiniz de ve siz anal seksi başardınız. zevk almaya bakın. bu noktaya geldiyseniz parmağınız ile clitoral uyarı ile zevki artırabilirsiniz de. yaşadığınız seksin duygulanımını hissetmeye çalışın bir yandan... tabu olan bir şeyi yapmak, o anda bir erkeğin önünde en edilgen halde olmak gibi şeyleri düşünerek beyinsel ekstasınızı da oluşturabilirsiniz.
ilk seferinde sadece tek pozisyonda yapın, erkeğin çıkartıp tekrar sokması sizi zorlayabilir. yavaş yavaş alıştıkça ilerki deneyimlerinizde kesinlikle farklı pozisyonları deneyin.
ve unutmayın....eğer anal seks yapmak istemiyorsanız asla yapmayın... erkek istiyor diye yapılacak bir deneyim değil anal seks.
submitted by KindaBruh666 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.16 13:18 fgmer Yeryüzündeki en ihtişamlı varlık erkeklerdir.

Yeryüzündeki en ihtişamlı varlık erkeklerdir. Kadınların eşdeğeri ise dişi maymundur. Kadınların bu dünyada çocuk doğurmak ve onu büyütmekten başka hiçbir işleri yoktur. He bir de mutfak robotu olarak kullanılırlar. Erkekler kadınlar olmadan da yaşayabilir ama kadınlar erkekler olmadan yaşayamaz. Genetik, biyolojik, fiziksel, zekasal ve güç olarak erkekler kadınlardan yine üstündür. Dünyadaki tüm önemli buluşlar erkekler tarafından yapılmıştır. Dünyanın devrini değiştiren tüm olaylar yine erkeklerin eseridir. Savaşları erkekler çıkarmış, erkekler bitirmiştir. Kadınlar ise savaşta köle olarak kullanılmıştır. Kadın peygamber bile yoktur. Kuranı kerimde kadınlara en ufak ödül bile yoktur. Erkeklere ise bir sürü huri verilir. Kocasına itaat etmeyen kadının dövülmesi de emredilir. Askerlerin yüzde %95'i, polislerin %90'ı yine erkeklerdir. 14 bakan vardır sadece 1 tanesi kadındır o da feminist kezbanlar ses çıkarmasın diyedir. Tarih boyunca hiçbir zaman Arap veya Türk bir kadın cumhurbaşkanı olmamıştır. Bir erkek 3 kadınla rahatlıkla baş edebilirken 3 kadın bir erkeği alt edemez. Dünyadaki en ucube erkek bile kadınların en iyisinden kat ve kat üstündür. Erkek makyaja ihtiyaç duymaz. Sabah kalkar saçını tarar üstünü giyer ve dışarı çıkar. Türk kızlarının ise %95'i çirkindir. 2 kilo makyaj, estetik, 1 kilo parfüm,topuklu ayakkabı, ve orasını burasını açarak dekolte ile erkeklerin dikkatini çekmeye çalışırlar. Hiç bir yerde erkek seks kölesi yoktur. Kadınların para karşılığı en rezil işte çalıştırıldığı genelevler vardır. Erkek eskort yoktur, kadın eskort vardır. Kadınlar bedenlerini para karşılığında rahatlıkla satabilirler. Kadınlar bi kavanoz kapağını bile açmaya acizken, erkekler boğa ile güreşecek kadar kuvvetlidir. Hâkim savcı avukat ve doktorların yine %75'i erkeklerdir. Dünyayı yöneten ailelerin başında yine erkekler vardır. Çeviklik hız cesaret dayanıklılık ve azim konusunda yine erkekler ezer geçer. Dünyanın çoğu bölgesinde kadınlar gece tek başına dışarı dahi çıkamazken erkekler istediği zaman dışarı çıkar, istediği zaman eve gelir. Ve hesap da vermez. Hayvanlarda bile erkekler yine üstün varlıktır. Erkek aslandaki kudrete ve ihtişama bakın, bir de dişi aslana bakın. Dişi aslanlar gider avlanır, eti ise önce erkek aslanlar yer. Allah bile kadınlara güvenmediği için saçlarını kapatmalarını, çarşaf giymelerini emretmiştir. Onu da geçtim Allah kadınlara bir kızlık zarı vermiştir, o zar bir kere bozulduğu an artık ikinci el mal durumuna gelmiş oldukları belli olsun diye. Erkeklerin ise böyle bir derdi yoktur. Cinsel ilişki sırasında da kadınlar yine aşağılanır. Erkekler yine kadınları altına alır. Buna daha yüzlerce madde daha eklenir ancak bu kadarı yeterli. Bunca şeye rağmen hâlâ kadın ve erkek eşittir diyen feministler lütfen bir siktirip gitsin. Kadınlar da yerini ve haddini bilsin. Siz vazgeçilmez değilsiniz. Kadın erkek eşittir diyenler, kendilerini kandıran zavallı varlıklardır. Kadınlar yalnızca yunan kanunları gereğince adalet karşısında eşittir. Tarih boyunca erkekler hep üstündür, ve her zaman da öyle kalacaklardır. Üzgünüm kızlar
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.02.11 14:58 ozonsanchezz ben amatör seviyorum

bak kardeşim ben şahsen amatör seviyorum ve kafasını kullanabilen insanlar varsa onlara da amatör öneririm. porno sektöründeki kadınların kliplerde tuhaf davrandığını fark etmişsindir, davranmamaları gereken bir şekilde davranıyorlar ve bu beni rahatsız ediyor. o kadın orada seks yapmak için var, konservatuar mezunu falan değil ki bu yüzden onlara bir şey demiyorum. ama sen gerçekten de yaşanmamış bir şeye bakarak mastürbasyon yapmazsan sonunda kardeşin eğildiğinde boşalan bi sapık olursun. amatör izleyin.
submitted by ozonsanchezz to kopyamakarna [link] [comments]


2020.01.19 15:37 paslaa İzmir Bdsm Escort Gizem

Güzelbahçe Sekse Aç Bu Kızları Doyurmakta Zorlanacaksınız
İzmir Bdsm Escort bayanlar kendilerinden emin olmadan, sizden yeterli bilgiyi almadan hiçbir ilişkiyi kabul etmez. Önce sizinle sohbet etmek istemelerinin asıl nedeni de budur.
Sohbetle sizin beklentilerini öğrenmeye çalışırlar ve sizi tatmin edeceklerinden emin olurlarsa Güzelbahçe escort bayan hizmeti vermeyi kabul ederler. Genç escort bayanlarsa bu kadar ince eleyip sık dokumazlar,
Onların tek istekleri sizinle görüşerek, eğlencenin dibine vurmaktır. Sekse aç bu İzmir Escort kızları doyurmakta zorlanacaksınız, bundan emin olun,
Hepsi o kadar azgın İzmir Escort bayanlar ki; bütün akşam dans pistinde tepinmiş olsalar bile enerjilerinden bir şey kaybetmeden geceye devam ederler ve sizi de bu macerada yanlarında sürüklemek isterler. Sakın bu kızları yarı yolda bırakmaya kalkmayın, O zaman size küser ve bir daha randevu vermezler.
Sürekli seks yapma isteğine sahip olan İzmir Bdsm Escort bir süre sonra istedikleri cinsel hayatı bu meslekte yaşayabileceklerine karar vererek bu işi yapmaya başlarlar.
Çoğu bu sayede hem geçimini sağlar, Hem hayalini kurdukları ilişkileri yaşamaya başlar. Bazı bayanlarsa sadece İzmir sınırsız seks yapma isteklerine engel olamadıkları için bu adımı atar ve sizinle her sınırı gözü kapalı geçmeye hazır olurlar.
Yeni Güzelbahçe escort bayan grubu her yaşta bayandan karşınıza çıkabilir, genellikle öğrenci kesiminden oluşan İzmir yeni escort bayanların arasında, eşinden ayrılmış dul bayanlara ve mesleğini bırakmış bayanlara da denk gelebilirsiniz. Bütün bu ayrıntıları çoğu bayan hiç çekinmeden tanıtım yazılarında sizinle paylaşarak sizi bilgilendirmeye çalışır.
Kendini Geliştiren Escort Bayanlar
İzmir Bdsm Escort bayanlar size seks açısından aradığınız daha iyisini sunmak için sürekli kendisini yenilemek ve geliştirmek zorundadır. Bu nedenle biraz deneyim kazanan her Escort Güzelbahçe sizi seks konusunda arzuladığınız şekilde tatmin edecektir.
Sosyal açıdan ve cinsellik açısından bir İzmir escortbayanla birlikte geçirdiğiniz zamanda partnerinize ilgi göstermeyi ihmal etmeyin. Kadınını tahrik etmeyi başaran beyler, uzun ve zevkli bir beraberlik sürdürmeyi de başarırlar. Bazı kadınları bu şekilde o kadar çok etkilersiniz ki; bazı görüşmelerini bedava yapmaya bile başlayabilirler.
Unutmayın bu kadınların tek derdi para değil, her kadın gibi ilgi ve sevgiye de ihtiyaçları vardır. Bu duyguları sizde yaşarlarsa sizi mutlu ederken hiçbir şeyi düşünmezler.
submitted by paslaa to u/paslaa [link] [comments]


2019.09.07 11:52 hb10g17 PMO hk. güzel bir yazı

Tablet/Akıllı Telefon/İnternet: Porno üçgeni
Modern zamanlar porno bağımlılığı süreci BASİT bir dille anlatırsak şöyle işliyor: Çocuklar daha 3-4 yaşlarından itibaren tabletlerle çevreden soyutlanmış, bir noktaya odaklanmış, bireysel eğlenceye ve mutluluk hormonuna (dopamine) alıştırılıyorlar. Akıllı telefonlarla bu süreç çok daha hızlanıyor ve pekişiyor. Çocuk sürekli mutlu edilmesi/dopamin alması gereken, elinden telefonu alındığında kendini 3-5 dakika bile oyalayamayan, hayal kuramayan, kurduğu hayaller ve oyunlardan aldığı zevkin (dopamin miktarının) kendisine yetmediği, elinden telefon alınınca stres (anksiyete) ve huzursuzluk belirtileri gösteren hafif düzeyli bir bağımlı çocuğa dönüştürülüyor. Bu süreçte kendi kendini eğleme, oyalama, kendi başına olma yetilerini; kendini kontrol, kendi ile baş etme becerisini yeterince geliştiremeyen ve sürekli oyalanma ihtiyacı hisseden çocuk, ergenlik meraklarının gelişmesi, hormonlarının damarlarında kaynamaya başlaması ile daha farklı heyecanlar yani daha yüksek seviyeli dopamin peşinde koşarken internette girdiği hemen her siteden kendisine saldıran porno ile buluşuyor. Üstelik porno gence sorunlarından, sıkıntılarından, keder veren düşüncelerden, ergenlik streslerinden kolay kaçış, “kafa dağıtma” imkânı vaat etmesiyle de oldukça çekici bir ortam.
Ancak bugünün pornocu gençleri geçmişin pornocu yetişkinlerinden çok daha farklı bir şeyle karşı karşıyalar: Geçmişte pornoya ulaşabilen büyük çoğunluk cinsel kimliklerini oturtmuş yetişkinlerdi. Şimdi, ise çocuklar daha cinselliği anlayamadan, cinsel kimliklerini oturtamadan pornonun kucağına düşüyorlar.
Bunu Biraz Açalım
“Her memeli gibi insanın beyninin derinliklerinde de “ödül yolu” (Reward Pathway) olarak adlandırılan bir merkez var. Ödül yollarının görevi; kişi mutlu olduğu bir şey yaptığında beyne “zevk” kimyasalları salgılamaktır. Böylece beyin, hem insanın neden mutlu olduğunun kaydını tutmuş olur hem de bu kimyasallar beyne, “ben bundan mutlu oluyorum, yeniden isterim, beni acı veren, riskli, tehlikeli alanlara değil bu alanlara yönlendir” diyerek kişiye yön verme vazifesini de görürler. İnsanın neslini koruması, insanlığın en temel güdüsü olduğu için olsa gerek, vücut tarafından en çok ödüllendirilen/mutlu hissettirilen (dopamin salgılanan) eylemlerden biri de cinselliktir[19].
Ancak sorun şu ki, beyin aldatılabilir.
Bağımlılık yapıcı maddeler, beyne “sahte sinyaller” gönderirler. Beyin, sahte ile gerçek sinyal arasındaki farkı (mastrubasyon ile gerçek ilişki arasındaki farkı) hissedemediğinden ödül merkezini harekete geçirir ve sahteyi de sanki gerçekmiş gibi ödüllendirir. Dopamin adı verilen ödül hormonu böylece serbest bırakılır ve kişi kendisini mutlu hisseder.Biriken dopamin kişiye “ben bunu sevdim, yeniden isterim der. Sonra yeniden yeniden ister. (Kişi zevk aldığı işlere böylece yönlenir.) Dopamin miktarı fazlalaştıkça “yeniden isterim” baskısı da artar. Normal şartlar altında haftada birkaç kez alınacak cinsel mutluluk (orgazm) "kolay zevklenme" sebebi ile haftada her güne hatta günde 2-3 sefere çıkar. Anormal dopamin miktarı, "yeniden isterim" baskısı da anormal (bağımlı) seviyelerine çıkarır. Kişi artık çok daha kuvvetli "yeniden isterim" baskısını hisseder. Bu hemen hemen tüm uyuşturucuların çalışma mekanizmasıdır. Porno bağımlılığı da uyuşturucu bağımlılığı ile benzer semptomlar gösterir[20]. Columbia Üniversitesi'nden bir araştırmacı olan Dr. Norman Doidge; porno, stüdyo şartlarında hazırlanmış, normal cinselliğin karşılaması mümkün olmayan, fantastik ve mükemmel koşulları ile beyinde kalıcı değişiklikler yapan kimyasalların salınımını tetikliyor[21], diyor.
Burada uyuşturucunun üstlendiği tetikleme fonksiyonunu cinsel objeler üstlenir ve PMO üçgeni kurulur. (PMO: Porno, Mastrubasyon, Orgazm) (Porno videoların içindeki pek çok imaj “Pavlov’un zil çaldığında yemeğe şartlandırılmış köpeklerinin ağzının sulanması gibi şartlandırma amaçlı kodlanır. İnternette, TV ‘de, reklam panolarında görünen sütyen, tanga, mantar, dil, dondurma gibi pek çok nesne resmi, Pavlov’un köpeklerinin zilinin işlevini görür. Porno bağımlısının, dondurma yalayan kadın reklamını görmesi ile zil çalmaya ve bağımlı kapalı bir mekânı özlemeye başlar.)
Ulaşımın Kolaylığı ve Gizlenebilmesi Bağımlılığı Kolaylaştırıyor, Bağımlı Sayısını Artırıyor.
PMO ile orgazma ulaşan beyinde ödül hormonu dopamin birikir. Beyindeki dopamin miktarı arttıkça porno isteği kuvvetlenir ve şahıs tekrar pornonun başına geçer. Normal olarak haftada 2-3 sefer orgazma ayarlanmış vücut mekanizması her gün hatta günde 2-3 sefer orgazma zorlanır. Bu beyindeki dopamin ağlarını normalin çok üzerine çıkarır.
Ancak beyinde fazla miktarda dopaminin birikmesi kişiyi mastrubasyon robotuna dönüştürüp hayatını felç edeceğinden beyin, dopamin arzını yavaşlatmak için cinsel uyarıcılara ve cinselliğe karşı hassasiyeti düşürür. Böylece beyin, gence; “yorgunsun, cinselliğe ihtiyacın yok, cinsellikten uzak dur” mesajını verir. Hassasiyetin düşmesi daha önce sıradan videolardan etkilenen erkeği, kendini tahrik edip orgazma dolayısı ile dopamine ulaşmak için farklı cinsel pozisyonlu, daha sert, daha çekici, daha kışkırtıcı pornolar aramaya iter. Vücut, buna cinselliğe karşı hassasiyeti daha da düşürerek karşılık verir. Porno müptelası olmuş genç erkek, kendini kontrol edemediğinde hardcore denen şiddet içeren ve ücretli videolara yönelir. Her ileri aşama vücuttan tarafından cinselliğe karşı daha da ilgisizlikle cevaplanır.
Beyninde birikmiş dopamin onu sürekli yeni porno görüntüler peşinde koşturup PMO üçgenine zorlar. O artık bağımlıdır.
Bağımlılık ve Cinsel Çöküş
Kişinin, cinsellik ihtiyacının getirdiği cinsel gerginlikten olabildiğince çabuk kurtulmak için anlık zevke yöneldiği PMO ile ilk aşamada porno izleme, mastürbasyon yapma ve orgazm üçlüsü beyne işlenir. Başta çok sık olmasa da zamanla günde 3-5 sefere kadar çıkan PMO artık kişide bir bağımlılığın işaretidir. Her zaman daha fazlası gerekir. Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık sorunları daha bu aşamada kendisini ciddi şekilde belli eder. Porno seyretmediği zamanlar zihni, porno görüntülerle meşgul, depresif, asabi ve huysuzdur.
İkinci aşamada tatmin için daha sert ve fazla pornoya maruz kalması gerekir. Bu noktada kişi, gerçek cinsel ilişki yerine porno izlemeyi[22] tercih etmeye başlayabilir[23]. Hem kendine hem eşine yönelik gerçeklik algısı bozulduğundan kadınlara karşı özgüvenlerini kaybetmiş, duygusal olarak soğumuş, aşırı beklentinin yarattığı stress ve başaramama korkusu (performans anksiyetesi) ile cinsel isteksizlik, cinsel ilişkiye girememe gibi sorunlar ortaya çıkmıştır.[24] Artık hazzı gerçek dünyadan ve hanımından temin edemez haldedir[25]. Bu noktada kişi pornonun sakıncalarını fark etmiş olsa da porno seyretme güdülerine engel olamaz.
Üçüncü aşamada porno bağımlıları izledikleri sert içeriklerle de artık tatmin olmamaya/olamamaya ve bu nedenle geçmişte iğrendikleri sapkın, sadist, şiddet içeren içerikleri izlemeye başlarlar. Bu aşamalara gelmiş 13-14 yaşlarında porno seyahatine başlayan delikanlı 18-20’lerine geldiğinde kadınlara ilgi duymayan, sperm sayısı çok düşük, ereksiyon problemi ile yüzleşen, cinselliği çökmüş biridir.
Dördüncü aşama, artık sanal videoların uyarmak için yeterli olmadığı dönemdir ve bu nedenle riskli cinsel davranışlar (tecavüz, sadomazoşizm, eşcinsellik vs.) ile tatmin aramaya başlarlar.(Pornonun serbest bırakıldığı ülkelerde ilk başlarda cinsel taciz vakaları düşse de uzun vadede tecavüz vakalarının artıyor olması sanırım bununla ilgilidir[26].
Bütün bu süreçlerde bağımlının vücudu sperm sayısını düşürür ve genç ereksiyon olamaz hale gelir (Erektil Disfonksiyon). Ereksiyon olamayan, sperm sayısı baba olma sınırının çok altına inmiş artık kadınlara arzu duymayan[27], kadınlardan ve doğal seksüel imajlardan etkilenmeyen/etkilenemeyen porno bağımlısı genç, eğer 180 ile 210 gün arasında PMO’dan uzak kalabilse, beyindeki dopamin fazlalığının temizlenmesi ile gece rüyalanmaları geri gelecek yeniden kadınlardan etkilenmeye başlayacaktır. Ancak porno bağımlılığı ve şiddetli yoksunluk duygusu pornoya ara vermeye izin vermediğinden kadınlardan hoşlanmama hali gence kalıcıymış gibi görünmeye başlar[28] ve cinsel kimliği hakkında şüpheye düşer. 2000’Li yıllardan itibaren LGBT formlara geçişteki hızlanmaya sebep olarak bu düşünülebilir.
Son yıllarda porno sitelerde en çok aranan kelime: "Lezbiyen" Ancak kızlarda durum tersidir. Onlarda porno görüntüler öğretici ve kışkırtıcı nitelikleri ile cinselliği tahrik ederler. Ancak görüntülerde seyrettikleri normal olmayan kurgu oyunculuklar ve standardize edilmiş vücut formları bir güvensizliğe, kendilerinden ve vücutlarından nefrete dönüşebilir. Diğer yandan porno bağımlılığının ilerlemesi durumunda bir çok vakada davranış bozukluklarına[29], kontrolsüz cinselliğe (seks delisi) evrildiği görülmüştür. (nemfomani[30]). Bağımlılığın getirdiği sürekli negatif sinirlilik halleri[31] ve sadakat problemleri ile uzun süreli ilişkileri sürdürmekte çok zorlanan kadınların farklı arayışlara yönelimleri de lezbiyen ilişkilerin artışı ile ilişkilendirilebilir.
Ancak asıl büyük tehlike altında olan daha ergenliğin başında olan gençlerdir. Onlar henüz gerçek cinselliği kafalarında oturtamamış, gerçek cinsellik deneyimini anlayamamış, kendi cinsel gelişimlerini olgunlaştıramamış zamanlarındadır. Bu gençler için porno cinsellik hakkında bilgi edinilen tek kaynak konumundadır. Özellikle hardcore porno videolar içinde gerçeklik algısını kaybeden ve gerçek cinsellikten uzaklaşan, karşı cinse olan hassasiyetini yitiren, kadın güzelliğini porno oyuncularının standartları ile özdeşleştiren, gerçek hayatta cesaret edemeyecekleri bir çok şeyi pornonun sağladığı hayal âleminde yaşayan, beyninin içinde sürekli dolanan meme, bacak, vulva, penis vs. görüntüleri ile beyni dumanlanmış,[32] dikkat ve odaklanma yeteneği dumura uğramış, hafıza problemleri zirve yapmış gençlerin de evlenip yuva kurmaları, derslerinde, işlerinde başarılı olmaları çok zordur. Ortalık boş bakışlı, hiçbir şeyden zevk almayan/alamayan, heyecanlanamayan delikanlılar ve onların ilgilerini çekebilmek için en uç çıplaklık ve kışkırtma denemelerine giren genç kızlar ile dolar.
Egemenler için çocuksuz bir form daha sanal dulluk. Ya da Elizabeth ile evlilik. PMO.
NOT[33]: Porno sektörü her zaman insan kaçakçılığı ile ilişkili olmuştur. Geçmiş dönemde kaçırılan kızlar köle tacirlerine satılırken artık müşteri porno ya da kadın satıcılarıdır. Hollanda’da bir gazetecinin girişimi ile 2 kadın kaçakçısından ilkinin; 4 kadın mağdurdan ayda 18,148 USD (toplam 127,036 USD) ikincisinin; üç kadın mağdursan 14 ayda toplam 295,786 USD para kazandığını öğrendik. Ne yazık ki, seks sömürüsü ve kadın kaçakçılığı yeraltı yapılar olduğundan bu sektörle ilgili gerçek bilgilere ulaşmak mümkün değil. Ancak DÇÖ’nün (ILO: Dünya Çalışma Örgütü) verdiği bazı rakamlar şöyle:
Gerçek şu ki, porno, cinsel istismar ve seks kaçakçılığı birbirleri ile ortalama tüketicinin fark edebileceğinden çok daha yakın ilişkidedir.
(Alıntıdır) Ahmet Hakan Çakıcı Kaynak linki : http://ahmethakancakici.blogspot.com/2019/09/porno-siber-seks-ya-da-siber-dulluk1.html
submitted by hb10g17 to NofapTurkiye [link] [comments]


2019.05.07 12:18 erotikurunler Hot Yoğun Feromonlu Erkek Azdırıcı Jel Koku C-1261

Hot Yoğun Feromonlu Erkek Azdırıcı Jel Koku C-1261

https://preview.redd.it/zi4rppdslrw21.png?width=800&format=png&auto=webp&s=51eb60dc18d3e7c1d18358aa03e13eaae580868a
TELEFON & WHATSAPP İLETİŞİM VE SİPARİŞ HATTI : 0533 695 02 04

Hot Yoğun Feromonlu Erkek Azdırıcı Jel Koku C-1261

Hot Women Pheromone Gel. Kadınların kullanması için Erkeklerin dikkatini çektiren, aşk ve seks duygularını uyandıran jel feromon.
Feromon konsantrasyonunu arttırmak ve parfümleri desteklemek amacı ile üretilmiştir.
Hareketli ortamlarda kullanıma uygundur. Bütün dikkatleri üstünüze çeker.
Boyun, şakak ve bileklere birer damla yayarak sürülmesi yeterlidir..
Özel şişesinde ve kutusunda 15 ml ( e 0,5 fl. oz)
Made in Austuria quality.
submitted by erotikurunler to u/erotikurunler [link] [comments]


2019.05.07 11:18 erotikurunler Evelle Hilti 9 lu Bay Bayan Azdırıcı Bitkisel Cinsel Performans Arttırıcı Afrodizyak kapsül

Evelle Hilti 9 lu Bay Bayan Azdırıcı Bitkisel Cinsel Performans Arttırıcı Afrodizyak kapsül

https://preview.redd.it/ft4iuhj0brw21.png?width=500&format=png&auto=webp&s=8e0db2d6cb6092602e993f80fa97b79906ed2686

TELEFON & WHATSAPP : 0533 695 02 04

Evelle Hilti 9 lu Bay Bayan Azdırıcı Bitkisel Cinsel Performans Arttırıcı Afrodizyak kapsül
Bayan cinsel istek uyandırıcı özelliği olan, erkekler de erken boşalmayı geciktirici özelliğinde, cinsel duyguları uyarıcı, ereksiyonu sağlayıcı, sperm sayısını arttırıcı bitkisel hap.
kadınların seks isteğini uyandırır, daha şehvetli seks yapmasını sağlar, erkeklerde erken boşalmayı geciktirme, cinsel isteği uyarmak, ereksiyonu arttırma ve daha uzun süre sert kalmasını sağlayarak ilişki süresini uzatmak, birden fazla kez boşalma sağlayabilmesi için sprem sayısını arttırıcı özellikleri vardır.
Hitli Kapsül İçeriği: Cinnamomum Sp. Foeniculum Vulgare Zingiber Officinale Salvia Officinialis Lauris Nubilis Eugania Caryophyllata Matriciari Recutita Pimpinella Anisum
Hitli Kapsül Kullanımı: Yemeklerden 2 saat önce yada 2 saat sonra ılık suyla 1 adet alınız.
Uyarılar: Alkol ile beraber alınmaz. Kalp Damar Hastaları,Yüksek Tansiyon Hastalarının kullanmaması tavsiye edilir.Şeker Hastalarının kullanması önerilmez. Hamile veya Emziren bayanların doktor kontrolünde alması gerekmektedir.
submitted by erotikurunler to u/erotikurunler [link] [comments]


2019.04.30 12:27 erotikurunler Ziroll Epimedyum Seks Hapı 30 lu Kapsül

Ziroll Epimedyum Seks Hapı 30 lu Kapsül


Ziroll Epimedyum Seks Hapı 30 lu Kapsül
Ziroll Epimedium Ereksiyon Hapı. Erkeklerin cinsel gücünü, cinsel performansını arttırarak kadınların daha fazla mutlu edilmesini sağlayan, penisi sertleştirici, penisi kaldırıcı en çok satan cinsel güç arttırıcı marka.
CİNSEL EREKSİYON ÜRÜNLERİ - ZİROLL EPİMEDİUM TABLET DİYABET HASTALARINA UYGUN EREKSİYON HAPI ZİROLL EPİMEDİUM TABLET DİYABET HASTALARINA UYGUN EREKSİYON KAPSÜLÜ
ZİROLL EPİMEDİUM EREKSİYON SAĞLAYICI İLAÇ ÖZELLİKLERİ Erkekler için cinsel güç bir çok şeyden önce gelir ve bunu her seferinde yaşamak isterler. Dolayısı ile bu durum her birliktelikte yaşanılmak istenir. Ancak arada olabilecek olan aksaklıklar buna mani olmamalıdır. Bu hem sizi hem de partnerinizi üzebilir o yüzden sizlere sizi asla yarı yolda bırakmayacak olan çok etkili bir cinsel ilaçtan bahsetmek isteriz. Bu ilacın ismi ziroll epimedium tablet diyabet hastalarına uygun ereksiyon hapı dır. Gerçektende çok etkili bir üründür. Kullanımı sizler için olabilecek en etkili penis sertliğini ortaya çıkaracaktır. Aynı zamanda cinsel performansınızı da arttıracağını söylemek isteriz. Kutu içerisinde 30 adet tablet bulunmaktadır.
ZİROLL EPİMEDİUM CİNSEL PERFORMANS ARTTIRICI TABLET NASIL KULLANILIR Ziroll sertleştirici hap kullanımı cinsel ilişkilerden 40 dakika önce yapılmalıdır. Bu bünyeye göre değişiklik sağlayabilir. Kimisinde daha erken kimisinde 5-10 dakika daha geç etki verebilir. Ama en iyi sonuçları her zaman için bu ürün ile alabileceğinizden emin olabilirsiniz. Bol su ile tüketmeniz ve alkol ile almamanız tavsiye edilir.
ZİROLL SERTLEŞTİRİCİ SEKS HAPI FİYATLARI Ziroll sertleştirici tablet fiyatını en uygun rakamlara online alışveriş sitemizde bulabilirsiniz. Yılın her günü çeşitli kampanyalarımız ile sizlere hizmet sunmaktayız. Eğer ki sizlerde ucuz ereksiyon sağlayıcı ilaçlardan satın almak isterseniz bunu her daim online alışveriş sitemizden gerçekleştirebilirsiniz.
ZİROLL EPİMEDİUM CİNSEL PERFORMANS ARTTIRICI HAP YARARLARI VE ZARARLARI Paket içerisinde iki adet vardır ve iki koca gün size adeta doping etkisi verecektir. Cinsel performans arttırıcı cinsel ilaçlardan biridir. Cinsel mutluluğunuzu size tekrardan kazandırabilecek etkin ürünlerden biridir. Ereksiyonu güçlendirici etkileri sayesinde mükemmel bir penis sertliği yaşatır. Cinsel duyguları her daim en yüksekte tutar. Aynı zamanda erken boşalmayı geciktirici etkisi bulunmaktadır. 18 yaşından küçüklere tavsiye edilmez. Gün içerisinde iki kere kullanımını yapmayınız. Kuru ve serin bir yerde saklayınız.
İçeriği
Zencefil (%45), Epimedium sp., Panax Ginseng, Kişniş, Ginkgo Biloba ve Yenilebir Sığır Jelatini
Etiket: ereksiyon hapı, ereksiyon ilacı, seks hapı, erkek seks takviyesi, erkek azdırıcı, seks takviyesi, besin takviyesi, ereksiyonu uzatmak, ereksiyon hapları, cinsel ilişkiyi uzatmak, penis dikleştirici, penis sertleştirici, ereksiyou arttırıcı, cinsel güç arttırıcı, seks süresini uzatmak, erkek azdırıcı hap, erkekleri azdıran ilaç, seks gücünü arttırmak, seks ilacı, ereksiyon ilaçları,

Müşteri Destek Hattı : 0533 695 02 04

submitted by erotikurunler to u/erotikurunler [link] [comments]


2019.04.29 12:05 erotikurunler Asshole Azdırıcı Cinsel Uyarıcı Azdırıcı Anal Seks İsteği Arttırıcı hap

Asshole Azdırıcı Cinsel Uyarıcı Azdırıcı Anal Seks İsteği Arttırıcı hap


Assholle Azdırıcı Cinsel Uyarıcı Azdırıcı Anal Seks İsteği Arttırıcı hap

%100 bitki ve mineralden elde edilen Assholle yüksek teknoloji ile üretilmiş bitkisel bir çok güçlü afrodizyaktır.
Yetişkin kadın grubunun anal seks ve orgazm hazzını maksimum düzeye çıkararak daha enerjik ve daha uzun zevk almasına teşvik eder. Sevişmeye karşı kadını uyarır ve sevişme isteğini arttırır, sevişmeye odaklanmasını sağlar, Ayrıca Fransız erkeklerinin kadınlardan beklediği anal seksi istemelerine yol açar. Yani bu ürün hem bayan azdırıcı hem de anal seks isteği uyandırıcı ve arttırıcıdır.
Assholle kadınlarda dolaşım sistemini etkileyerek vajina bölgesinde ki ve anal bölgedeki kan akışının hızlanmasını sağlayarak o bölgede ki her dokunuşun her temasın büyük bir haz duygusu uyandırmasını, aşırı derecede zevk almasını ve bu sayede anal ve vajinal ilişkiyi istemesini ve anal ve vajinal orgazmın oluşmasını sağlar. Vücudun adrenalin salgılarını tetikleyerek daha aktif olmasını, hazzın artması ve performansın artması sayesinde partnerleriyle birlikte cinsel yaşamda çılgınca bir ilişki yaşanmasını sağlar. En soğuk olan kadının bile Hipofiz bezi salgısının sinir merkezine uyarıcı etki yaparak bastırılması imkansız bir cinsel uyarımı tetikler kadınların istemsiz bir şekilde seks istemesini ve seks yaparak boşalma gereksinimin duyulmasını sağlar.
klinik testler sonucunda kullanan kadınların %97 sinde kan dolaşımının hızlanması, sıcaklık duygusu, duyarlılık artışı, klitoris hiperinde aşırı sıvı oluşumu, anal ve vajinal blgelerde cinsel birleşme isteğinin artması , hareketlerde hızlanma ve isteklilik, bastırılması imkansız bir cinsel uyarım bilimsel litaratüre kaydedilmiş ve dünyada kabul görmüştür.
cinsel hayatınıza romantizm dolu şehvetli fantazi zevk anlayışını yeniden kazandırın
Özellikleri : 10 adet anal azdırıcı tablet
Kullanım Şekli ve Dozu : İlişkiye girmeden 20 dk. önce 1 tablet 1 bardak ılık su ile alınmalıdır. İsteğe göre toz haline getirilerek istenilen herhangi bir içeceğe katılıp iyice karıştırılarak da alınabilir.
Raf ömrü : 3 yıl
Uyarı : Hamile kadın ve emziren bayanlarda ürünün kesinlikle kullanılmaması gerekmektedir.
Erkekleri de etkilemektedir.

Müşteri Destek Hattı : 0533 695 02 04

submitted by erotikurunler to u/erotikurunler [link] [comments]


2019.04.17 10:20 KorinthosluHaberci Based ekşicuck (ekşi sözlük"efendi erkeğin eninde sonunda kazanacak olması" başlığından alıntıdır)

bir umutla buraya gelip, okumak istediklerini arayan efendi erkek, hiçbir cinsel organımı kazanmayacaksın, önce burda bir anlaşalım. ofansif veya değil, işin gerçeği budur sevgili kardeşim, kazanmayacaksın, "kazanmış" gibi hissettirilip, üzerine hayatının ihalesi bırakılacak, şimdiden kabullen veya uyanık olmaya başla ki sonradan ağzın yanmasın.
çokça bahsedilmiş, gerçekten kendi önüne bakmaya devam et. özellikle iş, kariyer ve geleceğin açısından. yirmili yaşlarındayken avuçların sıvazdan harap oldu, hala arşivin bilgisayarının gizli bir klasöründe duruyor ve her seferinde aynı yöntemle deneyip, sıçtıkça kadınlara lanet ediyorsun. hatanın yarısı kadınlardaysa, diğer yarısı da sendedir, bunu açık açık söyleyeyim. bunları okumak da kesinlikle işine gelmiyor, bunun da farkındayım fakat kendini kandırıp, gerçeklerden kaçtıkça daha rezil şekillerde sıçmaya devam edeceksin, bilesin.
yine yirmili yaşlarında o kızlar suratına bile bakmadı, seni bir çeşit hamamböceği, bir çeşit kımıl zararlısı gibi gördüler, yeri geldi taşak yaptılar, yeri geldi hesap kitlediler, yeri geldi eve, okula, hatta sevgililerinin evine servis yaptırdılar, evet bu onların huyu, onlara göre de çok normal ve tabii bir davranış, sen bunları hala hayallerde yaşayan minnoş zihnine yedirmeye çalışırken, o kızların hepsi, olabilecek en abuk subuk yerlerde, itin uğursuzun altında hayvanlar gibi inleyerek boşalıyor ve bundan da deli gibi zevk alıyorlar.
aklın hala kesmiyor olabilir, doğrudur. en hanım hanımcık dediğin, evinin kadını, çocuklarının anası yapmak istediğin kızlara gizli kapaklı yerlerde çok ayıp şeyler yapıyorlar. "yapmaz" deme, yapar; "etmez" deme, eder. o an sadece "öyle ister" ve yapar, hiçbir şey de yapamazsın.
okulu, askerliği bitirdin, görece iyi de bir işe girdin, ailen de biraz arka çıktı ve kendi ayaklarının üzerinde durmaya çabalıyorsun, harika. işe girdikten yaklaşık iki sene sonrasında, büyük değişimler geçirmeye başladın, para sayesinde yürüyüşün bile değişti, alım gücün sayesinde çok farklı, çok değişik bir "sen" olmaya başladın, yaşın da yavaş yavaş otuza yaklaşıyor. artık çocuk değilsin, ufaktan olgunluk belirtileri de var, dışarıda bunların olumlu dönüşlerini farkettiğin zaman için bir hoş oluyor, gayet güzel.
bir anda, insan kaynaklarından merve'nin sana daha bir farklı baktığını, sana apartmanda selam bile vermeyen komşu kızı gizem'in her sabah ve akşam güleryüzle seninle muhabbet etmeye çalıştığını, takıldığın mekanda tanıştığın gözde'nin saçma sapan geyiğini uzatmaya çabaladığını ve aile dostları vasıtasıyla tanıştırıldığın gamze'nin seni yiyecekmiş gibi kesmeye başladığını ve seneler önce seni aşağılayarak reddeden bahar'ın facebook messenger'daki "naber??? çok değişmişsin!:)" mesajını farkettin. içten içe götün kalktı ve istanbul'u yeniden fethetmiş gibi hissettin. ulan şu erkek egosu her şeyi yaptırır insana.
sevgili kardeşim, işini, ekmeğini eline alıp, tek başına düzenini kurmak isteyen erkeğe, toplumun, devletin, hükümetin ve halkın alerjisi vardır. yaptığın ya da yapacağın birikim ve elde edeceğin kaynağın önemli bir kısmını belirli şekilde bu düzene hibe etmek zorundasın. ayıp değil mi? neden hep kendini düşünüyorsun?
işyerlerinde, sosyal ve gündelik yaşamda, bekar adamın neden itin götüne sokulup çıkarıldığını belki biraz öğrenmişsindir. içinde bulunduğumuz toplum, herkesten ve her bireyden payını almak ister. yok öyle sadece kendine kazanıp, kendine yaşamak. en azından bunu yaşıtın olan bir dişi bireyle paylaşman gerekiyor. çünkü bekarsan, serserisin; potansiyel sapıksın, itsin, kopuksun ve zararlı bir bireysin. senden her türlü tehlike gelebilir. yersen.
konuyu gerektiği yere kadar dallandırdım sanırım, sadede geleyim, ikimizin de gazı çıksın, rahatlayalım. sevgili kardeşim, burada bahsedilen "önünde sonunda kazanmak" olayı, aslında merve, gizem, gözde, gamze ve bahar'ın biyolojik saatlerinin artık baya bir ilerlemiş olması ve gitgide yaşlanıp, çirkinleşmelerinden ötürü meydana geliyor. eskisi kadar taze ve güzel değiller; genç hemcinsleriyle rekabet edemiyorlar ve üzerlerindeki ilgi inanılmaz azalıyor. yirmi yaşındayken onlarca, belki de yüzlerce talibi olan bu hanım kızlar, bu dönemlerini hunharca partileyip, elin itinin, uğursuzunun altında meze olarak geçirdikten sonra, artık evlenip yavrulamak gereği duyuyorlar. çünkü bunu yapmazlarsa, onlarla ilgilenecek kimse olmayacak, ayrıca en başta aileleri olmak üzere, toplum tarafından ayıplanıp, aforoz edilecekler. bunu çok iyi biliyorlar.
tam bu esnada da devreye sen giriyorsun sevgili efendi kardeşim. doğru dürüst seks yapamamışsın, kadına olan açlığın, kazandığın paraya rağmen bas bas bağırıyor. hep iyi olmaya, insanlara saygılı olmaya çalıştın, hatta hayatındaki çoğu önemli kararı alırken dahi vicdanına kulak verdin. büyüklerine saygılı, küçüklerine sevgi dolu oldun. para da kazanıyorsun, hep o "özel kadını" bekleyip durdun. bir de bakmışsın ki o "özel kadın" aslında tam da dibindeymiş! bak sen şu işe. ne kadar da şairane. aynı romantik komedi filmlerindeki gibi. bahsettiğim tüm bu şeyleri, o kadınların hepsi it gibi biliyor ama bunu sana sezdirmiyorlar orası da apayrı başlık konusu.
hayatının daha önceki kısmında, lisede, üniversitede ve diğer zamanlarda kadınlarla ilişkilerin nasıldı efendi kardeşim? şimdi burası da önemli. yine açık konuşacağım. hayatında, kadınlar sana daha önce saygı duymadıysa, kötü bir haberim var kardeşim: muhtemelen bundan sonra da duymayacaklar.
bir anda "değişen" ilişkiler, kısa bir flört, "paket program halvet, ertesi sabah beni affet" modu, sahiplenme safhalarından sonra, bekaret konusunu açacaksın ama yüzüne bakmağa kıyamadığın o "özel kadına" bunları yakıştıramayacaksın. hadi yakıştırdın, "özel kadının" sana bekaretin beyinde olduğunu, hangi çağda yaşadığını sorup, öfkelenecek ve seni bırakıp gitmekle tehdit edecek. seni suçlu hissettirdi, ipleri eline aldı ve aynı anda kendini gökten düşmüş bir meleğe çevirdi. sen de sesini çıkarmadın. çıkarmak da istemedin. sonrası malum: söz, nikah, düğün (belki çocuk) ve geçimsizlikler, kavgalar, sancılı bir boşanma ve kapanış.
sevgili efendi kardeşim, seni bir anda çok tatlı bulmaya başlayıp, seni ilgi odağı yapan o hatunlar var ya? o hatunlara yirmi yaşındaki gençliklerini ve güzelliklerini tekrar geri ver, seni yine siktir eder, yine altına girdikleri o itin, uğursuzun peşine giderler, seni temin ederim. artık ayağa düştükleri için, zamanında reddettikleri adamların kıymetini biliyormuş gibi davranmak, onlar için çocuk oyuncağı. sana öyle bir yedirirler ki ruhun bile duymaz.
güldük, eğlendik ama ev kirasını, elektrik, su, telefon, elbiseler ve makyaj malzemesi giderlerini kim ödeyecek? tabii ki de sen ödeyeceksin efendi kardeşim? zaten o hatun bunun için geldi sana? seninle ilgilenmiyor, faturaları ödeyecek, maddi ve toplumsal ameleliği yükleyebileceği bir keriz arıyor. o da sensin efendi kardeşim.
sevgili efendi kardeşim, üzülerek söylüyorum ama sen kadınlar için sosyal bir yükümlülüksün sadece. toplum, evliliğe ve aileye bu kadar önem verip, yüceltmeseydi tangasında bile olmazdın. o yüzden kendine çeki düzen ver, uyanık ol. devir efendilik devri değil, ağır orospu çocuklarının devri.
ha, sen buna "kazanmak" deyip, tekrar gözlerini kapatırsın, orası senin bileceğin iş. "kazanmak" ha? hassiktir lan ordan...
submitted by KorinthosluHaberci to turkincel [link] [comments]


2019.04.03 20:44 mad500 Altyazılı Porno

İDEAL CİNSEL İLİŞKİ SIKLIĞI DEĞİŞKEN BİR KAVRAMDIR... İdeal cinsel ilişki sıklığı kavramı yerine, çiftin cinsel uyumluluk ve cinsel sıklık konusunda her iki tarafta da kabul ettiği bir anlaşmaya odaklanmak önemlidir. Cinsiyet sıklığı her birey ve çift üre için değişir. Bu nedenle, düşüncenin aksine, tek bir doğru cevap yoktur... Çiftlerin cinsel ilişkiye girme arzusuna ve arzusuna bağlı olarak, ülkemizde sonuç, haftada iki kez ortalama olarak seks yapan çiftleri gösterir ve bu normal ve normal bir sonuçtur... SEKS OYUNCAKLARI İLE SEKS HAYATINIZI RENKLENDİRİN... Cinsel fanteziler ve cinsel yaşamı renklendirmek için kullanılan Seks Oyuncakları genellikle altyazılı porno suçluluğa neden olur. Cinsel fanteziler ve seks oyuncakları, vazgeçilmez cinsellikten biri, aşırıya kaçmadığı, kimseye zarar vermediği ve zevkli bir cinsel yaşamın işareti olduğu sürece tamamen normal ve sağlıklıdır... Bununla birlikte, insanlar, büyüdüğünden beri aşılanmış olan cinsel değer yargılarıyla cinsel davranışlarını sınırlamaya yöneliktir. Cinsel davranışları gerçekleştirmeyi bırakın, onları hayal etmek zordur. Bununla birlikte, cinsel fanteziler ve seks oyuncakları, insanların hayal gücünü sınırlamayan ve sınırlamayan yaratıcı motifler olarak bilinir. Doğal cinsel gelişmenin yanı sıra, cinsel hayata eklenen hemen hemen her şeye Seks Oyuncakları denir. Basitçe, bir seks oyuncağı, çiftlerin keyfini arttırmak için cinsel hayata katılan herhangi bir nesne... Bu nedenle cinsel hayatınıza Seks Oyuncakları dahil etmek önemlidir. Bu amaçla, benwa, toplardan kelepçelere, silikon dildodan elektrikli vibratörlere, çiftlerin cinsel yaşamlarına kadar çeşitli Seks Oyuncakları ekleyebilir. Ancak seks oyuncakları, seks ortakları yerine kullanılamaz, sorunlu cinsel yaşam düzelemez ve cinsel işlev bozukluğu unutulamaz. Seks oyuncaklarını sorumlu ve dikkatli kullanmak da çok önemlidir... Bu amaçla kullanılacak erotik çiftleri birlikte seçmeleri önemlidir. Çünkü cinsellik ve cinsel zevk, malzemeyi kullanmak için iki kişinin onayı ile artar. Biri diğerinin kabul etmediği bir malzeme Altyazılı Porno kullanmak istiyor, ancak diğeri cinsel yaşam zevkini kullanmak istiyor olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, sonuç, seks oyuncaklarının kullanımının ülkemizde hala bir tabu olarak görüldüğünü ve çiftleri korkuttuğunu göstermektedir. ERTESİ GÜN, HAPLARA OLAN TALEP ARTIYOR... Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve gebelikten korunma, erkeğin yanı sıra kadının sorumluluğundadır... Planlanmamış bir gebelik kürtaj ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla sonuçlandığı için, çift travmanın önemli bir nedeni olabilir. Bununla birlikte, ülkemizde çoğunlukla kadınlara koruma yöntemleri hakkında eğitim verilmektedir. Bu, konunun sadece kadınlarla ilgili olduğu çok yanlış bir algı. Bununla birlikte, doğru koruma yöntemleri için, çiftlerin birlikte hareket etmesi ve doktor desteği gerekir. Korumanın hangi tarafı daha kolaydır, bireysel faktörlere göre değişir. Sonuçlar, hekimlerin asla tavsiye etmediği ve istenmeyen gebeliklere yol açan" geri çekilme " yönteminin sıklıkla kullanıldığını göstermektedir. Bu, tüm konularda olduğu gibi, çiftlerin koruma yöntemleri hakkında yeterince bilgilendirilmediğini göstermektedir. Buna ek olarak, prezervatif gözyaşı, boşalma gibi alkol korumasız ilişkiler, doğum kontrol yöntemleri veya tecavüz uygulamalarındaki sorunlar gibi istenmeyen ilişkilere maruz kalmaktadır veya doğum kontrolünün başka bir yöntemi bir aksilik olduğunda kullanılır, ertesi gün ek bir yöntem olarak son yıllarda tercih edilebilir. ÖN SEVİŞME VE ÖN SEVİŞME ZAMANININ ÖNEMİ BİLİNMEMEKTEDİR... Cinsel ilişki, birbirleriyle ilgilenen ve birbirlerini birlikte seven iki kişi tarafından her türlü cinsel davranışı içerir. Cinsel ilişkiden boşalma veya orgazm aşamaları ilk dokunuşun tamamını oluşturur. Cinsel davranış spektrumunun bir ucunda duygusal veya fiziksel bir stimülasyon vardır ve diğer ucunda seks ile manevi ve fiziksel bir tatmin vardır. Cinsel davranış aralığı ne kadar geniş olursa, daha zengin, daha fazla cinsel zevk olabilir ve farklı olabilir. Kadınların ve erkeklerin daha yoğun cinsel zevklere sahip olmak için ön sevişme ile seks yapmak için birbirlerini hazırlamaları önemlidir. Dokunma, okşama, öpüşme, sürtünme, masaj ve cinsel arzuyu artıran ve daha keyifli hale getiren diğer şehvetli faaliyetler tüm iletişim ön sevişmeyi oluşturur. Ortakların fizyolojik ve psikolojik hazırlık süreci olarak ön sevişme cinsel ilişki dikkat çekiyor. Kısa süreli ön sevişme cinselliği Altyazılı Porno olumsuz yönde etkileyebilir, bu nedenle ön sevişme süresinin çiftlerin cinsel tatmin yaşayacak kadar uzun olması önerilir. Bu yüzden iyi ve yeterli bir ön sevişme, bir kadının eteği gibi olmalı, dikkat çekici olacak kadar kısa, ihtiyacınız olanı karşılayacak kadar uzun olmalıdır... Seks aceleye getirilmemeli... Ortalama olarak 20 ila 30 dakika seks yapmalıdır... Çünkü cinselliğin %90'ı zevke dokunmayı ve zevke dokunmayı içerir, bu da sevişmek anlamına gelir. Penisin kalan %10'u vajina Derneği olarak bilinir. İyi ve yeterli ön sevişme çiftler kendilerini ve ortaklarını keşfetmek ve daha memnun olabilir. Bu açıdan bakıldığında, anket ülkemizde iyi bir ön sevişme yapıldığını göstermektedir. Erken boşalma, ön sevişme süresini uzatarak ve erken boşalmadan erektil problemlere, orgazma yetersizlik ve cinsel uyarılma bozukluklarına kadar birçok cinsel işlev bozukluğunun içeriğini değiştirerek iyileştirilebilir. Uzun süreli ilişkiler, çiftlerin cinsel ilişki nitelikleri fazla değişmez, ön sevişme süreleri ve davranış çeşitliliği genellikle azalır. Bu, cinsel ilişki monotonluğuna, cinsellikten alınabilecek birçok zevkin yok olmasına yol açabilir. ANAL SEKSİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI... Anket, her iki kişiden neredeyse birinin hayatlarında bir noktada anal seks yaşadığını ve aslında bu durumun ülkemizin gerçekleri göz önüne alındığında çarpıcı bir resim ile sonuçlandığını gösteriyor. Bununla birlikte, karşıt ilişki olarak bilinen anal seks, erkek cinsel organının anüs bölgesine girmesiyle ortaya çıkan ve insanlık tarihi boyunca tartışılan bir konu olmaya devam eden bir ilişki biçimidir. Anal ilişki, anüs döneminde penisin posterior yerleştirilmesi olarak adlandırılır. Anal ilişki sadece erkekler (livata) arasında uygulanmakla kalmaz, heteroseksüel çiftler arasında anal seks farklılıkları olmak isteyenler arasında tercih edilebilir. Çünkü bir kadındaki erkekler için en kışkırtıcı faktörlerden biri kalça bölgesi dikkat çekiyor. Popodaki güzel kadınlar genellikle erkekler için büyük ilgi odağı olabilir. Anal seks tercih eden birçok erkek, kalçaların estetiği ve heyecanı nedeniyle bu ilişki stiline dönüşebilir. Teknik olarak, anal seksle hamile kalmaz. Bununla birlikte, anal seks mikroplarla kolayca enfekte olabilir, vajina hastalığını temizlemeden rektumdan penisin vajinaya yerleştirilmesi mümkündür. Buna ek olarak, çok nadiren, boşalmadan sonra, meni anüsten vajinaya kayabilir ve gebelik olarak bilinen olaya atlayabilir. Bu nedenle, her ilişkide hem gebelikten korunma hem de anal veya vajinal prezervatif için sağlıklı cinsellik önerilir. PORNO SEÇİMİ Mİ? Porno filmleri, kendileri ya da ortakları ile yetişmek zorunda kalan ya da cinsel yaşamlarının olağandışı hale geldiğini fark eden çiftler için uyarıcı, uyarıcı, uyarıcı ve destekleyici bir işlev olarak hareket edebilir. Porno filmleri, diğer çiftlerin sevişmeye nasıl başladıklarını, nasıl devam ettiklerini, ne yaptıklarını merak ettikleri her şeye cevap bulabilecekleri yerlerdir... Porno filmleri monoton cinsel karşılaşmalara renk katabilir ve ilişkileri canlandırabilir ve yenileyebilirler. Çiftler porno filmlerinde yeni şeyler görebilir, öğrenebilir ve cinsel yaşamlarına aktarmak için aralarında uygun olanları seçebilir. Anket çalışması, porno filmlerinin ülkemizde sık sık izlendiğini gösteriyor. Full Porno ve seks hayatı daha heyecanlı, keyifli, tatmin edici ve tatmin edici hale gelebilirse, bu, izlenen porno filmin çiftin cinsiyeti üzerinde olumlu bir etkisi olduğu anlamına gelmez. Çünkü cinsellik öğrenilebilen ve geliştirilebilen davranışlardan oluşur. Ama porno filmleri çift kenarlı bıçaklar gibidir... Porno dergileri, porno filmleri, özellikle internet porno çift ilişkisi büyük sorunlara neden olabilir. Pornografinin bir ilişkide neden olacağı sorunların başında, kıskançlık ve gerçekçi olmayan beklentiler, eşe karşı arzunun azalması ve eşle zaman çalması gelebilir. Porno, Porno ile cinsel bilgi eksikliğini tamamlayan çiftlerin yanlış algı ve düşünceleri alma şansını artırabilir. Bazı çiftler, porno filmlerinde gerçek olarak ne izlediklerini algılayabilir ve bunu başarmak, cinsel standartları fark etmeden gerekli olmayan koşullara neden olabilir. Porno filmlerindeki erkek ve kadın aktörlerin zevk, abartılı sesler ve eşzamanlı orgazm beklentileri değiştirebilir. Buna ek olarak, dev penisler vücudun kadın ve erkek algıları üzerinde olumsuz bir etkiye neden olabilir.



submitted by mad500 to 1xpornoizle [link] [comments]


2019.02.12 14:13 avcilaresc sisli oral escort dunyadaki detayli kaynak 12/02/19

Daha sonrasında dünyadaki sisli oral escort İngilizce kanatları araştırırken Aslında Bununla ilgili çok daha fazla çok daha detaylı kaynak buldum. Onu farkettim En sonunda da iki tane tıp öğrencisinin yapmış olduğu bu pek konuşmasını gördüm. Ve Gıybet Time en sıkıcı insan bu kadar hassas bir konu ki bunun farkındayım ve bu oral sisli escort seks yazı çekerken de gerçekten kelimelerimi seçerek konuşmaya çalışıyorum. İlk önce şunu söylemek istiyorum. Aslında kızlık zarı bakireliğin direkt bir kanıtı olarak görünüyor.
Ancak bu ne kadar gerçek bilimsel olarak araştırmalara baktığımız zaman gerçekten bu doğru bir yöntem mi veya kullanılması gereken bir yöntemdir. Ve veya yöntem olmalı mı Bununla ilgili sisli oral escort biraz bir konuşmak istedim aslında… Daha sonrasında da Bize öğretilen bu tabularla yaşamımızda değil de notaları gerçek mi değil mi diye sorgulamamız da yardımcı olur diye düşünüyorum.
Bakirelik hem toplumlar hem de dinler tarafından kadınların cinselliğini kontrol altında tutabilmek için Aslında çok uygun bir yöntem olarak görünmüş. Kızlık zarı ile ilgili onlarca senedir gelen ve devam eden iki farklı MİT var. Bunlardan birincisi Kadınlar ilk vajinal ilişkiye girdiği zaman kızlık zarı yırtılır. Ve kanar Yani aslında bir başka deyişle İlk gecede çarşafta kan yoksa o kişi bakire değildir.
  1. mi temiz değilse kızlık zarı ilk birleşme sonrasında direkt yırtılıp Karaca düşünüldüğünden dolayı ortadan kaybolduğunu veya çok büyük bir değişim olduğunu düşünebiliyoruz. Ve Aslında bu iki MİT'e bakarak sonucunda şu anlaşılıyor.
    Biz bir kadının bakire olup olmadığını genital bölgesine sisli escort bakarak bekaret testi yaptırarak anlayabiliriz.

submitted by avcilaresc to u/avcilaresc [link] [comments]


2019.01.19 20:59 avcilaresc Avcılar Olgun Escort-1

Avcılar Olgun bir kadınla seks yapmak ne kadar da baştan çıkarıcı bir şeydir. Bunu daha önce tecrübe edeniniz oldu mu?
Sanırım bir erkeği ve bedenini benden daha iyi tanıyan pek az Avcılar olgun escort vardır gece hayatında. Mutluluk saçan, anlayışlı, erkeğin hakimiyet kurmasına izin veren birisiyim. Yatakta çok yönlü olduğum söylenebilir. Bunu sizin zevkiniz belirler.
Bazı erkekler kontrol sende olsun diyor. Onlara bir nevi olgun sahibe meziyetlerimi göstermemi istiyorlar. Kimileri ise daha kuralsız ve hakimiyetin kendilerinde olduğu sert cinsel ilişkiye girmek istiyorlar. Bunların hepsine uyum sağlayabilirim. Biliyorum fiziğimi çok merak ediyorsunuz.
Olgun kadınların diri vücudu olması gerektiğine inanıyorsanız ben onlardan bir tanesiyim. Balıketli hafif buğday tenliyim. Kültürlüyüm. Kendimi yetiştirmiş birisiyim. Sohbetlerimiz ve beraber geçireceğimiz zamanın da en az cinsel ilişkimiz kadar heyecan verici olduğunu hayal eder misin? Bu hayal aklını başından alacağım anlamına geliyor.
submitted by avcilaresc to u/avcilaresc [link] [comments]


2019.01.15 02:27 fragmanlife Yasak Elma Dizisi Konusu ve oyunculari

Yasak Elma Dizi Konusu; Zeynep (Sevda Erginci) ve Yıldız (Eda Ece) birbirine çok düşkün ama hayalleri birbirinden tamamen farklı olan iki kardeştirler. Yıldızın hayatı sosyetenin kraliçesi Ender Argunla (Şevval Sam) tanışınca değişir. Ender, Yıldızı kocası Halit Argundan (Talat Bulut) kurtulmak için kullanmaya karar vermiş ve Yıldıza hayatının teklifini sunmuştur.
Yıldızın hayatında bunlar olurken, Zeynepin çalıştığı firma Alihan Taşdemir (Onur Tuna) tarafından satın alınır. Alihan son derece kibirli, ukala, zengin bir iş adamıdır. Zeynep ve Alihanın zıtlıkları kısa zamanda bir etkileşime dönüşür. Zeynepin bilmediği şey ise Alihanın Halitin ortağı ve ikinci karısının kardeşi olmasıdır.
Yıldızın vereceği karar sadece kendini değil Zeynepi de etkileyecektir.
Yasak Elma dizidi oyuncuları;
Halit Argun (Talat Bulut) Ender Argun (Şevval Sam) Alihan Taşdemir (Onur Tuna) Yıldız Yılmaz (Eda Ece) Zeynep Yılmaz (Sevda Erginci) Zehra Argun (Şafak Pekdemir) Caner Çelebi (Barış Aytaç) Şengül Doğan (İrem Kahyaoğlu) Sinan (Kıvanç Kasabalı) Zerrin Taşdemir (Nilgün Türksever) Erim Argun (İlber Kaboğlu) Lila Argun (Ayşegül Çınar) Lal Uzun (Tuğçe Koçak)
Talat Bulut kimdir? Halit Argun Talat Bulut Talat Bulut Halit Argun Türkiye’nin en zengin adamlarından biridir. İyi, çalışkan ve saygın bir iş adamıdır. Tek sorunu çapkınlığıdır. Güzele, gençliğe çok meraklıdır. Yanında hep bakımlı ve güzel bir kadın görmeye alışmıştır. Evli olduğu kadınlara boşanırken tek kuruş vermeyen, mücevherleri bile kendi özel kasasında korumaya alan garantici biridir. Kadınların ilgisi olmadan yaşayamaz ve kadınlar tarafından ilgi görmek ve sevilmek ister.
Talat Bulut Kimdir?
Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, seslendirme sanatçısı Talat Bulut, 23 Mart 1956 yılında Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdu. Eğitimini, Hacettepe Üniversitesi, Elektronik Mühendisliği bölümünde sürdürürken 2. sınıfta yarıda bırakan Talat Bulut, sanat yaşamına 1975 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Dimitrov adlı oyunda sahneye çıkarak başladı. Uzun süre AST bünyesinde çalışan sanatçı, Türkân Şoray'ın teşvikiyle kamera karşısına geçerek Hazal filmiyle sinemaya adım attı. Bir dönem Türk sinemasının üretkenliğinin azaldığı süreçte etkinliklerine ara verdi. Kaliteli filmlerde oynamayı tercih eden Talat Bulut; halen sinema ve dizi filmlerde rol almanın yanı sıra seslendirme çalışmaları da yapmaktadır. Geniş izleyici kitlesiyle tanışmasına neden olan film Manisa Tarzanı'dir.
Talat Bulut'un Oynadigi Diziler Yasak Elma / Halit / 2018 Göç Zamanı / Yılmaz / 2015 Göç / Yılmaz / 2012 Kasaba / Mümtaz / 2009 Annem / Musa / 2007-2008 Saklambaç / Coşkun / 2005 Aşk Olsun / Timur / 2003
Talat Bulut'un Oynadigi Filmler Vezir Parmağı / 2016 Mucize / Mahir / 2014 Mutluluk / İrfan / 2007 Melekler Evi / Ahmet / 2000 Abuzer Kadayıf / Abdo / 2000 Cemile / 1996 Manisa Tarzanı / Ahmet Bedevi / 1994 Herşeye Rağmen / Hasan / 1988 Buralı Olmayan Biri / 1988 Kurtar Beni / Salih / 1987 Yunus Emre / Yunus Emre / 1986 Yapayanlız / 1986 Su / Merdan / 1986 Son Urfalı / Şehmuz / 1986 Prenses / Talat / 1986 Kuyucaklı Yusuf / Yusuf / 1985 Kurbğgalar / Ali / 1985 Karanfilli Naciye / Tarık / 1984 Firar / Mahmut / 1984 Fidan / Engin / 1984 Derman / Tahsin / 1983 Çayda Çıra / Yusuf / 1982 Yaşamak Seninle Güzel / Aydın / 1982 Göl / Hasan / 1982 Yılani Öldürseler / Ali / 1981 Takas / 1980 Beni Böyle Sev / Murat / 1980 Hazal / 1979
Şevval Sam kimdir? Ender Argun Şevval Sam Şevval Sam Ender Argun Sosyetik tanımının sözlükteki gerçek karşılığı ve tam bir cemiyet kadınıdır. Güzelliğinin doruğundayken de Halit Argun gibi çapkın, evli ve milyarder iş adamının yanına sekreter olarak girmeyi başarmıştır. Enerjisi, becerisi, çalışkanlığı ve kadınlığıyla da yıllardır hayalini kurduğu hayata Halit’ten hamile kalarak ve bunu bir süre gizleyerek kavuşmuştur. Paraya ve güce aşıktır.
Şevval Sam Kimdir?
11 Kasım 1973 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Annesi şarkıcı Leman Sam, babası Selim Sam'dır. İlk ve ortaokulu Etiler’deki Hasan Ali Yücel İlkögretim Okulu'nda okumuştur. Zincirlikuyu İnşaat Teknik ve Yapı Meslek Lisesi Restorasyon bölümünden mezun olmustur. Üniversiteyi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde okuyarak bitirmiştir. 1993 – 1998 yilları arasında oynayan "Süper Baba" adlı dizideki rolüyle büyük beğeni toplamıştır. Şevval Sam 2006 yılında yayınladığı "Sek" adlı stüdyo albümüyle müzik kariyerine adım attı. 2007 yılında "Istanbul's Secrets" adlı 2. albümünü, 2008 yılında "Karadeniz" adlı 3. stüdyo albümünü çıkarmıştır. Sam, 2010 senesinde 70'lerin arabesk sarkılarını kendine has tarzıyla, yorumladığı "Has Arabesk" albümünü çıkardı. Arabesk müziğinin karakterine uygun olarak hiçbir elektronik enstrümanın kullanılmadığı albümde, Orhan Gencebay'dan, Ferdi Tayfur'a, Gülden Karaböcek'ten, Esengül ve Müslüm Gürses'e kadar dönemin ikon haline gelmiş arabesk sanatçılarının, arabesk tarihinde iz bırakmış, şarkılarına yer verilir. Birçok dizide rol alan Şevval Sam, ayrıca reklam filmlerinde de rol aldı.
Şevval Sam'ın Oynadığı Diziler Yasak Elma / Ender / 2018 Bodrum Masalı / Yıldız / 2016 Kara Kutu / Adalet / 2015 Acayip Hikayeler / 2012 Yalan Dünya / 2011 Derman / Derman / 2008 Yaşanmış Şehir Hikayeleri / Ece / 2006 Çocuğun Var Derdin Var / Zeynep / 2004 Müjgan Bey / Müjgan / 2004 Yıldızların Altında / Türkan / 2002 Karaoğlan / 2002 Gülbeyaz / Gülbeyaz / 2002 Aşkın Dağlarda Gezer / Kajal / 1999 Feride / Feride / 1996 Süper Baba / Deniz / 1993
Şevval Sam'ın Oynadığı Filmler Black Horse Memories / 2015 Yüreğine Sor / 2009 Siyah Beyaz / Ayten / 2009 Yaşamın Kıyısında / 2007 Martılar ve Istanbul / Pınar / 2000
Onur Tuna kimdir? Alihan Taşdemir Onur Tuna Onur Tuna Alihan Taşdemir İstanbul’un en gözde ve en yakışıklı bekarıdır. Gittiği her yerde dikkatleri üzerine toplar. Kadınlar etrafında pervanedir. Mükemmeliyetçidir, asla hata kabul etmez. İşinde acımasızdır, ikinci bir şansı asla vermez. Hayatta değer verdiği ve güvendiği kişiler azdır. Acımasız görünmekten hoşlanır. İnsanların ondan çekinmesini ister.
Onur Tuna Kimdir?
Onur Tuna, 16 Temmuz 1988 tarihinde Çanakkale’de doğmuştur. 9 Eylül Üniversitesi Iktisat Fakültesi'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Ege Üniversitesi Konservatuvar'ında Sanat Müziği ses eğitimi de almıştır. Gitar çalmasını bilen Onur Tuna’nın "Acın Verdi" ve "Tıpkı Sen" şarkıları dışında 70'e yakın şarkısı vardır. 1,95 boyunda olan Onur Tuna, ortaokul yıllarından itibaren lisanslı voleybol ve basketbol oynamıştır. Ortaokul ve lise yıllarında tiyatro oyunlarında yer almaya başlayan Tuna, İzmir’de üniversite okurken 4 yıl profosyonel mankenlik yaptı. İzmir Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimi aldı. Senaryosunu Mahsun Kırmızıgül’ün yazdığı 2011 yılında yayınlanan “Hayat Devam Ediyor” adlı dizide Sıraç Bakırcı karakterini canlandırdı. 2014 yılında başrolleri Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek’in paylaştığı “Bir Küçük Eylül Meselesi” adlı sinema filminde rol aldı. 23 Aralık 2014 tarihinde yayınına başlayan Bir Osmanlı Polisiyesi olan “Filinta” adlı dizide "Filinta Mustafa" karakterini canlandırmıştır.
Onur Tuna'nın Oynadığı Diziler Yasak Elma / Alihan / 2018 Cesur Yürek / Ömer / 2016 Filinta "Bin Yılın Şafağında" / Mustafa / 2015 Filinta " Bir Osmanlı Polisiyesi" / Mustafa / 2014 Hayat Devam Ediyor / Sıraç / 2011-2012
Onur Tuna'nın Oynadığı Filmler Bir Küçük Eylül Meselesi / Atıl / 2014
Eda Ece kimdir? Yıldız Yılmaz Eda Ece Eda Ece Yıldız Yılmaz Gencecik yaşına rağmen hayatından sıkılmıştır. Ona göre mutluluğun anahtarı zengin bir koca bulup evlenmek ve lüks içinde bir hayat yaşamaktır. Sosyeteye ve lüks insanlara hayranlık duyar. Yıllar sonra Ender’in teklifiyle hayatının değişebileceğini anlayıp, aklını Halit’i tavlamak ve onun karısı olabilmek için kullanacaktır.
Eda Ece Kimdir?
20 Haziran 1990'da İstanbul'da doğmuştur. Şişli Terakki Lisesi ve ardından İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdikten sonra, Sanat Tarihi üzerine ders aldı ve bir galeride çalışmaya başladı. Ayrıca okul yıllarında tiyatro kollarına üye olan ve oyunlarda görev alan Eda Ece, bir gün oynamış olduğu bir tiyatro oyununda menajer Tümay Özokur'un dikkati çekerek oyunculuk teklifleri almıştır.
Eda Ece'nin Oynadığı Diziler Yasak Elma / Yıldız / 2018 Ali Ekber Cevahir / Eda / 2017 İlişki Durumu: Karışık / Elif / 2015 Beni Böyle Sev / Zeyno / 2013-2014 Pis Yedili / Günçiçek / 2011-2013 Aşkın Mucizeleri / 2004 Mihriban / 2002
Eda Ece'nin Oynadığı Filmler Deliha 2 / 2018 Yol Arkadaşım / Aysun / 2017 Salur Kazan: Zoraki Kahraman / 2017 Mahrumlar / Ela / 2016 Kocan Kadar Konuş: Diriliş / Ceren / 2016 Görümce / Deniz / 2016 Deli Dumrul / 2016 Kocan Kadar Konuş / Ceren / 2015 Kızım İçin / Tuba / 2013 Mahpeyker Kösem Sultan / 2010
Sevda Erginci kimdir? Zeynep Yılmaz Sevda Erginci Sevda Erginci Zeynep Yılmaz Yıldız’ın iki yaş küçük kız kardeşidir. Yıldız kadar gösterişli ve süslü değildir. Daha doğal, yaşının gerektirdiği gibi olan bir kızdır. Zeynep’te insanları etkilen şey karakteridir. Dürüst, çalışkan, akıllı, idealisttir. Haksızlığa gelemez. Karşısında patronu da olsa, ortada bir haksızlık varsa bunu söyler. Lafını esirgemez, korkmaz. Çok akıllı ve beceriklidir.
Sevda Erginci Kimdir?
Sevda Erginci, 3 Ekim 1993 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. 15 yaşından itibaren oyunculuk ve tiyatro ile ilgilenen Sevda Erginci'nin tiyatro ile ilk buluşması Semaver Kumpanya'da çocuk tiyatrosunda "Paki ve Sevgi Çiçekleri" oyunu ile olmuştur. 1,5 yıl oyunculuk eğitimi almıştır.
Sevda Erginci'nin Oynadığı Diziler Yasak Elma / Zeynep / 2018 Ver Elini Aşk / Ayperi / 2017 Hayat Bazen Tatlıdır / Sevda / 2016 Karagül / Ayşe / 2013-2015 Veda / Lamia / 2012 Koyu Kırmızı / Ayşe / 2012
Sevda Erginci'nin Oynadığı Filmler Uzaklarda Arama / Nazlı / 2015
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.14 04:24 avcilaresc Avcılar Kızıl saçlı Escort Vip hizmetleri ile siz değerli beylerin kalbini çalmaya geliyor 05/12/18

Avcılar Kızıl saçlı Escort Vip hizmetleri ile siz değerli beylerin kalbini çalmaya geliyor ve 24 yaşında gencecik bayan olmam ile sizleri çıldırtacağım.
Avcılar escort kadınların sevdiği tüm yapılabilir seks çeşitlerini burada topladık.
Avcılar Escort kadınların çeşitleri : Esmer, sarışın, kızıl saçlı , beyaz tenli ,kumral gibi bir kategori de görmeniz mümkündür.
Küvetin üstüne yalan söylemek istiyorsan Bölüm IV denemesinde mutlu bir fikir görmek istediğim belli belirsiz bir fikrim var.
Gerçekten önemli olan tek şey evet, endişeleniyorum en güzel günüm ama daha kötüsü olabilirdi hesap olabilirdi.
Bekar bir anne sadece en kötü zamanını geçiriyor, şimdi parti vaktinden daha fazla ne söyleyebilirim diye endişeleniyorum, endişelendiğini merak ediyorum.
submitted by avcilaresc to u/avcilaresc [link] [comments]


2018.11.28 23:39 akunal reply

Tevbe 5: Bu ayetten şikayetiniz herhalde müşrikleri nerede bulursanız öldürün demesi. Bütün müşrikleri kastetseydi hak verirdim ama önceki ayetlere bakarsak sadece yapılan anlaşmaları bozan müşrikleri kapsadığını anlayabiliriz.
1: Allah ve Resûlünden, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarıdır.
2: (Ey anlaşmalarında durmayan müşrikler!) İşte size fırsat! Bu günden itibaren yeryüzünde dört ay süreyle istediğiniz gibi dolaşıp elinizden gelen her türlü hazırlığı yapın; fakat bilin ki, hiçbir şekilde Allah’a karşı koyamaz ve O’nun kudretinden kaçıp kurtulamazsınız. Hiç şüphesiz Allah, kâfirleri rüsvay edecektir.
3: Ve, Büyük Hac gününde Allah ve Rasûlü’nden insanlara bir duyurudur bu: Muhakkak ki, Allah’ın ve aynı zamanda O’nun Rasûlü’nün (anlaşmalarında durmayan) o müşriklerle hiçbir alâkası kalmamıştır. Fakat (ey müşrikler), eğer tevbe eder de mevcut tutumunuzdan vazgeçerseniz, bu elbette hakkınızda hayırlı olandır. Yok, yine yüz çevirmeye devam edecek olursanız, şunu iyi bilin ki, asla Allah’a karşı koyabilecek, O’ nun kudretinden kaçıp kurtulabilecek değilsiniz. (Ey Rasûlüm!) Küfürde ısrar edenleri pek acı bir azapla müjdele!
4: Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.
5: Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Maide 51: Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Bu konuda Said Nursi’nin açıklamasını kullanacağım.
“Âyette geçen "Yahudi" ve "Hıristiyan" kelimeleri türevdir. Bu kelimelerin kaynağı ise “Yahudilik” ve "Hıristiyanlık"tır. Âyetteki hüküm türev üzerine bina edildiği için kâide gereğince Yahudi ve Hıristiyanlar, dinleri için, dinlerini yansıttıkları için sevilmez. Yahudilik ve Hıristiyanlık açısından onlarla dostluk kurmak ve onları sevmek haramdır. Öyleyse mühendislik, mucitlik, doktorluk, güzellik, yöneticilik gibi dinlerine ait olmayan diğer güzel ve meşru nitelikleri sevilebilir ve bu yönleriyle onlarla dostluk kurulabilir. Çünkü bu nitelikleri âyetin yasak kapsamı dışında kalır. Şayet âyet-i kerime şöyle buyursaydı, dostluk ve muhabbet onların bütün niteliklerini kapsardı: "Yahudi ve Hıristiyanların kendilerini dost edinmeyin!" Çünkü o zaman, dinlerine ait olsun veya olmasın, kendileriyle her bakımdan dostluk ve muhabbet yasak olmuş olurdu.”
Ayrıca islam tarihi boyunca Müslümanların Gayrimüslimler ile barış içinde yaşadığı bilinen bir gerçek.
Ahzab 37: Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.
38 : Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
Bu ayetin inişi ve Hz. Muhammed’in Zeynep ile evliliğinin nedeni Araplarda cahiliye döneminden kalan bir törenin kaldırılmak istenmesidir. Töre gereği bir insan evlatlığının eşi ile evlenemezdi.
Olayın geçmişine baktığımızda Hz. Muhammed azad edilmiş bir köle olan evlatlığı Zeyd’i halasının kızı olan Zeynep ile toplumsal tabakaları yıkmak için evlendirmiştir. Ancak aradaki farktan dolayı evlilik yürümemiştir ve Zeyd Hz. Muhammed’e gelip boşanmak istediğini söylemiştir. Hz Muhammed ise “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyerek reddetmiştir ancak sonuç olarak Zeyd eşini boşamıştır. Gelen ayet üzerine de Hz. Muhamed Zeynep ile evlenmiştir ki cahiliye devrinden kalan adetin geçersizliği ispatlansın.
Hz. Muhammed'in Zeynep'in güzelliğinden etkilenip onu Zeyd'den boşayıp kendisine eş olarak alması tarzı asılsız iddialar var. Zeynep Hz. Muhammed'in zaten halasının kızıdır, isteseydi zamanında pekala kendine alabilirdi. Zaten Zeyd ile Zeynep'i tabuları yıkmak için kendisi evlendirmiştir.
Nisa 144:
139: Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
140: Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
141: Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
142: Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.
143: Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.
144: Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Bu ayeti "körle yatan şaşı kalkar"a benzetebiliriz. Kafirler gibi olmamak için onlarla dost olmamanın nesi yanlış?
Maide 33:
27: Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".
28: "Allah'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.
29: "Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur".
30: Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.
31: Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
32: Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33: Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
34: Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Allaha ve Resulüne karşı savaşıp fesat çıkaranlara neden ceza verilmesin? Zaten sonraki ayette tevbe edenleri cezadan hariç tutuyor. Bunların dışında 32. Ayeti es geçerek İslam öldürmeyi emrediyor demek çok da mantıklı olmaz.
Ali Imran 28:
28: Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri (işlerine vekil, müsteşar, başlarında idareci ve küfürleri sebebiyle) dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa (bilsin ki o), kaynağı Allah olan bir yol, bir sistem üzerinde değildir ve Allah’tan göreceği bir yardım ve sahiplenme de yoktur; ancak (hakim konumda bulunan) o kâfirlerden (dininize, toplumunuza, mukaddeslerinize ve canınıza gelecek önemli bir tehlikeden) bir şekilde korunmanız hali müstesna. Her halükârda Allah, sizi Kendisi’ne karşı gelmekten sakındırır. Ancak Allah’adır nihaî varış.
29: De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Ayette müminlerin diğer müminleri bırakıp da İslam’a düşmanlığı apaçık olan kafirlerin emri altına girmelerinin, işlerini onlara bırakmalarının ve küfür noktasında onlarla dostluk kurmalarının, müminleri Allah’ın yolundan uzaklaştıracağını belirtmiş. Nisa 144 ile benzer bir ayet.
Nahl 75:
73: Ve (kendileri dahil herhangi bir varlığı) rızıklandırma adına göklerden ve yerden hiçbir şeyin mülkiyetine sahip bulunmayan, esasen böyle bir şeyi yapabilecek güçte de olmayan birtakım varlıklara mı ibadet ediyorlar?
74: Artık birtakım benzetmelerde bulunarak, temsiller, misaller getirerek Allah’a benzerler icat etmeyin. (Kendisini, Kendisi hakkındaki gerçeği ve başka her bir varlığın gerçek mahiyetini tam olarak ancak) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
75: Allah, (Kendisine kul olup başka her türlü kulluktan kurtulan gerçek hürlerle, Kendisine kulluğu bırakıp pek çok ma’budlar edinen ve böylece köle gibi hürriyetlerini teslim edenler arasındaki farkı açıklamak için) bir misal veriyor: Bir yanda, bir şahsın kölesi olup kendine ait bir yetkisi ve herhangi bir şey üzerinde tasarruf hakkı bulunmayan âciz bir adam; diğer yanda, tarafımızdan kendisine güzel ve bol rızık verdiğimiz ve bundan gizli açık infak eden (hür) bir adam: bu ikisi hiç bir olur mu? Bütün hamd, (insanları hür yaratan, hürriyetlerini korumak için kendilerine Din gönderen, bütün kâinatın hakimi ve mülkün yegâne sahibi) Allah içindir. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler (de, pek çok ma’bud edinip, onlara kölelikte bulunur ve dalkavukluk ederler).
Yetmiş beşinci ayetteki köle kavramı normal köle manasında olmayıp Allah’tan başkasına kul olan müşriklere ve dalkavuklara yapılan bir benzetmedir. Günümüzdeki bazı şeyhlerin müritleri veya reisin etrafındakiler gibi.
Nisa 34:
32: (Dünyada geçimlikler farklı farklıdır. Erkek veya kadın olmak da elinizde değildir. Dolayısıyla,) Allah’ın bazınıza bazınızdan daha fazla verdiği (makam, servet, fizikî cazibe gibi) dünyalıklar hususunda, (“Keşke bizim de olsaydı!”) şeklinde temennide bulunmayın ve (aranızda kıskançlığa düşmeyin; Allah’ın yaptığı paylaştırmaya da itiraz etmeyin). Erkekler için çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) olduğu gibi, kadınlar için de çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) vardır. (Bununla birlikte, mevcutla yetinmeyin; meşrû dairede ve Allah rızası istikametinde olmak kaydıyla, gayretinizi ve hedefinizi büyük tutup, çalışarak ve dua ile) Allah’ın lütf u kereminden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilir ve her yaptığını bilerek yapar.
33: Annebaba ve diğer yakın akrabanın ölümlerinden sonra bırakacakları terike için vârisler belirledik. (Bu vârislerin terikede kendilerine verilmesi gereken belli hakları olduğu gibi,) yeminlerinizle aranızda mukavele akdettiğiniz kişilerin de haklarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye (ve bu arada, yaptığınız her işe ve her anlaşmaya) hakkıyla şahittir.
34: (Sahip kılındıkları birtakım sıfatlar ve yüklendikleri vazife ve sorumluluk açısından erkeklik vasfına tam sahip bulunan) erkekler, kadınlar üzerinde koruyucu ve yöneticidirler. Bu, (yöneticilik ve koruyuculuk noktasında) Allah’ın bazı insanları bazılarından, (bu arada genellikle erkekleri de kadınlardan) daha kapasiteli yaratmasından ve bir de erkeklerin (mehir verme ve evin bütün masraflarını yüklenme gibi) mâlî sorumluluklarından dolayıdır. Gerçekten iyi kadınlar, Allah’a karşı itaatkâr, (meşrû çerçevede ve günahta olmamak kaydıyla) kocalarının hukukuna da riayet eden ve Allah nasıl gizli ve mahrem kalması gereken hususları koruyor ve onların açılmasına müsaade etmiyor ise, aynı şekilde (namuslarını, aile sırlarını, ailenin mal, şeref ve haysiyetini ve kocalarının hukukunu) bilhassa kimsenin görmeyeceği yerlerde ve kocalarının yokluğunda koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: önce onlara öğüt verin; ıslah olmazlarsa, onları yatakta yalnız bırakın ve yine yola gelmezlerse (hafifçe) dövün. Eğer (Allah hakkı, aile fertlerinin eğitimi ve yetiştirilmesi başta olmak üzere, kendinize de ait meşrû isteklerinizde) size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep ve mazeret aramayın. Unutmayın ki Allah, mutlak yücedir aşkındır, mutlak büyüktür.
“Yine, kadın-erkek münasebetleri ve aile hukuku açısından bu çok önemli âyet, özetle şu gerçeklere parmak basmaktadır:
• Allah (c.c.), insanları bir ve her bakımdan birbirlerinin aynısı yaratmamış, hayatın gereği, meselâ toplumda iş bölümü ve meslek seçiminin esası olarak, herkese başkalarına göre bir noktada üstünlük vermiştir. Bunun gibi, her kadın ve erkek için aynı şekilde ve derecede olmamakla birlikte, genellikle bazı hususlarda kadınları erkeklerden daha üstün yarattığı gibi, bazı konularda ve bu arada idarecilik ve koruyuculuk hususunda da erkeklere kadınlar üzerinde bir mevki tanımıştır.
• Allah, kadınlara göre daha güçlü yarattığı, kendilerine daha üstün idare kabiliyet ve kapasitesi verdiği, bir de ailenin mâlî sorumluluğunu üzerlerine yüklediği için erkeği evde reis kılmıştır. Fakat bu reislik, mutlak bir hakimiyet değil, “Bir topluluğun efendisi, idarecisi, ona hizmet edendir.” hadis-i şerifinde ifade buyurulduğu üzere, hizmetini görme, bakım ve görünümünü yapma, sahip çıkma, koruma ve evin dirlik ve düzenliğini sağlama görev ve fonksiyonudur. Tabiî, “nimet ölçüsünde sorumluluk veya sorumluluk ölçüsünde nimet” kaidesince, bu görev ve fonksiyonu yerine getirmede, her idarecinin emretme ve itaat isteme yetkisi olacaktır.
• Aile fertlerinin terbiyesi, bilhassa bir âyet-I kerimede buyurulduğu üzere (Tahrîm Sûresi/66: 6), âhiretlerini kurtaracak şekilde dinî yönden yetiştirilmesi ve evin idaresi, dirlik ve düzeni öncelikle erkeğe ait ağır bir vazife ve sorumluluk olduğu için, erkek bunu yerine getirmede bir eğitimci gibi davranmak durumundadır. Kur’ân, kadınlarla ilgili olarak bu konuda erkeğe önce tavsiye, sonra yatakta ondan ayrı durma ve bu da işe yaramazsa hafifçe dövme şeklinde kademeli bir eğitim yolu göstermektedir. Son derece önemli olan bu husus, ne yazık ki bazı sözde kadın hakları savunucularınca tenkit edilmektedir. Halbuki bunun eğitim gayeli olduğu açıktır. İkinci olarak, dövülecek olan kadın değil, dikbaşlılık yapan, evde kendine düşen vazifeyi yerine getirmeyen, ahlâk ve maneviyatına önem vermeyip kendine zulmeden varlıktır. Üçüncü olarak, dövmenin derecesi hadis-i şeriflerle ortaya konmuş, yüze vurma yasaklanmış (Ebû Davud, “Nikâh”, 42), bunun bir son çare olduğu önemle vurgulanmış ve erkekler, bundan mümkün olduğunca sakındırılmıştır. Nitekim, âyette de hemen arkadan gelen ikaz bu yöndedir."
Bakara 223:
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir, (onlara temiz tohum bırakır ve hasılat olarak nesil elde edersiniz;) o halde ekinliğinize dilediğiniz zamanda dilediğiniz biçimde varınız ve kendiniz için (ileriye dönük, geliri hiç tükenmeyecek hasılat) göndermeye çalışınız. (Her hususta olduğu gibi, kadınlarla münasebetinizde ve nesil yetiştirme konusunda da) Allah’a isyandan, O’nun koyduğu hükümlere riayetsizlikten sakınınız. Bilin ki, mutlaka O’nun huzuruna çıkacaksınız. (O’nun huzurunda görecekleri muameleden dolayı) mü’minleri müjdele.
“Âyet-i kerime, çok özlü ifadelerle, kadın-erkek beşerî münasebetlerdeki asıl maksadın şehveti tatmin değil, tenasül, yani çoğalma ve hayırlı nesiller yetiştirme olduğunu ihtar etmektedir. Şehveti tatmin, böyle bir netice için verilmiş, o neticeye götürücü, onu kolaylaştırıcı, nesil yetiştirmedeki zorluklara katlanılmasını sağlayan, hattâ onu zevkli bir meşgale haline getiren bir avanstır. Evlilikte, bunun yanısıra, daha başka âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, eşlerin bilhassa günahlara karşı birbirlerine örtü olmaları, birbirlerini (mânen) güzelleştirmeleri, dertlerini ve sevinçlerini paylaşarak, kalbden kalbe sevgi ve saygı bağıyla birbirlerine hayat arkadaşlığı yapmaları gibi daha pek çok fayda ve hikmetler de vardır. Bu bakımdan, evlilikte en önemli unsur, bir önceki âyette geçtiği ve bir hadis-i şerifte de buyurulduğu üzere, eşlerin dindar olması, bunun yanısıra, bilhassa geçimde eşlerin birbirlerini aşağılamamaları, karşılıklı saygı ve anlaşma adına önemli bir faktör olarak, yine hadis-i şerifin parmak bastığı üzere, küfüv, yani (en azından kültür, bilgi, anlayış gibi hususlarda) belli ölçülerde de olsa denkliktir.”
Yapılan tarla benzetmesi bazıları tarafından kadına hakaret sanılıyor ama ‘tarla’ kelimesinde ne gibi bir sıkıntı var? Gayet de yerinde bir benzetme, eğer tarlana ve tohumuna düzgün bakarsan verimli mahsul elde edersin.
https://www.youtube.com/watch?v=iICeKNiDhVo
Nisa 3:
2: Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
3: Himayenizdeki yetim kızlarla evlendiğinizde eğer haklarını gerektiği ölçüde gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bu takdirde, size helâl olup da arzu ettiğiniz başka kadınlardan iki, üç veya dört tanesiyle evlenebilirsiniz. Eğer, birden fazla hanımınız olur da aralarında (nafakalarını temin ve birlikte geceleme gibi, hukuki açıdan) adalet yapamamaktan korkarsanız, bu durumda bir tanesiyle veya elinizin altında bulunan cariyelerle yetinin. Böyle davranmanız, zulme ve haksızlığa meyletmemeniz için daha uygun, daha elverişlidir.
http://www.sonsuzlukkulesi.com/kuranda-cok-eslilik-cariye-kavrami/
“Bazıları bilgi noksanlığından, bazıları da kasıtlı olarak, İslâm’ı 4’e kadar kadınla evlenmeye müsaade ettiği için eleştirmektedir. Oysa bu eleştiriler, pek çok açıdan haksızdır. Şöyle ki:
• Birden fazla kadınla evlenme (çok eşlilik), bütün tarih boyu hemen hemen bütün insan topluluklarında görülen bir uygulamadır. Ahd-i Atik, onu yasaklamak şöyle dursun, Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın çok sayıda hanımları olduğundan bahseder (Samuel 2, 5: 13) İncil'de ise çok evliliği yasaklayan hiçbir ifade yoktur. Peder Eugene Hillman, Polygamy Reconsidered (Çok Eşliliği Yeniden Değerlendirme) adlı eserinde, “Yeni Ahid’in hiçbir yerinde tek evliliği emreden veya çok evliliği yasaklayan herhangi bir ifade yoktur” der. Kaldı ki, kendi zamanında Yahudi toplumunda çok evlilik uygulandığı halde, Hz. İsa buna ses çıkarmamıştır. Roma Kilisesi’nin çok evliliği yasaklaması, Kitab-ı Mukaddes’e dayalı bir yasaklama değil, tek kadınla evlenmeyi öngören, fakat metres ve fuhşa tolerans gösteren Greko-Romen geleneğine dayalı bir yasaklamadır. Kitab-ı Mukaddes, çok eşliliğe sınır getirmezken, Kur’ân bu uygulamayı 4’le sınırlandırmış, bunu emretmemiş, hattâ tavsiye etmemiş, sadece eşler arasında adaleti gözetme şartını da getirerek, bir izin, bir ruhsat olarak vazetmiştir.
• Her zaman için çok kadınla evlenmenin bilhassa gerekli olduğu şartlar, yerler ve dönemler vardır. İslâm, her şart, her dönem ve her yerde geçerli evrensel bir din olduğu için, böylesi şartların, yerlerin ve dönemlerin gerekliliklerini de göz ardı edemez. Meselâ, savaş zamanlarında kadın nüfus erkek nüfusu daima aşar. Amerika’nın Batılılar tarafından keşfinden sonra, Kızılderili toplumlarda erkek nüfus sürekli azalmış ve kadının çok itibarlı bir yere sahip olduğu bu topluluklarda bu problem, çok eşlilikle çözülmeye çalışılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’da evlenme ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 7.300.000 fazla olup, bunların 3.300.000’i dul idi. Bilhassa savaş sonrası şartların ağırlığı altında ezilen kadınlar için en geçerli yol, bir erkeğin bakım ve koruması altına girmekti. Evet, bu şartlarda kadınlar, ya Kızılderili toplumlarıııda olduğu gibi ikinci veya üçüncü eş olarak nikâhlanacak veya İkinci Dünya Savaşı sonrası modern Batı’da görüldüğü üzere, özellikle galip kuvvetleri tatmin eden birer metres veya fahişe olmaya itilecekti.
• Sadece savaş şartlarında değil, normal durumlarda da kadın nüfusun erkek nüfusu aştığı dönemler olur. Meselâ, bugün ABD’de evlilik ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 8-10 milyon daha fazladır (Hillman, 88-93). Bu durumda, bekâr kalma, kadınları öldürme, her türlü gayr-ı meşrû münasebeti serbest bırakma veya çok evliliğe müsaade etme dışında herhangi bir çözüm yolu yok ise, bunlardan hangisini tercih etmek daha İnsanî ve kadının şerefine yakışan bir yoldur? 1987 yılında Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde bir öğrenci gazetesinin yaptığı ankete katılan öğrencilerin hemen hepsi, “Evlenme çağındaki erkek nüfusun az olduğu şartlarda, erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi kanunen meşru olmalı mı?” sorusuna “Evet” cevabı vermiştir. (J. Lung, Struggling to Surrender, 172)
• Bugün modern toplumlarda görülen bazı problemlerin çözümü yine çok eşlilikte yatmaktadır. Roma Katolikliği’ne bağlı Amerikalı bir antropolog olan Philip Kilbride, Plural Marriage For Our Time (Günümüzde Çok Eşlilik) adlı eserinde, çok kadınla evlenmeyi Amerikan toplumundaki bazı hastalıkların çözüm yolu olarak sunar. Ona göre, çok kadınla evlilik, çocukların çok menfî olarak etkilendiği boşanma hadiselerinin yol açtığı olumsuzluklara alternatif bir çözüm olabilir. (Kilbride, 118)
• Meselenin psikolojik boyutları da vardır. Meselâ Müslüman, Hıristiyan veya bir başka dinden yeni evlenmiş pek çok Afrikalı hanım, kendisini iyi bir koca olarak ispatlamış bir erkeğe ikinci eş olarak gitmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Aynı şekilde pek çok kadın, gerek yalnızlıktan kurtulmak, gerekse işbirliği yapmak için evde ikinci, üçüncü bir eşi kabul etmektedir. (Hillman, 92-97) Meselâ, Nijerya’da 15-59 yaş arası kadınlar arasında yapılan bir ankete katıklıların % 60’ı çok eşliliği tasvip ederken, kırsal Kenya’da yapılan bir ankete katılan 27 kadından 25’i, bir erkeğin tek hanımı olmaktansa, birkaç hanımından biri olmayı tercih ettiğini belirtmiştir. (Kilbride, 108-109)
• Burada ilave edilmelidir ki, günümüz İslâm toplumlarıııda çok büyük oranda yaygın olan, tek kadınla evliliktir. Bu toplumlarda çok ka¬ dınla evlilik vakası, Batı toplumlarıııda evlilik dışı ilişkilerden çok daha az sayıdadır. Ünlü Amerikalı Hıristiyan vaiz Billy Graham, şöyle yazıyor: “Günümüzde Hıristiyanlığın çok evlilik konusunda uzlaşmaya gitmemesi, aleyhine bir durumdur. İslâm, birtakım sosyal hastalıklara karşı sınırları ve çerçevesi çizilmiş bir çare olarak çok evliliğe izin vermiştir. Hıristiyan ülkeler, tek kadınla evlilik şovu yapıyorlar ama, uygulamada hepsinde çok eşlilik var. Bugün kimse, Batı toplumlarıııda metreslerin oynadığı rolü bilmiyor. Bu noktada İslâm, temelden iffet, namus ve İnsanî fazileti koruyan bir dindir. Toplumun ahlâkî bütünlüğünü muhafaza etmek için çok kadınla evliliğe izin vermekle birlikte, her türlü gayr-ı meşrû ilişkiye de kapıları kapamaktadır.” (Abdürrahman Doi, Womarı in Shari ‘ah , 76)
• Bütün bunlardan sonra, hepsinden önemli olan şu husus bilhassa belirtilmelidir: “Tabiat”ta bitkiler ve hayvanlar dünyasında da görüldüğü üzere, evlilikten asıl maksat üremedir, çoğalmadır. Evlilik ilişkisinin verdiği lezzet, üremenin gerçekleşmesi adına bir avanstır. Bir kadın, ayın belli günlerinde ve genel olarak 50 yaşından sonra üremeye hizmet etmez. Buna karşılık erkek, ortalama 70 yaşma kadar, hattâ daha da öteye ve yılın her gününde üreme adına müsaittir. Şu halde, evliliği tek kadınla sınırlama, onu asıl maksadına hizmetten alıkoyma demektir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere İslâm, çok kadınla evlenmeyi emretmez, fakat yasaklamaz da. Onu bir izin, bir ruhsat olarak kabul eder ve evliliğin sebep olduğu, ailenin geçimi ve miras gibi konularda hukukî düzenlemeler getirmiş bulunmasının yanısıra, bu ruhsatı uygulamada manevî-ahlâkî kaideler de koymuştur (Şerif Muhammed’den özetle).
Köle-cariye meselesini değerlendirirken, aşağıdaki noktalar göz önüne alınmalıdır:
• İslâm, her şeyden önce, kölelik ve/veya cariyeliği getiren bir din olmayıp, kendisini bu uygulamanın uluslararası çapta ve en acımasız şartlarda sürdüğü bir ortamda bulmuştur. Yine her şeyden önce mesele, bir savaş hali ve savaş esirlerine nasıl muamele edileceği meselesidir. Kölelik, hattâ değişik ad ve usullerde cariyelik dünya toplumlarıııda daha düne kadar görülürken, İslâm, 14 asır öncesinden bu meseleye neşter atmıştır. Tarih içindeki Müslüman toplumlarda görülen ve tasvibi mümkün olmayan bazı uygulamalardan sorumlu olan İslâm değil, kendilerini İslâm’a nisbet eden insanlardır.
• Modern dünyada uluslararası hukukun tarihi birkaç asır öncesine gitmezken, İslâm, gerek savaş gerekse esirlere muamele ve daha başka uluslararası hukuk alanına giren meselelerde kaideler ve yasalar koymuş, öyle ki, 12 asır önce İmam Muhammed eş-Şeybanî, bu sahada Es-Siyeru'l Kebîr adlı eserini kaleme almıştır.
• İslâm, esir edilmiş kadınların da öldürülmesini yasaklarken, onları Müslüman aileler arasında dağıtmış, eğitilmeleri ve kendileriyle evlenme veya başkalarıyla evlendirilmeleri üzerinde hassasiyetle dumıuş ve evlenip de veya efendilerinden çocuk sahibi olanlara hür kadın statüsü tanımıştır. Ayrıca, hürriyetlerine kavuşturulmalarını şiddetle tavsiye etmiş, o kadar ki, Din’i uygulamada yapılan pek çok hatanın karşısına kefaret, yani o hatayı giderici ceza olarak köle veya cariye azad etmeyi koymuş, bunun büyük sevap getiren bir davranış olduğunu beyan buyurmuştur.
• İslâm, kadın olsun erkek olsun hiçbir ayrım yapmadan insana çok büyük değer ve şeref bahşetmiştir. Bu sebeple o, kadınları değerlendirirken, eğitimi, şahsiyeti ve karakteriyle gerçek İnsanî mertebeye yükselmiş kadınları muhsan(a) (korunmuş) kadınlar olarak ele almıştır. Manevî-ahlâkî, dolayısıyla gerçek İnsanî değerlerden yoksun ve kendisini tamamen fizikî bir nesne olarak gören ve takdim eden bir kadın, muhsan(a) bir kadın değildir. İslâm, her insanın, her kadının kâmil insan olmasını hedeflerken, bu seviyeye ulaşmaya öncelikle bir eğitim meselesi olarak bakmış ve bu eğitimin her kademesi içiıı ayrı kaideler koymuştur. Kısaca, kölelik-cariyelik konusunun eğitime ait ve psikolojik bir yönü de vardır.
• İslâm, hukuk alanında, hakim olduğu toplumdaki eski ve kendisine ters düşmeyen yasaları yerinde bırakır; bu yasalardaki yanlışlıkları tashih eder veya yeni yasalar koyar ve bütün bunları yaparken tedricî bir yol takip eder. O kadar ki, bazı kötülüklerin giderilmesi ve güzelliklerin yerleştirilmesi uzun bir zaman, eğer mesele bir toplumun değil, bütün toplumlarm meselesi, yani uluslarası bir mesele ise asırlar alabilir. İşte İslâm, kölelik ve/veya cariyelik meselesinin kökten çözümünü, meselenin bilhassa uluslararası hukuka ve münasebetlere ait yönü olması itibariyle, zamana ve insanlığın olgunlaşmasına bırakmıştır. “
Talak 4:
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
https://youtu.be/pBsTb04SpKg?t=42
Enfal 1:
(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Ganimetlerin taksimiyle ilgili bir surenin giriş kısmı, ayrıca mü’minlere ganimet için savaşılamayacağını asıl önemli olanın Allah’ın rızasının olduğu anlatılır. Buradan bütün malın Peygambere ait olduğu anlamı çıkarılamaz çünkü aşağıda vereceğim diğer ayetlerde zaten nasıl bir taksim yapılacağı açıklanmıştır.
Allah’ın savaşsız olarak onlardan alıp da Rasûlü’ne ganimet olarak bahşettiği mallara gelince –ki, siz o mallar için at da deve de koşturmadınız, fakat Allah, kimleri dilerse, onlar üzerinde rasûllerine hakimiyet verir. Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir. Allah’ın, fethedilen ülkelerin halklarına ait bulunup da savaşsız olarak Rasûlü’ne bahşettiği mallar, (beşte biri) Allah(’a ait olmak üzere Rasûl’ü) için, ayrıca Rasûl için, O’nun yakınları için, yetimler için, yoksullar için ve yolda kalmışlar içindir. Ki o mallar, içinizdeki zenginler arasında devredip duran bir servet haline gelmesin. Rasûl (o mallardan size ne verirse) onu hoşnutlukla alın (ve İslâmî bir hüküm olarak) size neyi getirip tebliğ ederse, onu kabul edin ve sizi neden men ederse ondan da geri durun. Allah’a gönülden saygı besleyin ve O’na karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki Allah, cezalandırması çok çetin olandır. (Bu ganimet malları, ayrıca) o fakir Muhacirlere aittir ki, onlar yurtlarından çıkarılmış, mallarından mahrum bırakılmışlardır; onlar, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk peşindedirler ve Allah’ın dinine ve Rasûlü’ne yardım etmektedirler. Onlar, (imanlarında ve üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmede) gerçekten samimi ve sadıktırlar.
Enbiya 33:
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
“Yüzmektedirler” ifadesinden boşluğun aslında dolu olduğu çıkarılır. Elimizdeki bilgilere göre tabii ki de uzayda maddesel bir ortam yoktur, ancak orada mutlaka bir şeyler olduğuna ve ileriki tarihlerde keşfedileceğine inanıyorum.
Kainatın sudan yaratıldığına dair bir okuma parçası: http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Evrim:
Bir maymunun sonsuz zaman içerisinde rastgele tuşlara basarak günümüzdeki -insan hariç- her yönüyle hatasız işleyen dünyayı yaratmasına, hiç de inanasım gelmiyor. Ki insanın cüz-i iradesine bırakılmış eylemleri haricinde o bile kusursuz çalışıyor.
Yoktan koca bir evrenin oluştuğuna; yıldızların ve gezegenlerin kendi başlarına mükemmel bir şekilde hizaya girip yörüngelerine oturduklarına inanamıyorum. Cansız bir ortamdan nükleik asitlerin oluştuğuna, nükleik asitlerden bakterilerin, bakterilerden de günümüzdeki canlıların oluştuğuna da inanamıyorum.
Adem ve Havva'nin cocuklarinin ensest iliskileri aciklamasi daha mantıklı geliyor.
İŞTE 2 DAKİKADA EVRİMİ ÇÜRÜTEN O VİDEO!! , şaka şaka ama şu makaleyi okumanı tavsiye ederim:
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilaevrim.asp
Fen lisesi ile de ispatlanamayan bir görüşü nasıl bağdaştırdığını anlamıyorum.
Kuran’ın çok anlamlı olması:
Bence belirsiz, yoruma açık demek doğru olmaz ancak çok anlamlıdır. Çünkü Kuran’da x hem doğrudur yem yanlıştır gibi bir şey ancak ayetin doğru yorumlanmaması ile ortaya çıkar. Kuran’ın gerek evrensel olması gerek de kendinden sonraki herkese hitap etmesinden dolayı ve de Allah’ın bir varlığı sadece tek bir sebeple yaratmamasından ötürü ayetlerde çok anlamlılık vardır. Mesela aile hukuku ile ilgili emir ve yasakları anlatırken aynı zamanda insanın fıtratına dair ipuçları da verebilir(salladım).
https://www.youtube.com/watch?v=3zQjFdYwwcY
Kutuplara yakın yaşayan insanlar dair:
“İslâm, ibadet vakitlerinin belirlenmesinde, her zaman, her yerde ve her seviyede insanın görebileceği işaretleri esas almıştır. Bu bakımdan, bilimsel ve teknik gelişmelere ve hesaplamalara, onlardan istifade edilse bile, mutlaka gerek duyulmaz. Bazıları, bu şekilde kutuplarda namaz vakitlerinin tesbit edilemeyeceği itirazında bulunmaktadırlar. Böyle bir itiraz, eksik coğrafya bilgisinden kaynaklanmaktadır. Gece ve gündüzlerin 6 ay kadar sürdüğü kutup bölgelerinde 24 saatlik zaman dilimi çerçevesinde sabah ve akşamın işaretleri o kadar açıktır ve bu işaretler o kadar düzenli görülür ki, halk buna göre yatma, kalkma ve diğer işlerini yapma vakitlerini kolayca ayarlayabilmektedir. Saatlerin yaygınlaşmadığı zamanlarda, Grönland, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde oturanlar, günün ve gecenin saatlerini ufukta beliren çeşitli işaretlere göre ayarlarlardı. Bu işaretler, kendilerine günlük programlarını düzenlemede yardımcı olduğu gibi, ibadet vakitlerini ve bu arada sahur ve iftar yemeklerini tesbit etmelerinde de yardımcı olurdu.”
Ayrıca Ra’d suresi 41. Ayete göz atabilirsin.
Allah neden tütün ürünlerini yasaklamamış:
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
Ayette geçenlerin dışında herhangi bir şey konusunda helal/haram diyemeyiz. Ancak Kuran’da Allah’ın insana emaneti olan vücuda zarar verilmesi yasaklanmıştır.
Peygamberin eşleriyle ilgili kısımlar:
“Seks hayatına yer verme” ve “kac kariyla evlenmesi” konusunda açık konuşup ayet örneği verebilirsin çünkü bu konuda kullandığın üslup kadar ekstrem bir ayet hatırlamıyorum. Bir tek Ahzab 37 olabilir o da açıklandı. Peygambere ve eşlerine ait verdiği bazı örnekler vardır, bunlar diğer insanlar Peygamberi örnek alsın diyedir.
Peygamberin çok eşliliği → https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimizin-zevceleri-kac-tanedir-cok-evlenmesinin-hikmeti-nedir
Kuran, neden köleliği ve tecavüzü yasaklamıyor:
https://sorularlaislamiyet.com/islamiyetin-koleligi-kaldirmak-icin-tedbirler-aldigini-soylediniz-bu-tedbirler-nelerdir-kolelik-0
Nikahlı eşin dışında ilişkiye girmenin yasak olduğu bir durumda(zina) tecavüze nasıl yasak değil denilebilinir?
Kuran mealinde ‘düşün’ kelimesini arattım 124 sonuç çıktı. 124 kere düşün kelimesinin geçtiği bir kitabın dinine nasıl beyne ihtiyaç yoktur dersin?
Saygılar.
submitted by akunal to u/akunal [link] [comments]


2017.12.19 00:13 nameri34 Türk kadını - Türkiye'de ilişki ve Seks

Bu subreddit'i yeni keşfettim. Ne kadar kadın üye var onu da bilmiyorum ama özellikle kadınların görüşlerini merak ediyorum.
Eskiden çok dindar biri iken şu anda agnostiğim. Yani din konusunda her iki tarafın görüşlerini,kafa yapılarını,eylemlerini biliyorum.
Fakat ortak problemler var gördüğüm kadarıyla. Özellikle ilişki ve seks konusunda. İlişki konusu pek umrumda değil çünkü neredeyse herkesin kafa yapısı hem farklı hem çok benzer. İlişkiden beklenenler bazında. Fakat bunda da sorunlar yok değil. Aşırı kıskanç ve boğucuyuz. Erkeği de kadını da. Hayatımızda biri varken sadece o olmalı,hayatımızdaki kişinin hayatında da bizden başkası olmamalı kafasına bürünüyoruz ki bence çok yanlış.
Seks konusuna gelirsek. Nedense insanımız bu konuda net olamıyor. Mahalle baskısı buna sebep veriyor olabilir fakat bunu rahat rahat yaşayan insanların bile ne aradıkları,ne istedikleri,nasıl yaklaşılması gerektiği belli değil. Ülkemizde kadın fiyat seçen değil fiyat koyan durumunda. Her halükarda iş kadında bitiyor. Kadın seçer erkek seçilir. İlk adımı her zaman erkek atmalıdır. Yakışıklı isen playboysun çirkinsen abaza. Paran varsa playboysun fakirsen abaza. Kadın seçen erkek seçilen durumunda olduğu için yukarıdan aşağıya doğru hiyerarşide bir kayma oluşuyor. Misal görünüş olarak, kadın seçen durumunda olduğu için, 1den 10'a kadar bir skalaya koyarsak. Kadın 10 ise erkeği en az 9 istiyor varsa 10 11in peşinde. Erkek 10 ise genelde 10 olan kadın ona bakmıyor. 8 ya da 7 seçmesi lazım. 7lik kadının peşinden 8lik 9luk erkekler koşuyor fakat 7lik kadınımız hala beğenmiyor. 7lik erkeğimizin peşinden ise 5lik 6lık kadınlar koşuyor. Hiyerarşi bu şekilde aşağı doğru devam ediyor. Erkek her halükarda kendi seviyesinin altında olanlarla eşleşmek ya da kabul etmek durumunda kalıyor.
Konu sadece seks olsa bile kadının beklentisi hiçbir şekilde bitmiyor. Hem yakışıklı olsun hem kaslı olsun hem parası olsun hem seks konusunda tecrübeli olsun beni tatmin etsin ama aynı zamanda bana sadık olsun. Hem kibar yaklaşsın hem sert siksin. Hem beni beğensin benle yatsın ama başkasını beğenmesin başkasıyla yatmasın. Erkek ise genelde ( HELE HELE ORTALAMA ÜSTÜ BİR GÖRÜNÜŞE SAHİP DEĞİLSE ) elindekiyle yetinmek durumunda kalıyor. Yani 10 ise 9a da 5e de eyvallah çekip birlikte oluyor. Bu sefer de önüne gelenle yatıyor,abaza denilmesi ihtimali/durumu ortaya çıkıyor. Bu Türk kadının amacı,isteği nedir ?
submitted by nameri34 to Turkey [link] [comments]


2017.03.07 17:15 flintsparc International Women’s Day Solidarity Statement (Friends of Rojava in North America)

International Women’s Day Solidarity Statement
from the Friends of Rojava in North America
On the occasion of International Women’s Day, March 8th, 2017, the Friends of Rojava solidarity network salutes the women of the Rojava Revolution.
The Kurdish freedom movement has led one of the largest, most effective, and most inspiring feminist movements in the world. The successes of the women’s movements in northern Syria stand in stark contrast with the global trend of consolidating violent patriarchal power as we see in the United States, Russia, Turkey, and the areas controlled by ISIS.
In northern Syria, the feminist movement, despite immense obstacles, is putting its ideas for ending male domination into practice. We, the Friends of Rojava, reject the sexist Orientalism that would only recognize western men as the agents of progressive global change and that asserts that feminism and women’s empowerment are western imperialist constructs. We enjoy the solidarity that we share in the global movement for liberation, led by our feminist sisters in Syria.
The western press has been fascinated with the 10,000 women fighting on the front lines against ISIS in the Women's Protection Units (YPJ) militia, including a new militia of Yazidi women, liberated from ISIS’ sexual slavery by Kurdish-led forces. However, these journalists and commentators have either ignored what these women are fighting for, or stripped them of their revolutionary agency by characterizing their motivation as the “revenge of a woman scorned.” We honor the extraordinary courage and deep sacrifice of our sisters who have taken up arms in defense of the revolution.
Beyond the simple possession of a weapon, women in Rojava are engaged in a liberatory strategy of “self-defense” in the ideological, psychological, and physical sense. Women and men are engaged in a process of liberating society from the structures and habits of domination and exploitation of women, toward a public and private life characterized by participation, equality and mutual respect. While we admire all that has been accomplished thus far, we recognize that this process is on-going, never straightforward, and deserving of our continuing support.
The Rojava Revolution recognizes the centrality of women’s political power in achieving liberation for the entire society. Thus, the people of Rojava have established a system of autonomous women's self-governance. Women's councils have control over anything that they decide are women's issues and have veto power over the entire administration. Throughout the movement, all positions of leadership are shared by a man and woman, and all councils and movement structures must have at least 40% women. Women’s protection committees enforce new laws abolishing child marriages and violence in the home. The justice system is being replaced by reconciliation committees, which includes all-women committees that hear cases of violence against women. In addition to political power, women are gaining economic power through the development of women-led cooperatives.
Women’s empowerment is evident in all aspects of life.
In addition to the deadly threats these advances face from ISIS, Assad, and his renown misogynist allies, Rojava faces daily assault from the fascist Turkey state. In Turkey, revolutionary women also struggle for freedom to collectively control their own life, labor, and culture. Daily, women journalists and political leaders are imprisoned and tortured. The bodies of women activists are left naked in the street by the military, dozens are burned to death in basements, and elected female officials are replaced with male state appointees. Kurdish cities in Southern Turkey, where the greatest advances in women’s empowerment have been achieved, are placed under siege and military control. We are disgusted that the US and Europe, whose politicians claim to be forces for women’s equality in the globe, stand by their NATO ally Turkey as it eviscerates the human rights of women. In this international Dark Ages for women's rights and freedom, we salute the women of Rojava for their burning example which illuminates for the rest of us what our world could be like: a world of equality and respect, a world without gender oppression, rape, domestic violence, and disenfranchisement, a world where the ancient patriarchal structures are demolished by women's revolution. For this future, this new world, we are committed body and soul to fight alongside our sisters in Rojava and across the globe. May freedom's light reach us here, too.
Freedom and equality for women everywhere: Power to the People!
-Friends of Rojava in North America ([email protected])
https://www.facebook.com/Friends-of-Rojava-in-North-America-270271310064009/
Uluslararası Kadınlar Günü Bildirisi, 2017 Kuzey Amerika Rojava Dostları
Rojava Dostları dayanışma ağı, 8 Mart 2017 Uluslararası Kadınlar Günü vesilesiyle Rojava Devrimi’nin kadınlarını selamlıyor. Kürt özgürlük hareketi dünyadaki en büyük, etkili ve ilham verici feminist hareketlerden birine öncülük ediyor. ABD, Rusya, Türkiye ve IŞİD kontrolündeki bölgelerde de gördüğümüz üzere dünyanın dört bir yanında erkek egemen şiddet ve iktidar yükselirken, Kuzey Suriye’deki kadın hareketlerinin başarısı bu trendin karşısında duruyor.
Kuzey Suriye’deki feminist hareket, erkek egemenliğini sona erdirmeye yönelik fikirlerini muazzam engellere rağmen pratiğe dönüştürüyor. Rojava Dostları olarak, yalnızca Batılı erkekleri ilerici küresel değişimin öncüleri olarak gören veya feminizm ile kadınların güçlenmesinin batılı emperyalist araçlar olduğunu iddia eden cinsiyetçi Oryantalizmi reddediyoruz. Suriye’deki feminist kardeşlerimizin önderliğini yaptığı küresel kurtuluş hareketiyle dayanışmamızdan mutluluk duyuyoruz.
Batı basını IŞİD’e karşı ön cephelerde savaşan YPJ bünyesindeki 10000 kadın savaşçıdan ve Kürt öncülüğündeki güçler tarafından IŞİD’in seks köleliğinden kurtarılıp yeni bir milis gücü oluşturan Ezidi kadınlardan çok etkilendi. Ancak bu gazeteci ve yorumcular ya bu kadınların ne için savaştığını görmezden geldi ya da motivasyonlarını “aşağılanmış kadınların intikamı” olarak göstererek devrimci eylemlerini geri plana itti. Devrimi savunmak için silaha sarılan kadın yoldaşlarımızın olağanüstü cesareti ve derin fedakarlığı karşısında saygıyla eğiliyoruz. Rojava’daki kadınlar yalnızca silah tutmanın ötesinde ideolojik, psikolojik ve fiziksel manada bir “öz savunma” stratejisi uyguluyor. Kadınlar ve erkekler toplumu kadınların baskı ve sömürüsüne dayalı yapılardan ve alışkanlıklardan kurtaran bir mücadele yürütüyor. Toplum katılım, eşitlik ve karşılıklı saygıya dayalı bir kamusal ve özel yaşama doğru ilerliyor. Bunun devam eden, karmaşık ve destek vermemiz gereken bir süreç olduğunun farkında olarak şu ana kadar elde edilen kazanımları takdir ediyoruz.
Rojava Devrimi toplumun tamamen özgürleşmesinde kadınların siyasi güce sahip olmasını merkeze koyuyor. Böylece Rojava halkları kadınların otonom öz yönetimine dayalı bir sistem inşa ediyor. Kadın konseyleri kadınları ilgilendiren her mesele üzerinde kontrolü elde tutuyor ve tüm yönetimin kararlarını veto edebiliyor. Bütün liderlik pozisyonları bir kadın ve bir erkek tarafından paylaşılıyor ve konsey ve hareket yapılarının hepsinde en az yüzde 40 kadın bulunması gerekiyor. Kadın savunma komiteleri çocuk evliliklerini ve ev içi şiddeti yasaklayan yeni kanunları uyguluyor. Adalet sistemi, kadına şiddet davalarına bakan kadın komitelerini de içeren uzlaşma komitelerine dönüşüyor. Kadınlar, siyasi gücün yanı sıra kadın öncülüğündeki kooperatiflerin kurulmasıyla ekonomik güce de kavuşuyor. Kadının güçlenmesi hayatın her alanında kendini gösteriyor.
Rojava, IŞİD’den, Esad’dan ve kadın düşmanlığıyla ün yapmış müttefiklerinden gelen ölümcül tehditlerin yanı sıra faşist Türk devletinin günlük saldırılarıyla da karşı karşıya. Türkiye’deki devrimci kadınlar da kendi yaşamlarını, emeklerini ve kültürlerini kolektif olarak kontrol etme özgürlüğü için mücadele veriyor. Her gün kadın gazeteciler ve siyasi liderler hapse atılıp işkence görüyor. Kadın aktivistlerin bedenleri ordu tarafından çıplak olarak sokaklarda bırakılıyor, onlarcası bodrumlarda yakılarak öldürülüyor, seçilmiş kadın yetkililer görevden alınıp yerlerine erkek devlet görevlileri atanıyor. Türkiye’nin güneyinde kadının güçlenmesinde en fazla yol alınan Kürt şehirleri kuşatma ve askeri kontrol altına alınıyor. NATO müttefiki Türkiye kadınların insan haklarını ayaklar altına alırken, küresel olarak kadın eşitliği için mücadele ettiğini iddia eden ABD ve Avrupa’nın ses çıkarmamasından büyük rahatsızlık duyuyoruz.
Kadın haklarının ve özgürlüğünün bu karanlık çağlarında verdikleri mücadele için Rojavalı kadınları selamlıyoruz. Rojavalı kadınlar hepimize dünyamızın nasıl olabileceğini gösteriyor: eşitlik ve saygıya dayalı bir dünya, cinsiyet baskısının, tecavüzün, ev içi şiddetin ve hak mahrumiyetinin olmadığı bir dünya, köhne erkek egemen yapıların kadın devrimiyle yerle bir edildiği bir dünya. Bu gelecek ve yeni dünya için, kendimizi Rojava’daki ve dünyanın geri kalanındaki kardeşlerimizin yanında canla başla mücadele etmeye adıyoruz. Özgürlüğün ışığının burada da bize ulaşmasını diliyoruz.
Her yerdeki kadınlar için özgürlük ve eşitlik! İktidar halklara! - Kuzey Amerika Rojava Dostları ([email protected])
https://www.facebook.com/Friends-of-Rojava-in-North-America-270271310064009/
submitted by flintsparc to kurdistan [link] [comments]


2017.03.07 17:14 flintsparc International Women’s Day Solidarity Statement (Friends of Rojava in North America)

International Women’s Day Solidarity Statement
from the Friends of Rojava in North America
On the occasion of International Women’s Day, March 8th, 2017, the Friends of Rojava solidarity network salutes the women of the Rojava Revolution.
The Kurdish freedom movement has led one of the largest, most effective, and most inspiring feminist movements in the world. The successes of the women’s movements in northern Syria stand in stark contrast with the global trend of consolidating violent patriarchal power as we see in the United States, Russia, Turkey, and the areas controlled by ISIS.
In northern Syria, the feminist movement, despite immense obstacles, is putting its ideas for ending male domination into practice. We, the Friends of Rojava, reject the sexist Orientalism that would only recognize western men as the agents of progressive global change and that asserts that feminism and women’s empowerment are western imperialist constructs. We enjoy the solidarity that we share in the global movement for liberation, led by our feminist sisters in Syria.
The western press has been fascinated with the 10,000 women fighting on the front lines against ISIS in the Women's Protection Units (YPJ) militia, including a new militia of Yazidi women, liberated from ISIS’ sexual slavery by Kurdish-led forces. However, these journalists and commentators have either ignored what these women are fighting for, or stripped them of their revolutionary agency by characterizing their motivation as the “revenge of a woman scorned.” We honor the extraordinary courage and deep sacrifice of our sisters who have taken up arms in defense of the revolution.
Beyond the simple possession of a weapon, women in Rojava are engaged in a liberatory strategy of “self-defense” in the ideological, psychological, and physical sense. Women and men are engaged in a process of liberating society from the structures and habits of domination and exploitation of women, toward a public and private life characterized by participation, equality and mutual respect. While we admire all that has been accomplished thus far, we recognize that this process is on-going, never straightforward, and deserving of our continuing support.
The Rojava Revolution recognizes the centrality of women’s political power in achieving liberation for the entire society. Thus, the people of Rojava have established a system of autonomous women's self-governance. Women's councils have control over anything that they decide are women's issues and have veto power over the entire administration. Throughout the movement, all positions of leadership are shared by a man and woman, and all councils and movement structures must have at least 40% women. Women’s protection committees enforce new laws abolishing child marriages and violence in the home. The justice system is being replaced by reconciliation committees, which includes all-women committees that hear cases of violence against women. In addition to political power, women are gaining economic power through the development of women-led cooperatives.
Women’s empowerment is evident in all aspects of life.
In addition to the deadly threats these advances face from ISIS, Assad, and his renown misogynist allies, Rojava faces daily assault from the fascist Turkey state. In Turkey, revolutionary women also struggle for freedom to collectively control their own life, labor, and culture. Daily, women journalists and political leaders are imprisoned and tortured. The bodies of women activists are left naked in the street by the military, dozens are burned to death in basements, and elected female officials are replaced with male state appointees. Kurdish cities in Southern Turkey, where the greatest advances in women’s empowerment have been achieved, are placed under siege and military control. We are disgusted that the US and Europe, whose politicians claim to be forces for women’s equality in the globe, stand by their NATO ally Turkey as it eviscerates the human rights of women. In this international Dark Ages for women's rights and freedom, we salute the women of Rojava for their burning example which illuminates for the rest of us what our world could be like: a world of equality and respect, a world without gender oppression, rape, domestic violence, and disenfranchisement, a world where the ancient patriarchal structures are demolished by women's revolution. For this future, this new world, we are committed body and soul to fight alongside our sisters in Rojava and across the globe. May freedom's light reach us here, too.
Freedom and equality for women everywhere: Power to the People!
-Friends of Rojava in North America ([email protected])
https://www.facebook.com/Friends-of-Rojava-in-North-America-270271310064009/
Uluslararası Kadınlar Günü Bildirisi, 2017 Kuzey Amerika Rojava Dostları
Rojava Dostları dayanışma ağı, 8 Mart 2017 Uluslararası Kadınlar Günü vesilesiyle Rojava Devrimi’nin kadınlarını selamlıyor. Kürt özgürlük hareketi dünyadaki en büyük, etkili ve ilham verici feminist hareketlerden birine öncülük ediyor. ABD, Rusya, Türkiye ve IŞİD kontrolündeki bölgelerde de gördüğümüz üzere dünyanın dört bir yanında erkek egemen şiddet ve iktidar yükselirken, Kuzey Suriye’deki kadın hareketlerinin başarısı bu trendin karşısında duruyor.
Kuzey Suriye’deki feminist hareket, erkek egemenliğini sona erdirmeye yönelik fikirlerini muazzam engellere rağmen pratiğe dönüştürüyor. Rojava Dostları olarak, yalnızca Batılı erkekleri ilerici küresel değişimin öncüleri olarak gören veya feminizm ile kadınların güçlenmesinin batılı emperyalist araçlar olduğunu iddia eden cinsiyetçi Oryantalizmi reddediyoruz. Suriye’deki feminist kardeşlerimizin önderliğini yaptığı küresel kurtuluş hareketiyle dayanışmamızdan mutluluk duyuyoruz.
Batı basını IŞİD’e karşı ön cephelerde savaşan YPJ bünyesindeki 10000 kadın savaşçıdan ve Kürt öncülüğündeki güçler tarafından IŞİD’in seks köleliğinden kurtarılıp yeni bir milis gücü oluşturan Ezidi kadınlardan çok etkilendi. Ancak bu gazeteci ve yorumcular ya bu kadınların ne için savaştığını görmezden geldi ya da motivasyonlarını “aşağılanmış kadınların intikamı” olarak göstererek devrimci eylemlerini geri plana itti. Devrimi savunmak için silaha sarılan kadın yoldaşlarımızın olağanüstü cesareti ve derin fedakarlığı karşısında saygıyla eğiliyoruz. Rojava’daki kadınlar yalnızca silah tutmanın ötesinde ideolojik, psikolojik ve fiziksel manada bir “öz savunma” stratejisi uyguluyor. Kadınlar ve erkekler toplumu kadınların baskı ve sömürüsüne dayalı yapılardan ve alışkanlıklardan kurtaran bir mücadele yürütüyor. Toplum katılım, eşitlik ve karşılıklı saygıya dayalı bir kamusal ve özel yaşama doğru ilerliyor. Bunun devam eden, karmaşık ve destek vermemiz gereken bir süreç olduğunun farkında olarak şu ana kadar elde edilen kazanımları takdir ediyoruz.
Rojava Devrimi toplumun tamamen özgürleşmesinde kadınların siyasi güce sahip olmasını merkeze koyuyor. Böylece Rojava halkları kadınların otonom öz yönetimine dayalı bir sistem inşa ediyor. Kadın konseyleri kadınları ilgilendiren her mesele üzerinde kontrolü elde tutuyor ve tüm yönetimin kararlarını veto edebiliyor. Bütün liderlik pozisyonları bir kadın ve bir erkek tarafından paylaşılıyor ve konsey ve hareket yapılarının hepsinde en az yüzde 40 kadın bulunması gerekiyor. Kadın savunma komiteleri çocuk evliliklerini ve ev içi şiddeti yasaklayan yeni kanunları uyguluyor. Adalet sistemi, kadına şiddet davalarına bakan kadın komitelerini de içeren uzlaşma komitelerine dönüşüyor. Kadınlar, siyasi gücün yanı sıra kadın öncülüğündeki kooperatiflerin kurulmasıyla ekonomik güce de kavuşuyor. Kadının güçlenmesi hayatın her alanında kendini gösteriyor.
Rojava, IŞİD’den, Esad’dan ve kadın düşmanlığıyla ün yapmış müttefiklerinden gelen ölümcül tehditlerin yanı sıra faşist Türk devletinin günlük saldırılarıyla da karşı karşıya. Türkiye’deki devrimci kadınlar da kendi yaşamlarını, emeklerini ve kültürlerini kolektif olarak kontrol etme özgürlüğü için mücadele veriyor. Her gün kadın gazeteciler ve siyasi liderler hapse atılıp işkence görüyor. Kadın aktivistlerin bedenleri ordu tarafından çıplak olarak sokaklarda bırakılıyor, onlarcası bodrumlarda yakılarak öldürülüyor, seçilmiş kadın yetkililer görevden alınıp yerlerine erkek devlet görevlileri atanıyor. Türkiye’nin güneyinde kadının güçlenmesinde en fazla yol alınan Kürt şehirleri kuşatma ve askeri kontrol altına alınıyor. NATO müttefiki Türkiye kadınların insan haklarını ayaklar altına alırken, küresel olarak kadın eşitliği için mücadele ettiğini iddia eden ABD ve Avrupa’nın ses çıkarmamasından büyük rahatsızlık duyuyoruz.
Kadın haklarının ve özgürlüğünün bu karanlık çağlarında verdikleri mücadele için Rojavalı kadınları selamlıyoruz. Rojavalı kadınlar hepimize dünyamızın nasıl olabileceğini gösteriyor: eşitlik ve saygıya dayalı bir dünya, cinsiyet baskısının, tecavüzün, ev içi şiddetin ve hak mahrumiyetinin olmadığı bir dünya, köhne erkek egemen yapıların kadın devrimiyle yerle bir edildiği bir dünya. Bu gelecek ve yeni dünya için, kendimizi Rojava’daki ve dünyanın geri kalanındaki kardeşlerimizin yanında canla başla mücadele etmeye adıyoruz. Özgürlüğün ışığının burada da bize ulaşmasını diliyoruz.
Her yerdeki kadınlar için özgürlük ve eşitlik! İktidar halklara! - Kuzey Amerika Rojava Dostları ([email protected])
https://www.facebook.com/Friends-of-Rojava-in-North-America-270271310064009/
submitted by flintsparc to rojava [link] [comments]


Kadınların Orgazm Olmasına Neden Olabileceğine Oldukça ... SEKSİ KADIN TAMİRCİYİ AZDIRIYOR - YouTube FAZLA SEKS YAPAN KADININ VAJİNASI GENİŞLER Mİ? - YouTube KADINLARIN SEKS ESNASINDA YAPTIĞI 6 HATA bir kadının seks günlüğü part 3 - YouTube Kapalı Kadınların Erotik Resimleri Gizli Çekim - YouTube Türbanlı Kadınlardan Seks Muhabbeti - YouTube Türk Kızların Seks Muhabbeti - YouTube Kadınlar Seks Yapmazsa Ne Olur - YouTube Arap kadını seks grevinde - YouTube

kadınların sesi - Kadinlarin sesi,kadın,yemek,örgü ...

  1. Kadınların Orgazm Olmasına Neden Olabileceğine Oldukça ...
  2. SEKSİ KADIN TAMİRCİYİ AZDIRIYOR - YouTube
  3. FAZLA SEKS YAPAN KADININ VAJİNASI GENİŞLER Mİ? - YouTube
  4. KADINLARIN SEKS ESNASINDA YAPTIĞI 6 HATA
  5. bir kadının seks günlüğü part 3 - YouTube
  6. Kapalı Kadınların Erotik Resimleri Gizli Çekim - YouTube
  7. Türbanlı Kadınlardan Seks Muhabbeti - YouTube
  8. Türk Kızların Seks Muhabbeti - YouTube
  9. Kadınlar Seks Yapmazsa Ne Olur - YouTube
  10. Arap kadını seks grevinde - YouTube

Türk Kızların Seks Muhabbeti Daha Fazlası için Abone Olunuz.🇹🇷 http://tr.euronews.net/ Arap Yarımadası'nda kadın baharı yaşanıyor! 80'li yıllarda yeşilçamı etkisi altına alan özgür, hakkını arayan kadın hikayeleri ... Kadınların seks esnasında yaptığı hatalar ve bunun akabinde erkeklerin kadınlardan soğumasını sağlayacak hataları önlemek için bu konuda farkındalığını arttırmalısın. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Kadınların seks sırasında erkeklere oranla daha az orgazm olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Peki ya kadınların kazara orgazm olabileceklerini bili... Türkiye'de Açık Deyip Bakmadıklarımız Kapalı Deyip Müslüman Dediklerimiz Arkadaşlar Bir İnsanın İçinde Olacak Müslümanlık https://www.facebook.com ... Kadınlar Seks Yapmazsa Ne Olur, kadın cinsel ilişkiye girmeden durabilir mi, kadın kaç günde ilişki ister, kadınlar kaç günde bir sevişmek ister, kadın uzun ... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.