15 yaşında ilk buluşma

Kıyafetler, kendimizi ifade etmenin ilk yolu. Bir insanı konuşmaya başlamadan önce görünüşü ve kıyafetleriyle değerlendiriyoruz. Flört uygulaması Zoosk, bu konuya el attı ve kullanıcılarına ilk buluşmada ne giyilmesini isteyip istemediklerini sordu. Sonuçlar sadece ilk buluşma için geçerli değil elbette. İlk makalenizi 16 yaşında yazmışsınız. Bence de yeni bir Carrie’nin hikayesi değil, sizin hayatınızın o döneminin devamı gibi… – Katılıyorum. Gazeteci olmak tek hayalimdi. Yazar olmak istiyordum. 15-16 yaşında fikirler yaratıp sunuyordum. Tabii o yaşta aldığım cevap hep “hayır”dı… Sunuculuğunu Şinasi Yurtsever ve Sinan Çalışkanoğlu’nun yaptığı şaka programı İlk Buluşma yeni bölümleri ile Fox ekranında seyircisi ile buluşmaya devam ediyor.Yeni bölümleri ile Pazar akşamları saat 23.15'te izleyici karşısına çıkan programı izleyen kimi izleyiciler kahkahaya boğulurken,kimileri de şakaya maruz kalan yakınlara (abla,anne) üzülüyor.Ya kalp ... İlk buluşma fazla abartılırsa fiyasko ile sonuçlanabilir. Kiminle buluşuyorsanız buluşun; isterse hayatınızın aşkı ile ilk randevunuz olsun; sanki onunla daha önceden defalarca buluşmuşsunuz ve bu sıradan birşeymiş gibi hissetmeye çalışın. Aksi taktirde eliniz ayağınıza dolaşır ve herşey ters gider. Yaşadıkları Birbirinden Tuhaf İlk Buluşma Deneyimleriyle Hepimizi Şaşırtmayı Başaran 15 Talihsiz Kişi Ana Sayfa > Cafe. Nergis Onedio Üyesi. ... 18 Yaşında Gençler İntihar Ederken Türkiye Gündeminden Neler Öğrendik? 25 Eylül, 13:19 ... İlk buluşma olduğu için yaptığımız kombin büyük önem taşır. Saç ve makyaj tercihinizde olduğu gibi kıyafet seçimlerinizde de sakin dokunuşlara yer verin. Abartılı dış giyimlerden kaçının, belirgin renk tonları yerine sütlü kahvelere ve beyazlara daha fazla ağırlık verin. Köprüde Buluşmalar 15 yaşında Köprüde Buluşmalar, 15-16 Nisan 2020 arasında 15’inci kez düzenlenecek. Film Geliştirme Atölyesi, sinemacılara yeni uzun metraj projelerinin ilk ... Söz konusu ilk buluşmaysa, neler yapılacağı ya da yapılmayacağı konusunda her kafadan bir ses çıkması kaçınılmazdır. Kim ne derse desin, bu önemli birkaç saat için değişmeyen tek şey; iyi ilk buluşmalar her zaman kendin olabildiğin ve rahat hissedebildiklerindir. IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası > E-Ticaret > Domain > Domain Satış > 15 Yaşında Marka Olacak Sohbet Domaini . COM COM 1 Beğeni(ler) Kızla ilk buluşma ekşi inci - Rich man looking for older woman & younger man. I'm laid back and get along with everyone. Looking for an old soul like myself. I'm a man. My interests include staying up late and taking naps. Register and search over 40 million singles: chat. How to get a good woman. It is not easy for women to find a good man, and to be honest it is not easy for a man to find ...

Turkish Copypasta

2020.07.21 02:45 Trojaner Turkish Copypasta

bana ilişki içinde ve özellikle son 1 senede uyguladığın duygusal , cinsel istismar ve duygusal şiddetten ve onun sonucunda anksiyete bozukluğu, major depresyon, cinsel bozukluk, panik atak krizleri ve intihar teşebbüslerinden bahsedeceğim öykü
28 yaşındayım ve "senin yaşadıklarının %10unu yaşasam şimdiye ölmüş olurdum" dediğin bir hayat yaşadım. bu yaşa kadar psikolog ve psikyatriste gitmedim (sağlık raporları dışında) ilaç kullanmadım, hele ki panik atak ve anksiyete gibi şeylere dünyada en uzak insanlardan biriydim
her gün büyük acılar çekiyorum, yemek yeme , uyuma gibi temel işlevleri bile gerçekleştiremiyorum, her gün ölmeyi düşlüyorum. aileme ne durumda olduğumu sorabilirsin. bunun yegane sebebi ilişki içi uyguladığın sistemli istismar ve duygusal-psikolojik şiddet. hepsini açıklayacağım
gördüğün gibi duygusal şiddet ve istismarın tüm belirtilerini taşıyorum. hayatımda ilk kez geçen sene seninle tartışırken panik atak krizine girdim ve kaldırıma yığıldım. 1 ay kadar önce yine tartışmamızda balkona yığıldım ve panik atak geçirdim. o günden sonra sürekli oldu
ve erasmusta muharremle olduğun gece intihar ettim. bileklerimi kestim. anlık müthiş bir ölme isteğiydi. hani etta james tarzı şarkılardaki gibi. i'd rather go blind gibi. bunu yaşamak, daha doğrusu yaşatmandansa ölmeyi tercih ederdim. şimdi istismarını anlatacağım
öncelikle istismar nediri göstermek istiyorum. önce bana uyguladığın istismarın bendeki psikolojik raporlarını gösterdim. sonra istismarın sonuçlarıyla eşleşmesini ve şimdi de istismarın tanımı görmeni istiyorum ki, itiraz edebilecek bir noktan ve yüzün olmasın
ilk ve en büyük istismarından bahsedeceğim. biraz geçmişe gitmek istiyorum. 7 yıl öncesi bana attığın mesaj. bu 7 yılın büyük bir kısmında iletişimdeyiz. 6 YILDIR HAYATINDAYIM. tekrar konuşmaya başladığımızda 24 yaşındayım, sen ise 17-18
öncesinde abi-kardeş olarak devam eden ilişkimize arkadaşlık da ekleniyor. ve bana karşı duygusal-romantik bir sevgi duyduğunun farkındayım ama görmezden geliyorum. ve biraz da hayranlık duyuyorsun. seninle konuşmaktan hoşlanıyorum, hatta senden ama bu sevgiyi istemiyorum
hatırlarsın o dönemler artık seçici olmamam gerek, çok muhteşem bir sevgiyi beklememin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum, sadece hoşlandığım birileriyle sağlıklı bir ilişki yaşamamın daha doğru olacağı düşüncesindeyim. sen de biliyorsun. özellikle sanal bir şey istemiyorum
seni hala büyük oranda küçük kardeşim ve arkadaşım olarak görüyorum. sorunların var, birçok insecurity ve özgüven problemleri, anksiyete bozukluğun var, uzağız. küçüksün. hatta bazen bu sevgiyi ergenlik hevesi olarak görüyorum
öte yandan etrafımda olan ve bana yazan birçok kişi var biliyorsun. reel veya sanal. senin yaşlarında veya senden büyük. bana yazıyorsun, elbette sana duyduğum bir sevgi var, kafamı karıştırıyorsun sürekli. romantik anlamda dengesiz davranışlarım oluyor. bazen yazmayı kesiyorum
çünkü sağlıklı bir yetişkin ilişkisi yaşamak istiyorum. ve seninle bunun pek mümkün olamayacağını düşünüyorum. hatta kendimden soğutmak için sana kötü de davranıyorum. beni taciz ettiğini söylüyorum, bunun gibi birçok boktan davranış.
fakat yine de bana sevgini gösteriyorsun. birkaç ay hiç yazmasam bile "seni çok özledim" diye mesaj atıyorsun. arkadaşlarıma mesaj atıp beni soruyorsun. bunları görünce sana haksızlık ettiğimi düşünüyorum. daha 18 yaşında ama kendimden itsem bile sevgisi ve kalbi güçlü diyorum
bu güç aradaki bazı organik problemleri aşabilir diye düşünüyorum. uzaklık, yaş farkı, senin sorunların vs gibi ve tamamen bir ilişkiye-flörte başlıyoruz.
seninle ilişkide olarak sağlıklı yetişkin ilişkisini hemen yaşayamacağımı biliyorum. üzerinde uğraşmam ve
emek vermem gerekecek. bunun farkındayım. istismar burada başlıyor. elbette başlarda istismar değil. zamanla buna dönüşüyor. dönüştürüyorsun.
aramızda 6-7 yaş var. ben baskın bir karakterim, sen ise çekinik. sen beni daha çok seviyorsun ve bunun gibi birçok şey
böyle bir durumda genellikle benim tarafımdaki kişinin karşısındaki kişiyi bilerek veya bilmeyerek istismar etmesi beklenir değil mi? bunun farkındayım ve bunun olmasından korkuyorum. seni istismar etmekten, senin de istismara açık olmandan.
hatırlarsın hep şunu tembihliyorum "ben istiyorum diye bir şey yapma, senin içinde o isteğin olması önemli, içindeki isteği dışarı çıkarmak istiyorum" veya sürekli "seni herhangi bir şeye zorluyor muyum" diye check ediyorum değil mi
ilişki içi şiddete dair o zamanlarda yeni öğrendiğim terimleri soruyorum, gaslightning, lovebomb vs gibi ve bunların herhangi birini uyguluyor muyum diye sana geliyorum. çünkü biliyorum ki, bazen insan istemeden de bunları yapabiliyor veya farkında olmadan.
bir yandan kendine ve özellikle dış görünüşüne dair endişeler var, çekingen ve kaçınan birisin, doğru veya yanlış biçimlerde de olsa bunları gidermeye sana iyi gelmeye çalışıyorum. birçok fedakarlıkla bu ilişkiye başlamış durumdayım ve sağlıklı bir ilişki için uğraşmam gerekiyor
sana iyi geleceğimi ve geldiğimi biliyorum. günlüklerini tekrar tekrar atmama gerek yok değil mi? her sene bir yerlere yazdığın sözler "abim, en iyi arkadaşım, dostum, sevgilim" , "sevgisinde çok güvende hissediyorum" , "verdiğim en iyi karar sensin"
"her şeyimi anlattığım tek insan, safe placeim" gibi birçok şey. bunlar için çok ama çok çabaladım ve bekledim. fakat ilerledikçe aramızdaki yaş farkı bir istismara dönüşüyordu. özellikle son senelerde .birçok şeye "küçüğüm" "şöyleyim, ben böyleyim" gibi cevaplar
sana karşı yaş farkından dolayı yüksek bir tahammül ve ayrıcalık tanımış olan insanın sağladığı bu konfor alanına, kedinin mindere yayıldıkça yayılması gibi yapışıyordun. elbette belli bir takım progress ve ilerleme de vardı fakat ileride bu da withholding adındaki istismar oldu
tartışmaktan çekindiğinde bile seni tartışmaya itiyordum değil mi, içini dök, benimle tartış dediğimi hatırlıyorum birçok kez.
yaşıtlarına göre çok geç gelişiyordun. bu olabilir. aslında birçok şey için küçük değildin. küçüğüm dediğinde bile değildin. küçük değil korkaksın
fakat bahanelerin arkasına sığınıyordun ve karşında benim gibi anlayışlı ve sabırlı (sabrımın tükentiği ve hüsranımı yansıttığım anlar da dahil) biri olunca o konfor ve korku alanında kalmaya devam ettin.
kant'ın burada sana ve beni uğrattığın istismara dair güzel bir yazısı vr
dedim ya, normalde yaş farkı ve karakter farklılıklarımız sebebiyle tersi olması beklenirdi ama hemen hemen her şeyde küçüklüğünü öne sürüyordun. ben de birçok red flag ve hataları küçüklüğüne veriyordum. vermemem gerekirmiş.
en ufak sorumluluk ve çabadan kaçınıyordun. ilişkinin ilerlemesi gerekiyordu, 1 seneden fazladır flört halindeydik, "sevgili" olmaya, isim koymaya dahi ben ittirdim ve sen de başka kişilerle konuşmamı görünce bu konforlu ve zahmetsiz belirsizliği bitirmeye karar verdin
bir grup içinde sorumluluk almayı, insanlara bir şeyler öğretmeyi sevdiğimi biliyorsun. kendi deyiminle "elimde büyüdün". gözünü açtığından beri ben vardım. ve bu katlanılan bir durum olsa da keyif de alıyordum çünkü sana olan sevgim sebebiyle yaptığım fedakarlığı
bekleyişi, sabrı bir gün anlamanı umuyordum. sen ise bu ayrıcalıkları take for granted olarak gördün. cepte gördün. olması gereken olarak gördün. bana şunları dedin "ne bekliyorsun alkış mı", "you signed up for this" vb birçok söz.
alkış beklemiyorum, sevgi bekliyorum. saygı ve minnet.
bu küçüklüğün kişisel, bana özel ve bir istismar olduğunu ise erasmuta muharremle olan ilişkinde anladım.
bir stepping stone, basamak, bir enayi gibi kullanıldım
sevdiğin insana hayatından sadece 4 gün ayırdın. 4 gün buluşabildik. benimle ilişkideyken toplasan 7-8 kere telefonda konuştun. neredeyse 60 günde 1 yapıyor bu. 7-8 kere sexting sadece. sıfır skype ve görüntülü konuşma 2 senelik sevgililik ve 1 senelik flörtün özeti bu
bir anda büyümedin. kendi deyiminle elimde büyüdün. duygusal ve cinsel gelişiminde annen-baban, arkadaşların veya bir başkası değil ben vardım. üstelik bu süreçte sağlıklı bir ilişki yaşayamamış oldum. en çok canımı acıtan ise "muharrem senden daha çok çabaladı" demen oldu
bunları söyleyebilen biri, hiçbir kavga hiçbir tartışma olmaksızın nasıl bir başkasıyla 15 gün sonra öpüşür ve ilişkiye başlayabilir anlamıyorum. tek kelimeyle iğrenç. bir insanın sözlerine değil, eylemlerine bakmamız gerektiğini çok iyi özetliyor bunlar
beni hep sözde sevdin. sevgi böyle bir şey değil. ben kendimden biliyorum. sana duyduğum sevgiden. ve muharreme duyduğun sevgiden. bir anda büyümedin, sevgiye inancın da bitmedi ve onunla kinda sevgili oldun.
"seni seviyorum ÇOKÇOKÇOK" bana duyduğun sevgi sana iyi gelen bir şeyi sevmen gibiydi. pansuman gibi. iyi geliyor seviyorsun. enayiyim çünkü. ben seninle birçok şey yaşamak için yıllarca bekliyorum, çabalıyorum, gelişimine katkı yapıyorum ama bir başkasına hiçbir zahmet
göstermeden, uzun bir ilişkini bitirdikten sonra, yasını bile tutmadan 4 gün sonra öpüşüyorsun. yakınlık yaşıyorsun. ve bizim yapmamıza engel olduğun birçok şeyi yapıyorsun. bu sözleri ondan duyduğumda da intihar ediyorum. bunun için bile onu suçluyordum,
ama o sadece malum olanı ilan etti. dediği doğruydu. mutlu ettiğin o mutsuz ettiğin ise ben oldum. diğer istismarlarını da anlattıkça beni intihara sürükleyişin daha da gün yüzüne çıkacak.
bazen onu bile etiketleyesim geliyor buraya. acaba o 10-15 günde nasıl bir çaba gösterdi de benim 5 yılda yapamadığımı o kadar kısa sürede gerçekleştirebildi. biraz yüzün kızarıyordur umarım. "senden daha çok çabaladı" derken umarım o utancı hissediyorsundur.
sen onunla öpüşürken, sana aldığım ve doğum gününde göstermek istediğim, buraya dönünce de boynunu öpüp takmayı düşündüğüm kolye ile gün sayıyordum. evet son 10 gün iletişim azalmıştı ama bunun sebebi de ben değildim.
bu arada erasmus dünyadaki en iğrenç şeylerden biri. ekşi sözlükte erasmus hakkında yazılan her şey doğruymuş. sen ve ev arkadaşın dilek. iki zıt karakterde, iki farklı yaştaki kadın uzun ve ciddi ilişkilerini orada bitirip orada en yakın "arkadaşları" ile sevgili oldu.
sana sorduğumda "sadece arkadaşız" dedin. hatta dilekin sevgilisi berk gaydi değil mi sana göre? tam tersini söylediğimde itiraz ediyordun. muharrem sana senden hoşlandığını söylemişti ama bunu bana söylemedin, sakladın. söyleyebileceğin birçok an olmuştu
dilek ve berk gözünün önünde flörtleşiyorken bunu göremiyordun. belki sen de muharremle flörtleşiyordun farkında olmadan. arkadaşlık ve flört arasındaki çizgiyi çizemediğini biliyorum. 5 ay içinde üç reel arkadaşının seninle olmak istemesi tesadüf olmasa gerek
nasıl olduğunu sorduğumda bile "radarlarımı birden açtım oldu" dedin. oysa sana sinyali 20 gün öncesinde vermişti ve bana söylemedin. sevgilin olduğunu da bilmiyordu. birini reddetmek için sevgilim var demek zorunda değilsin. ama sonuna eklemen gerekir.
emin ol hiçbir şey bir anda olmaz. her şey bir süreç içinde gelişir. bir başkasına duyduğun hisler ve hoşlantı da.
erasmus gerçekten dünyadaki en iğrenç oluşumlardan biri. akp il binası kadar iğrenç. o kadar dejenere.
7 yıldır tanıdığın, son 5 senede en çok konuştuğun, sevgiline hayatından sadece 4 gün ayırdın. 4 gün buluşabildik. her seneye bir gün. neden böyle oldu? ilişkinin ilk senelerinde herhangi bir şeye hazır değildin. evet küçüktün ama 18-19-20 yaşlarında oldum,
o yaşlarda arkadaşların var, o yaşlarda uzak ilişki yaşayan arkadaşların da var. ilk seneler böyle geçti. telefonda bile konuşamıyordun. ilk nude'u sevgili olduktan 4-5 ay sonra attın. flörtü de sayarsak bir seneden fazla sürede
ve ben 20li yaşlarımın ortasında, sağlıklı ve gerçek bir yetişkin ilişki yaşamak isteyen biri olarak tüm bu süreci, sabırla ve sabırsızlıkla bekledim. yaşadım. ilk nude attığında yazdıklarımı hatırlıyorsundur. "nude atman değil o güveni kazanmam beni çok mutlu, teşekkür ederim"
demiştim. cinsel bir olaydan ziyade finally, sonunda tarzı bir his ve relief yaşamıştım. bu gerçekten çok sağlıksız. ama çok da mutlu olmuştum. ama meğerse sadece bana böyleymiş.
buluşmalara gelirsek, okulun vardı. istanbula gelemezdin.
benim oraya gelmem gerekiyordu, dolayısıyla davet etmen gerekiyordu. aynı zamanda senin için uygun bir tarih olmalıydı, sen kendini hazır hissettiğinde olmalıydı, ailen sürekli kaldığın eve geliyordu, bunu ayarlamalıydın ve birçok şey
ben hazırdım, bunu biliyordun fakat yukarıda saydığım sebeplerden dolayı senin davet etmen gerekiyordu. üstelik soğuk biri olman ve sanal ilişkilere karşı duyduğum güvensizlik giderilmeliydi. ve tekrarlıyorum, hazır olmayan veya hazır olma ihtiyacı hisseden sendin.
istedin mi evet. ama istediğinden daha fazla istemedin buluşmayı. çünkü korkuların, kaygıların, konfor ve korku alanın...bu buluşma isteğini bana değil de arkadaşlarına yazmandaki temel sebep de bu. bana yazsan gerçekleşebileceğini biliyordun, bu sebeple bana değil
arkadaşlarına yazıyordun bu isteği. dolayısıyla bekleyen hep bendim. senin için süreç, benim içinse bekleme ve sabretme durumuydu. denklemin iki ucunda olmadık hiçbir zaman. ben 365günün 300ünde bu isteği duyar ve müsait olurken
sen bir yılda 15-20 gün müsait oluyordun ve bu isteğin, istemeyişinin önüne geçebiliyordu. son senede 3 kere teklif ettim ve çeşitli sebeplerle ertelendi veya olmadı. ben ise 1 kere erteledim.
yalvar yakar buluşabildik (hatalı olduğum kısım var bir başka istismar kısmında bahsedeceğim) bu buluşmadan 1 ay önce de teklif edince buluşmak istememiştin. bu yüzden son ay kiranı uzatmak zorunda kaldın.
ilişki çoktan bu noktaya gelmeliydi ama seni bekledik. geldikten sonra ise erasmusa gittin. ilişkinin bir başka seviyeye geçeceği bir dönemde erasmusun vardı. bizden 4-5 ay çalacaktı. ama gitmeliydin. sevgi karşısındaki insanı sınırlamamalı, besleyici olmalı.
gitmek istemesen bile ağlaya ağlaya gitmeni söylerdim. fakat bir seçim yapmıştın. hür iradenle, beraber vakit geçireceğimiz koca bir dönemde başka bir şey yapmayı seçmiştin değil mi? ve özellikle gittiğin yer erasmustu.
askere veya cepheye gitmiyordun. dünyada en fazla ilişkinin bittiği, en fazla aldatmanın yaşandığı berbat bir yer. bu sorumluluğu duymadın bile. oraya gitmeyi seçen biri olarak bekleyen konumuna düşen bendim. sen değil. sen bekletendin.
gördüğün gibi ilişki başında, flörtte ve buluşmadan sonra sadece müsait ve hazır olmaman yılları alıyor. ilişkimizin %70'inde müsait değilsin, başka bir şeyler vb. sadece müsaitlik durumu açısından dahi %70 oranında sebep sensin. diğer sebeplere geçeceğiz.
orada ise değil bu sorumluluğu duymayı, en fazla istismar, ihmal ve suistimali gerçekleştirdiğin döneme giriyoruz. bunlardan ilişki boyunca hep rahatsızdım ve defalarca ayrılmak istedim değil mi. belki 15 kere ayrılmak istemişimdir.
"benden bu kadar kolay vazgeçme" dedin, gelip beni ikna ettin, ben kendimi ikna ettim ve devam ettik. bu enayiliğin farkına ise muharremle varabildim. onunla olan ilişkinde.
hayatının 5 yılında olan bir insanla 4 gün geçirirken, onunla öpüşmen, buluşman yıllar sürmüşken onunla her şey ışık hızında gerçekleşiyordu. ben seni bir başkasıyla daha kolay ve rahat öpüşebilmen için beklemedim, çabalamadım ve bu sebeple öpmedim.
senin büyüme sürecindeki sancıları çeken bendim, senin duygusal, entelektüel ve cinsel gelişimini hızlandıran, katkıda bulunan bendim. senin sözlerin. seni öptüğümde benimle öpüşmen kolaylaşmalıydı bir başkasıyla değil.
fakat bütün bu sevgi ve bu sevginin getirdiği emeği o kadar take for granted görüyorsun ki...ben gerçekten bir enayiyim. ben senin yüzünden intihar ettikten bile 4-5 gün sonra onunla ve arkadaşlarınla yüzmeye gidebildin.
bu gelişimi benim gibi bir enayi ile tamamladıktan sonra enayi guydan, fuckboi'ye geçişi gerçekleştirdin. iyi yetiştirmişim? seni bu özgüveni kazanabildiğine göre.
ne kadar sağlıklı bir sevgi değil mi, ben seninleyken sağlıklı bir ilişki yaşayamazken o doya doya cinselliğini yaşıyor, ben seni yıllarca bekledikten sonra, tekrar özlemle ve elimde aldığım kolyeyle seni beklerken ne kadar çabuk ilişkiye giriyordun. tertemiz bir sevgi
beni o kadar çok kullanıp enayi yerine koydun ve gençliğimin en peak noktalarını istismarla geçirmeme sebep oldun ki. şu an onlarca psikolojik, cinsel ve zihinsel problem olarak nihayete erdi hepsi.
sabrıma ve bekleyişime gösterdiğin suistimalle, yaş farkı ile olan istismarını böyle özetleyip bırakıyorum ve diğer istismarlara geçiyorum . ikinci planda olmak
sen erasmustayken, yani beraber geçirebileceğimiz bu vakti haklı olarak erasmusu seçerek çöpe atmışken (tekrar diyorum gitmeliydin ama orada yaptıkların iğrenç ve bu sorumluluğu duymadın) aşağıda sana da yazdığım gibi hissediyorum
yedek sevgili gibi hissediyorum. sanki gerçek sevgilini bekliyorsun, o bekleyiş boşa geçmesin diye benimle birliktesin gibi. o gerçek sevgili muharremmiş nitekim.
italya'ya alışmadan evvel homesick olmuştun ve hemen hemen her gün ağlıyordun. sana destek oluyordum
ve emotional support animal gibi kullandıldığım oraya alışmaya başladıktan sonra ortaya çıktı. gezmeye ve alışmaya başladığında bu hisler gittikçe güçleniyordu, beni ihmal ediyordun. senden homesick günlerinden birinde ayrılmak istedim, sonra barıştık
söylediğimi hatırlıyorsun değil mi "ayrılmak istedim ama kendimi de çok kötü hissettim, seni böyle bi durumda, bana ihtiyacın varken bırakmak kötü hissettirdi çok" buna benzer şekilde yazmıştım. senden bende olmayan wp ve fb konuşmalarını istedim
biraz gururun varsa onları atarsın. denediğini söyledin fakat atması gayet kolay bulmam 10 dakika sürmedi. senin kafandaki çabalamak böyle dandik bir şey işte. kendini kandırıyorsun, karşındakini kullanıyorsun.
neyse. bu hislerimi açıkladım ve orada görgüsüzlük yaptığını
belirttim. sister brothers filminden referansla "çarli'lik." görgüsüzlük aslında o kişiden çok içinde bulunduğu toplumun suçudur. yani görgüsüz aslında kendisine gösterilme veya deneyimleme şansı verilmediği hususlarda görgüsüzlük yapar.
sen de ilk kez oradasın. bunu anlıyorum ama beni ihmal etmen gerekmezdi. bunları başta kabul etmedin, hatta bana bayağı kızdın ama bir ay geçmeden tam olarak şunu dedin "benim için artık 2.plandasın".
yazık. bunu söylemene de gerek yoktu zaten. öyleydi
oysa ben bu sırada vatandaşlık işlemlerimi vs geveliyordum ki, sen döndüğünde türkiyede olayım ve doya doya görüşelim diye. hatırlıyorsun değil mi birçok teste girip orada bırakmıştım işlemleri.
bana bir bok parçası gibi davrandın ve öyle de hissediyorum. ihmal ettin, suistimal ettin ve bir abuse'un tam karşılığı bir şeyi yaşatıp aynen o cümleyi kurdun.
bir başka mesele. son bir sene içinde neredeyse hiçbir tartışmamızda haklı olamamam. şunu demiştin hatırlıyor musun? "sen haklıyken çok mutluyduk" zaten hala öyleydim ama gittikçe değişiyordun, kötüye giden bir değişim. hiçbir hatanı kabullenmediğin gibi beni suçluyordun
bu cümleyi o kadar çok kurdum ki. haklıyım ama özür diliyorum. çünkü bunu yapmadığımda her şeyi daha kötü bi yere çekiyordun. hep alttan almak zorunda kaldım
bir başka istismar ve duygusal şiddet. durumu. önce hayatında kötü giden şeyleri benim üzerime yıkmanla başlayacağım
dilek'in köprüden düşüşü. 2 gündür geziyorsunuz ve sağlıklı iletişim kuramıyoruz. seni özlüyorum. gezi yorgunluğun var, bitiksin, pisaya döndüğün gün türk grupla denize gidiyorsunuz. akşama doğru gittiğini haber veriyorsun ve sonrası yok
zaten içimde kötü bir his olduğunu, yorgun olduğunu ve gitmemeni istemiştim. ilk kez senden bi yere gitmemeni istedim, tavsiye ettim. yazıyorum. telefonun tek tikte. gece 1-2-3 oluyor. uyuyorum. sonra dilek düştü deyip ağlayarak telefon açıyorsun. sabah kadar seninle konuşuyorum
uyumadan. seni sakinleştiriyorum. yazıyorum. konuşuyoruz. ve sana kırgınım çünkü yine beni ihmal ettin ve yine eğlenirken tek bir kez aklına gelip yazma zahmetine girmedin. bahanen ise telefonunun şarjı olmadığı için interneti kapatman. ama aynı telefon sabah kadar gidiyor
o kadar konuşmaya rağmen. internetini açıp bir şey yazman, en azından merakta bırakmaman için, şarjının binde birini götürürdü anca. ve o ortamda muharrem de var. ne kadar şanslı birisi değil mi. gezi yorgunluklarında benimle telefonda bile konuşamayacak durumda olurken
onun olduğu her situationda tüm yorgunluklara rağmen fiziken oradasın. koşa koşa.
dediğim gibi kırgınım ve kötü bir şeyler olacağını düşünüp uyardın, dinlemedin, bunun için de kızgınım. küçüğüm diyorsun ya hep. söz dinliyor musun küçüklüğünü bilip? hayır
beni sevdiğini söyledin, geçiştiriyorum. o an karşılık veremeyecek kadar kırgındım. ama 15-20 dakika sonra seni sevdiğimi söyledim. saatlerce yazmanı beklemiş durumdayım, bütün gece seninleyim, destek oluyorum, sakinleştiriyorum, 15 dakikada hislerimi toparlayıp sevgimi veriyorum
ama bana bu durumdan dolayı kin güdüyorsun. evet o an kırılabilirsin. ama insan sevdiğine kin güder mi hiç. hem de düpedüz haksız olduğu bir konuda. erasmusa giden sensin, beni ihmal eden sensin, yıllarca seni beklemişim ama 15-20 dakikalık bir glitche bile tahammülün yok.
tamamen ama tamamen bencillik. taker olmaya o kadar alışmışsın ki, kendini her şeyin merkezinde görüyorsun. benim senin kadar değerli hislerim yok. sen sevgili değil köle istiyorsun. ve bu meseleden dolayı bana bir sene kan kusturuyorsun.
sadece o gün değil sonrasında da hastaneye her gittiğinde destek olmaya çalıştım ve aşağıda kurduğum cümleyi defalarca kurdum. karşındaki insanı ne kadar ezdiğinin farkında mısın. istismarı görebiliyor musun?
ve seni çok iyi anlıyordum. ben de 1 sene kadar 82 yaşındaki dedemle ilgilendim. 1 ay da değil. ve tek başımaydım. o da yere düştü ve yerde titrerken bi elimde ambulans çevirip diğer elimle kalp masajı mı yapsam yoksa sırtına mı vursam durumundayım. defalarca ambulans çağırdım
tek başıma hastanelerde onunla defalarca kaldım, bir dakika bile uyuyamıyordum çünkü bağlı olduğu aletleri söküyordu. mesanesindeki kitle sebebiyle her gün banyoda bir kan gölüne uyanıyordum, gece 20-30 defa tuvalete gitmek zorunda kalıyordu, uyuyamıyordum bile
bu sebeple babamla kavga ettim, 10 dakika uzaklıkta olmasına rağmen ayda 1 lütfedip babasına bakmaya gelen halamı evden ve aileden kovdum. dedemin mezarını bile bilmiyor. ama böyle bir durumda dahi senin bana yaptığın gibi seni bir yük olarak görmedim
evet seni ihmal etmek durumunda olabiliyordum ve bana birkaç gün vermeni istemiştim haklı olarak yakındığında. sana o dönemde bir aşk mektubu yazıp yolladım, origami yapıp yolladım değil mi? hatta mektupta bile sevgimi tam olarak tarif edemeyeceğim bir durumdayım
daha güzel bir mektup yazmak dileğiyle diye bundan bahsettim. seni ise dilek'in tüm şımarıklıklarına, oraya gelen ailesine değil bana yansıttın içindeki tüm öfke ve daralmışlığı. o günden sonra beni bir yük olarak görmeye başladın. kendin de söyledin bunu.
ve ancak 1 sene sonunda, geçen ay "keşke o gün sana yazsaydım diyebildin. o bir sene içinde bu konuyu 50 kere tartıştık ve hep haksız çıkıyordum. benden bağımsız yaşadığın bir olayın ceremesini ben çektim. sevdiğin insana kin güttün ve istismar ettin bir sene boyunca
sadece bu değil, elbette. burada anlattıklarımın hiçbiri bir sefere mahsus olaylar değildi. sistematik.
kötü bir şey olduğunda yanına yaklaşılmıyordu. sinirini benden çıkarıyordun
kıskançlık konusuna gelince; kendi kafanda bunu rasyonalize ediyorsun, meşrulaştırıyorsun. hatta belki sana yaşattığım bir mağduriyetten, total power çıkarıyorsun. türbanlı bacılarımız okula alınmıyordu, o zaman her sokağa sübyan mektebi açalım gibi.
diktatör var, ülkeye saldıralım gibi.
ilk kez kıskançlık yaşadığın dönemleri hatırlıyor musun, keşke konuşmalarımızı bana atsan da onları da sslesem. beni kıskandığın için rahatsız oluyorsun, ilişki senin tercihinle belirsiz ve isimsiz bir durumda,
kendine kötü davranmana gerek yok, kıskanmak gayet doğal ve olması gereken bir duygu diyorum. hatta farkında olmadan seni kıskandıracak bir şey yapıyor olabilirim, beni uyarabilirsin, kıskançlığını bana aktarabilirsin diyorum. hatırlıyorsundur.
bu sağlıklı bir kıskanma biçimi. seven insan, elbette sevdiği insanı kıskanır. ben de seni kıskandım. fakat bir de toxic kıskançlık var. kişinin kendi özgüvensizliğinden duyduğu kaygılarla hayatı karşısındakine dar etme durumu. hatta bunu da duydum.
ve bunu sana söyledim de, erasmusta olman, yani aramızdaki mesafenin kapatamayacağım kadar açılmış olması, bir şey olduğunda gelemeyeceğimi bilme düşüncesi bana özgüvensizlik veriyor ve bu da kıskanmama sebep oluyor dedim. bunu da hatırlıyorsundur.
ve sağlıklı kıskançlıklar da duydum. her gün etrafındaki insanlarla, hayatından gelip geçecek insanlarla fotoğraflarını görüyordum. orada ben yoktum. mutluluk fotoğraflarının içinde olmak istiyordum. ilk kez orada başkasıyla ot içmeni kıskandım. çünkü benimle yapmanı isterdim
senin kıskançlıkların ise oldukça toxicti. hem bana bir ilişkiden beklentilerimi karşılamayacak ve karşılamıyor olduğunu biliyordun, hem de bunun için pek çabalamıyordun. kendine duyduğun bu özgüvensizlik beni boğmana sebep oluyordu.
resmi olarak muharremle sevgiliyken bile stalklıyordun (hayır sadece aysu için değil), ne boklar karıştırıyorsun acaba diye soruyordun. birkaç ay önce bile, benimle olmak istemiyorsun ama intimacy veya foreplay hesaplarında bir şeyler favladığım için demediğin kalmadı
hem sevmiyorsun, hem severken bile gerçek anlamda sevmiyorsun, hem de hala kıskançlık yapıyorsun. kişisel şeriatım gibi.
bir başka ilişki günahı. hani sadece 4 gün geçirmemize çeşitli bahaneler sunuyorsun ya, toplasan 7-8 kere telefonda konuşmuşuzdur. sexting 6-7.
skype sıfır. bir de bana aslıyla skype yapıyor oluşunun fotoğrafını atıyorsun nazire yapar gibi.
bu ilişkide sağlıklı bir ilişkiye dair ne var? sağlıklı bir ilişki adına neler yaptın. fotoğraf, nude bile o kadar az attın ki, ayrı olduğumuz yaz döneminde 3 ayda attıkların 3 seneden fazlaydı. üstelik ayrıydık. elinden geleni yaptın ha?
peki sanal sevmiyorsun. bu açığı ne şekilde telafi ediyorsun? daha fazla reel görüşmeye çalışıyor musun. hayır. ve tekrar dediğim gibi, ilişkinin kademe atladığı bir yerde erasmusa gitmeyi haklı olarak tercih edip bu tercihin sebebiyle göstermen gereken özeni göstermiyorsun
az önce anlattığım gibi, erasmusta gezmekten 3 kez yorgun düştün. ikisinde muharremin olduğu ortama koşa koşa fiziken gittin. ama ben telefonla konuşmak istediğimde ne bencilliğim kaldı ne başka bir şey.
bana neden bok parçası gibi davrandın. acaba muharreme davrandığın gibi davrandığında böyle sorunlar olur muydu aramızda. istismarını görebiliyor musun. yine telefon konusu, ağız yorgunluğun geçmedi mi diyorsun seninle konuşmak istedim diye.
dediğim gibi, ilişkideyken toplasan 7-8 kere telefonda konuşabildik, bunların yarısında sarhoştun hatta. sarhoşken veya çocuğu uyurken sevgisini belli edebilen bir baba gibi. neredeyse 60 günde 1 telefonda konuşuyoruz ama beni bencillikle suçluyorsun. kim bencil sence?
4 gün buluşabilmişiz ve bu ilişkideki her şeyin ağırdan alınmasının sebebi sensin ve beni 7/24 müsait biri istemekle suçluyorsun. umarım biraz utanıyorsundur. biraz utan lütfen. bir ilişkide neler yapılmamalıya dair her şeye tik attın.
arkadaşlarına sorsana hangisi dayanabilirdi buna? sevdiğin kişiyle reel bir şeyler yapamıyorsun çünkü o kişi ağırdan alıyor, sevdiğin kişiyi görmek için yalvarıyorsun, foto isterken canın çıkıyor, sext ayda yılda bir, telefon 60 günde 1? bana ne yaşattığının farkında mısın?
ve bahanelerini yazıyorum; odada dilek var (bu sırada dilek telefonla konuşuyordur odada)
mutfağa git - mutfakta şu var
telefonum şarjda çıkaramam
whatasppweb'le giriyorum arayamam
şarjım az
bu sırada muharremle çok konuşmadığını farkedip soruyorum. telefonda konuşuyoruz dyorsun
gerçekten bok parçası gibi hissediyorum. kendime çok acıyorum. muharremin önemini şimdi anlıyor musun. benim geçerli sebepler olarak gördüğüm şeylerin bahane olduğunu anlıyorum, ağırdan almaların, yoksun bırakmaların, hepsi muharremin varlığı sayesinde anlaşılıyor.
bu istismar muharreme karşı gösterdiğin gerçek sevgi sayesinde ortaya çıkıyor ve psikolojimin bozulması neticesinde gördüğüm tedavi-terapiler ile.
ve kabullenmedin hiçbir zaman, hep ezdin beni.
bu zamana kadar hep mesafeyi suçladım, aramızdaki yaş farkıyla kurduğun istismar ilişkisini kaldırdım ama sorun bunlar değildi. insan sevdiğine toz kondurmak istemiyor maalesef ve idealize ediyor. senin yaşında uzak ilişkisi olan milyonlar var. hatta artık ilişkilerin birçoğu
uzak ilişki.
erasmusa gittin, başta 3 ay diye yalan söyledin. bu yalanı anlıyorum. 4,5 aya çıktı, sonra bi ay daha uzatmak istediğini söyledin, ne zaman döneceksin bilmeden gün sayıyorum, tatil planları yapıyorum, bu planlara katılmıyorsun. izmire taşınma planları yapıyorum
aradaki mesafeyi yok etmek için en ufak bir hayal bir hope bile vermek bir yana, tek başına bunları yapan kişinin de planlarını sürdürmesini engelliyorsun. ve oraya taşındım da, seni affetmemiş olsam da, intihar olsam da, kalacak yerim ve işim olmadan aniden taşındım
ve sadece izmire taşınmadım, özellikle senin kaldığın semte taşındım ki, en ufak bir spark yakalanırsa modun değişmeden orada olabileyim. binde bir ihtimal için yeni yıla kadar orada kaldım. abuk subuk işlerde çalıştım. çünkü plansızdı.
bir iş görüşmesine giderken, sen uyumadan evvel "keşke burada aile dostlarımla olsan" demenden cesaret alarak çıkışta sinemaya gidelim mi dedim, meğerse o gün muharremle buluşacakmışsın. yaşattığın travmayı anlayabiliyor musun. bir de diyorsun ki
"sana değer verdiğim için burada olmanı istemiştim" evet hep olduğu gibi benim orada burada olmamı, şunu bunu yapmamı sadece lafta istersin. değer verdiğin kişi ben olsam ertesi gün buluştuğun kişi 1-2 aydır tanıdığın kişi olmazdı. ben gerçekten enayiyim. ben enayi yerine koydun
buralarda göreceğin gibi. seninle olabilmek için vatandaşlık başvurumu tamamlamıyorum, babam çağırmasın diye pasaport ve vizemi çıkarmıyorum, izmir'de iş bakmaya başlıyorum ama sen ne yapıyorsun? geleceğin gün bile belli değil. beraber olma hayali bile kurmuyorsun
ve withholding. en istikrarlı uyguladığın istismar ve duygusal şiddet biçimi.
kendi söylemin "kötü bir şeyin karşılığı 1.5x oluyor , şeyler normal" bu doğru fakat oran yanlış.
uzağız aradaki özlemin getirdiği gerginliği gidermek adına romantik anlar, intimacy momentlar hep benden geliyor. starter hep benim, hatta bunları baltalıyorsun bile
goradan espriler, alakasız espriler...hatta bir romantizm anında hiçbir şey demeden ortadan kayboluyorsun ve reddettiğin çocuğun telefonuna cevap veriyorsun, 2 saat sonra geliyorsun. ve "bu konuşmaya ihtiyacı vardı" oluyor. o ana kadar seninle telefonda hiç konuşmadık lol
libidon düşük, fakat bunu silah olarak kullanıyorsun bana karşı. aradaki sexual tension'ı gidermek için yine ben başlatıyorum. birçok kez sana yalvarmak zorunda kalıyorum dümdüz bir selfie veya bir nude için. acaba sevgilisine benim kadar yalvaran bir insan var mıdır
birini karşılıksız sevsem bu kadar yalvartmazdı sanırım.
bu sırada benimle olmak isteyen ve sevgilim var diye reddettiğim onlarca kişi var. bunu gayet iyi biliyorsun. hiçbiri kafamı karıştırmadı. her şeyi sadece seninle yapmak istedim.
fakat bakıyorum, biri benimle buluşmak istiyor, biri görüntülü konuşmak istiyor, biri telefon açmak istiyor, biri gel burada kalırız şurada kalırız diye yalvarıyor, biri sevişmek istiyor...diyorum ki "yav ben bunları neden sevgilimden değil başkasından duyuyorum"
bu nasıl bir sevgi? ben de sevgi duydum, kendimden biliyorum. sana karşı duyduğum sevgiydi. sevgi böyle bir şey değil. bana en yakın olduğunu hissettiğim anlar başına kötü bir şey geldiği anlardı hep. muharremle sevgiliyken bile, avrupada otobüsle kaybolduğunda bana yazdın ilk
adeta iyi gelen bi ilacı sevmek gibi bu.
withholding ile şiddet göstermene gerek yoktu. zaten avoidant bir kişiliktin. seksi ve incimacyi ceza-ödül olarak kullanmana gerek yoktu, zaten bana karşı normal halin bir ceza gibiydi.
istediğim şeyler istenmesi bile problem olacak şeylerdi. bir sevgi ilişkisinde kendiliğinden olması gereken şeylerdi, fakat bunları istiyor oluşum bile senin yarattığın bir sorunken, beni bencil olmakla, overdemanding olmakla suçladın. withhold ile cezalandırdın
bu nasıl bir sevgi? böyle lafta kalan böyle içi boş bir sevgi olmaz ki
kaç kere aramızda sexual tension'ın senin katılım göstermemen sebebiyle gitmesi için balkona çıkıp sigara üstüne sigara içtim biliyorsun. sevdiğim insana karşı libidomu arzumu düşürmek için, çıkıp sigara içiyorum ki kan dolaşımım düşsün diyorum.
bu bekleyişi, sabrı istismar ettikçe ettin. en güzel günlerimiz bu mesafenin gerginliğini atacak eylemleri gerçekleştirdiğimiz zamanlardı. elinden geleni yaptın ha? sürekli bir unwanted hissiyle yaşadım, senin dışında birçok insan beni istemesine rağmen bu hissi hep taşıdım
yukarıdaki şeyi lütfen iyi oku. nasıl bir mental, sexsual, emotional torture yaptığını lütfen anla artık.
keşke kemiklerimi kırana kadar dövseydin, fiziksel şiddet uygulasaydın da böyle bir istismarı gerçekleştirmeseydin. şu an bir çok mental ve ruhsal problemle boğuşuyorum. cinsiyetimi hissedemiyorum. erkekliğim öldü. kadın olsam kadınlığım ölmüş olurdu.
28 yaşındayım. 29 yaşına gireceğim. benimle kaldın, doğru dürüst uyuma ihtiyacı bile hissetmiyordum değil mi, 20lerimin başlarından beri düzenli-düzensiz spor yapıyordum, güzel bir vücudum vardı, 20lerimin ortasında peak halimdeydim. fiziksel, cinsel, mental olarak
ve şimdi 29 yaşında bir bakirim. tek kabahatim seni sevip, sevdiğim insana zaman tanımak, onu beklemek. tek eşli olmak isterken sıfır eşli oldum. dünyadaki en kötü insanların bile tattığı zevkleri tadamadım. sevgilisini öldüren insanların yaşadığı güzellikleri bile yaşatmadın
cinsiyetimi hissedemiyorum. çok utanıyorum. bu benim suçum değil ama utanıyorum. keşke biraz yüzün olsa ve sen de utansan. suçlusun ama suçlu hissetmeni istemiyorum, pişman zaten değilsin, yine olsa yine yaparsın ama utanmanı isterim. biraz utan
ve tüm bunların üstüne bana, titsdrops vidleri, intimacy gifleri favladım diye 31reis, aranıyor, baddiesçi yakıştırmaları yaptın. lütfen seninle ayrı olduğumuz dönemde nudelaştığım birinin dümdüz bir tivitini favladım diye bunu yaptığını söyleme
sadece kendini kandırmış olursun. o günden çok önce de tüm favlarım tivitlerim yargılanıyordu. hatta daha 2 ay önce "konuşmayı kesecek noktada değiliz, etrafındaki kızlarla birlikte olmanı istemiyorum, sana zarar vermelerinden korkuyorum" diye bir şeyler dedin.
bir de muharremin geçirdiği sağlıklı gençliğe ve cinselliğe bak. ben seni bekler, senin hazır hissetmelerine, istismarına, senin arzularına saygı duyarken o dilediğini yapıyordu. ben libidom düşsün diye sigara üstüne sigara yakıyordum o sıralarda seninle.
ve hepsinin üstüne 31reis oldum öyle mi? benim kalbime kezzap attın öykü. libidoma kezzap attın. hani erkekler beraber olduğu kadınların yüzüne kezzap atar ya, sen onu duygusal ve cinsel olarak yaptın :'(
ve ben bütün bu sevgi, arzu, emek, özlemle beklerken, sana aldığım doğum günü hediyesi kolyeyle gün sayarken sen onunla öpüşüyordun. ne kadar güzel bir sevgi değil mi. zahmete gerek yok, uğraşmaya gerek yok, beklemeye, özleme gerek yok, istismara gerek yok.
dilediğin kişilerle birlikte ol ve sonrası bir kişinin tek dilediği kişiyle zahmetsizce birlikte ol. muharrem olmak için hayatımdan 5 sene verebilirdim ama sana verdiğim seneler sonucu hala muharrem değil bir enayiyim maalesef.
kendi günlüğüme yazdığım bir şey. bunun tek sebebi senin davranışların. bir insan sevgilisini böyle bir duruma sokar mı? insanların hazdan, mutluluktan nefesi kesiliyor sevgilisi olduğunda, benim ise panik ataklardan, mutsuzluktan.
geçirdiğimiz 4 günü bile bir ödül gibi sunuyorsun bana. hatırlarsan seni çok güzel sevdiğim için teşekkür etmiştin o zaman. ama sanki 400 gün geçirmişiz gibi, hayatından gelip geçen insanlara dahi daha fazla vakit ayırdığını söylediğimde kafama kakıyorsun
bu ilişki de maalesef eşek bendim. ve birçok şeyi sırtladım.
erasmus'a gidiyorsun, bu özeni göstermezken bir discord serverı açıyorum ikimize ait. hani forum gibi olsun da, anlık mesajlaşmada orada olmayışın bizi germesin diye. hatta aslı kötü bir dönemdeydi, istersen bu tarafları gizleriz onu da çağır demiştim.
ama senin buraya tek katkın ne oluyor biliyor musun? deep shit köşesi lol. bu her şeyi o kadar iyi özetliyor ki.
elbette kötü şeyleri de konuşmalı ve tartışmalıyız ama sadece bu isteği duyuyorsan burada büyük bir problem var, güzel olan her şeyi ben yapmak zorundayım değil mi?
istismarının anlaşıldığı bir diğer nokta da, sevgini, arzunu belli etmekte, söylemekte, gerçekleştirmekte bu kadar zorlanırken, nefretini, istemeyişini bu kadar kolay ifade etmen. bazen 1 saat içinde 20-30 kere istemediğini söylüyorsun
hiç hayatında istedin mi ki?
benim akıl sağlığım ne olacak öykü? gerçekten beni yok ettin
bırakmalıydım seni değil mi? bu şiddeti uygulayan biri olarak ne kadar kolay bunları söylemek.
sevgilin seni dövse ve sen ona yaralarını gösterip "bunu neden bana yaptın" diye sormaya kalktığında "bunları görmek istemiyorum, beni taciz ediyorsun" dese ne hissedersin?
bir meyveyi dolaptan çıkarıp masaya koyduğumuzda ve onu orada unuttuğumuzda, kötü kokular gelir, belki üstünde böcek ve kurtlar oluşur, baktıkça iğreniriz hatta bakamayız bile, elleyemeyiz, bir gazeteye sarıp vücudumuzdan oldukça uzak tutarak çöpe atarız hemen. tiksinerek
sanki o meyvenin suçuymuş gibi tiksiniriz üzerindeki kurtlardan, kötü kokudan, çürümüşlükten değil mi? ama suç bizdedir. bekletilen meyve çürür. bu onun doğasında vardır. biz de çürük şeylerden tiksiniriz, bu da bizim doğamızda vardır. bana yaptığın da bu. umarım anlamışsındır
sana şiddet uygulayan ve travmalar, psikolojik sorunlar, cinsel sorunlar yaratan erkek arkadaşın sana böyle dese ne hissedersin?
yaşamaktan mı korkuyorsun?
kendinden korkuyor musun hiç öykü? ne kadar zarar verdiğini görüyor musun? senin kadar olamam
umarım artık içindeki kin gitmiştir. kimseyle beraber olmayı geç iletişim kuramayacak kadar kötü durumdayım. kıskanacağın, kafesleyeceğin bir şey kalmadı, artık endişe edeceğin bir şey yok. yok ettin.
seni bir insan ne kadar sevilebilecekse o kadar sevdim. her ilişki kendi özelinde özeldir. fakat bizim ilişkimiz gerçekten özeldi. abi kardeş, iki dost, iki sevgili, yıllarca neredeyse 7 yıl. aramızda çok güzel bir uyum vardı. frekanslar çok yakındı
çok farklı karakterlerde olmamıza rağmen. birbirimizle sonsuza dek konuşabilirdik, hiç sıkılmadan. seni 14 yaşında tanıdığımda, o yaşlarda gördüğüm en parlak insanlardan biriydin. gerçekten bildiğim her şeyi göstermeye ve seni kollama isteğiyle dolmuştum.
hatta hatırlarsan istediğin yabancı dizileri izlemek için torrent öğretmemi istemiştin benden. dizi batağına saplanıp derslerini aksatırsın diye öğretmedim bile. "ben öğretmicem, böyle bi kötülük yapamam sana, başka yerden bul veya başkasından iste haha :p" demiştim
hayatında bu kadar sene olup en az görüştüğün insan benim. 1 aylık tanıdığın insanlarla, 1 aylık sevgilinle bile benden daha çok şey yaptın. daha çok vakit ayırdın.
elinden geleni yapmadın. gerçekten. dürüstlüğüne güveniyorum ama kendini kandırma adlı coping mechanisme muhtaç bir karakterin var. kendini kandırdığın için çevreni ve beni de kandırmış oluyorsun.
ben bir başkasının sevgisini istemiyorum, kimsenin sevgisi için bekletilmedim.
bana ayrılırken " büyülü bir sevgiyi hak ediyorsun" demiştin. evet hak ettiğimi biliyorum ama bir başkasıyla değil. o büyülü sevgiyi senin göstermen gerekirdi. başkası için uğraşmadım
benim için dünyanın en güzel insanısın. keşke dış görünüşüne dair gereksiz insecurityler geliştirmek yerine iç güzelliğinden ve karakterinden "ben buyum" dediğin fakat sana ve karşındakine zarardan başka bir şey getirmeyen şeylerden şüphe duysan.
dişlerin inci gibi olmadan da çok sevebilirdim seni, kocaman memelerin olmadan, bebeksi cildin olmadan, veya minicik bir burnun olmadan. çok da sevdim. önemsiz şeyler ama özür dilemek, hatasını kabullenme, istismar, ihmal, biz perspektifi geliştirememe, çabalamamak...
bunlar sebebiyle bu durumdasın ve bu durumdayız. nasıl bunu mu sevdim demem ki şimdi? sen olsan?
submitted by Trojaner to copypasta [link] [comments]


2019.06.20 23:30 fragmanlife Ali ve Sevda Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Ali ve Sevda Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Türkiye’nin açık ara en çok izlenen kanalı Atv yaz dizilerini planlamaya devam ediyor. İsmail Hacıoğlu, Kerem Cem ve Sebahat Kumaş’ın başrollerinde yer almasını beklediğimiz Ali ve Sevda dizisi için hazırlıklar devam ediyor. Yeni bir yapılanmaya giren Baba Yapım Atv ile yeni bir dizi hazırlamak için anlaşma imzaladı. Mart ayında çekimlerine başlanması beklenen Ali ve Sevda dizisinin Nisan ayında yayın alınması ve 2019 yaz aylarında da devam etmesi bekleniyor. Bilindiği üzere Baba Yapım son olarak Bahtiyar Ölmez dizisini çekmiş ve çok sevilmişti.
Ali ve Sevda dizini ise son olarak Aşk ve Mavi dizisini yöneten Hakan Arslan yönetecekti ancak Hakan Arslan Ali ve Sevda dizisinden ayrıldı. Ali ve Sevda dizisinin senaryosu ise Hakan Kandal emanet edilecek. Muharrem Gürer ise Ali ve Sevda dizisinin yapımcısı olacak. Dizinin yaz dizisi tadında olması içinde senaryo çalışmaları devam ediyor. Eğer Ali ve Sevda dizisi yaz aylarında da beklenen izlenme oranlarını yakalarsa 2019 2020 yeni sezonunda da yayında olmaya devam edecektir.
Ali ve Sevda dizisinin yönetmen koltuğunda ise çok sevdiğim Kartal Çidamlı olacak.
Ali ve Sevda Dizisi Konusu Ali ve Sevda dizisinde elektronik ve tamir konusunda da usta; karanlıkta çok iyi görebilen ve farklı özel güçleri olan Ali’nin ailesini küçük yaşta kaybettikten sonra kimliğini gizleyerek devlete çalışması anlatılacak. Ajanlık yaparken işi yüzünden eşi ve çocuğunu kaybeden Ali bunu için kendisini suçlar. Kayıplarından sonra yeni bir hayat kurmak isteyen Ali taşındığı mahallede Sevda’ya aşık olur ve Sevda ile zorlu bir aşk yaşayacaktır.
Ali ve Sevda Oyuncuları Kerem Cem(Ali) Kerem Cem 28 Aralık 1977 de Muğla Milas’da dünyaya gelmiştir ve şuanda 42 yaşındadır. Pop ve rock sanatçılığının yanında aynı zamanda da dizi oyuncusu olan Kerem Cem çok yönlü bir sanatçıdır. Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Kerem Cem önce beste yaparak ve şarkı söyleyerek ünlendi daha sonra Kerem İle Aslı isimli bir filmde ilk oyunculuk deneyimi yaşayan Kerem Cem son dönemde Aşk ve Mavi dizisinde hayat verdiği Yaman ve O Hayat Benim dizisinde hayat verdiği Ateş karakteri ile ses sanatçılığından çok dizi oyunculuğu ile konuşulmaktadır.
ailesini küçük yaşta kaybettikten sonra, zekası ve karanlıkta görme gibi sıra dışı yetenekleri sayesinde devlete kimliğini gizleyerek hizmet vermiş Ali karakterini oynuyor.
Ali ve Sevda dizisinde Ali, Sevda’ya aşık zeki ve yakışıklı bir gençtir. Ali ailesini küçük yaşta kaybettikten sonra kimliğini gizleyerek karanlıkta görme gibi özel yetenekleri sayesinde devlete hizmet vermiş bir ajandır. Ali işinden dolayı eşini ve çocuğunu şehit verir ve her şeyden uzaklaşmak için taşınır ancak taşındığı mahalle de Sevda’ya aşık olur.
Özgü Kaya (Sevda) Özgü Kaya Adı Efsane dizisinde hayat verdiği Sibel karakteri ile tanınmış ve sevilmiştir. 1996 yılında İstanbul’da dünyaya gözlerini açan Özgü Kaya İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunudur. Özgü Kaya Son olarak Mehmetçik Kut’ül Amare dizisinde Zeynep karakterine hayat vermiştir.
Sevda güzeller güzeli bir kızdır. Ali’ye de tutkulu şekilde aşık olacaktır. Ali’nin imkansız aşkıdır.
Zeynep Elçin (Duygu) Zeynep Elçin 2015 den beri sanat camiası içindedir. 16 Şubat 1990’da Gaziantep’de dünyaya gelen güzel oyuncu 29 yaşındadır. 1.68 cm boyunda olan Zeynep Elçin 53. kg ağırlığındadır. Çok ilginç bir hayat hikayesi olan Zeynep Elçin aslında Gaziantep’te zorla evlendirilmek üzere iken kaçıp İstanbul’a gelmiştir. İzmir’de oyunculuk eğitimleri almış sonra İstanbul’a dönmüştür. Zeynep Elçin ilk olarak Şeref Meselesi dizisinde yer almış ve güzelliği ile dikkat çekmiştir. Sonrasında Atv’nin sevilen dizisi Kaderimin Yazıldığı Gün’de yerini almıştır. 2017 de Rüzgarın Kalbi, Göç Zamanı ve Savaşçı gibi dizilerde yer almıştır. Zeynep Elçin’in ilk başrol deneyimi ise Ali ve Sevda dizisi olacaktır.
Duygu Süleyman’a aşık tesettürlü ve güzel bir eczacı kızdır.
Cenk Torun(Hakan) 24 Mart 1974’de Başkent Ankara’da dünyaya gelen Cenk Torun 5 yıl Çılgın Bediş dizisinde başrolde yer almış ve çokça sevilmiş ve tanınmıştır. 1.79 cm boyunda ve 78 kg olan Cenk Torun 2011 yılına kadar bir çok projede yer alsa da sonradan sanat camiasından uzun süre uzak kalmış ve projelerde yer alamamıştır. Son olarak 5 yıl aradan sonra 2016 da Yeter dizisinde yer almış dizi final yapmıştı. 2018 de Adını Sen Koy dizisinin 3. sezonunda baş rolde yer alsa da bu dizi de tutmamış ve kısa sürede final yapmıştır.
Hakan başa bela kötü kalpli bir adamdır.
Zehra Yılmaz(Tuğçe) Zehra Yılmaz 26 hazran 1994 İstanbul doğumludur ve 25 yaşındadır. Marmara Üniversitesi mezunu olan Zehra Yılmaz Bugun Ne Giysem yarışması ile ünlenmiştir. Bodrum Masalı dizisi ile oyunculuk kariyerine başlayan Zehra Yılmaz son olarak Cennetin Gözyaşları dizisinde Melisa olarak ekranlarda yer almıştır.
Tuğçe; Sevda’nın en yakın ve tek arkadaşıdır. Tuğçe ve Sevda birbirlerine çok benzeyen iki arkadaş. Benzerlikleri kadar zıtlıkları da olan Tuğçe ve Sevda arasında bazı çatışmalarda olacak. Tuğçe, Sevda’yı çok sevse de kıskanmakta insanı bir duygu.
Yiğit Koçak (Sinan) Yiğit Koçak 12 Ekim 1995 Samsun doğumludur ve 24 yaşındadır. Akademi 35,5’da oyunculuk derslerini tamamlamıştır. Bahçeşehir Üniversitesinde Ekonomi ve Finans Bölümü öğrencisidir. Yiğit Koçak Vine fenomenidir. Yiğit Koçak Seni Kimler Aldı dizi ile tanınmıştır. 1.88 cm boyu ile manken gibidir.
Sinan Sevda’nın kardeşidir.
Fatih Doğan Fatih Doğan denilince akla tabi ki Kertenkele dizisinde hayat verdiği Akınca ve Hicabi karakterleri alıllara gelmektedir. Kony Selçuk Rayo ve Televizyon mezunu olan Fatih Doğan 1989 İstanbul doğumludur. 30 yaşının içinde olan Fatih Doğan Kertenkele dizisinden sonra başka projelerde yer almamıştır; ancak oyununun tek deneyimi de Kertenkele dizisi değildir. Çılgın Dershane Üniversitede adlı filmde yer almış ve uzun süre reji asistanı olarak camiada görev yapmıştır. Oyunculuğa da kamera arkasında iken gelen bir teklif ile başlamıştır. Bu nedenle oyuncu olmak isteyenlerin kamera önünden önce kamera arkasında yer alması oyuncu olma şanslarını arttırdığına inanmaktadır.
Burak Serdar Şanal (Süleyman) Burak Serdar Şanal Rüzgarın Kalbi dizisinde hayat verdiği Rüzgar karakteri ile çok sevilmiştir. Ağustos 1988 de Kastamonu’da dünyaya gelen Burak Serdar Şanal Maltepe Üniversitesi İngilizce Bilgisayar Mühendisliği mezunudur. Burak Serdar Şanal Yeşil Deniz dizisi ile çok sevilmiştir. 2015 yılında Atv televizyonunda Kızlar ve Anneleri programında sunucu olarak yer almıştır
Süleyman; Ali’nin Pilot lakaplı mafya lideri kardeşidir. Tehlikeli bir adamdır.
Selda Özbek 15 Nisan 1972 doğumlu güzel oyuncu İzmir de doğmuştur. İlkokul,lise,ortaokul eğitimlerini de İzmirde tamamlamıştır. Üniversite eğitimine ilk olarak Akdeniz Üniversitesinde makine mühendisliği bölümünde başlamıştır. Daha sonra oyunculuk eğitimi için Anadolu devlet konservatuvarında çalışmalara başlamıştır. Selda Özbek mezun olduktan sonra birçok film ve dizilerde de görev aldı. Ekranseverlerin de bildiği gibi 2000 lerin en popüler dizilerin arasında yer alan Selena adlı dizide Aslı karakterini canlandırmaktaydı. Ayriyeten Selda Özbek Yahşi Cazibe, Baba Candır, Mihrihap Yerinde adlı dizilerde de rol aldı.
Hakan Altıner 9 Mayıs 1952 yılında İstanbulda doğan tecrübeli oyuncu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve yine İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında Tiyatro Bölümünde de eğitim almıştı. Daha sonra dizi,film ve reklamlarda oyunculuk yapmıştır. Günümüzün de popüler dizilerinden olan İstanbullu Gelin adlı dizide de Şahap adlı karakterde rol almıştır.
Kubilay Penbeklioğlu 10 Mart 1967 yılında doğan Kubilay Penbeklioğlu Ankaralıdır. Okul eğitimlerini Ankarada tamamlayan başarılı oyuncu üniversite eğitimini Ankara Dil Tarih Ve Coğrafya Fakültesini kazanmıştır. Oyunculuk yüksek lisansını Ankara Devlet Stüdyosunda Trt kurumlarında da devam ettirmiştir. Kalbimdeki Deniz, kolpaçino, akasya durağı , doktorlar adlı dizilerde de rol almıştır. Başarılı oyuncu Ali Ve Sevda adlı dizide de rolleriyle yine bizleri ekranlara bağlayacaklardır.
Engin Hepileri (Uygar Sarıkaya) 3 Mart 1978 de İstanbul’da dünyaya gelen Engin Hepileri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro mezunudur. Şuanda 41 yaşında olan yakışıklı oyuncu sektöre sesledirmenlik ve Trt Okul kanalında sunuculuk ile başlamıştır. Engin Hepileri denilince yeni neslin aklına Kara Ekmek dizisinde hayat verdiği Taylan karakteri gelmektedir ancak aslında Engin Hepileri’nin çıkış yaşadığı proje İntikam dizisinde hayat verdiği Hakan Eren karakteri ile olmuştur
Uygar Sevda’ya saplantılı şekilde aşık bir adamdır.
Onur Dikmen 1971 İstanbul doğumlu olan Onur Dikmen İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunudur. Onur Dikmen Mahallenin Muhtarları Sırlar Dünyası ve Büyük Buluşma gibi dizilerde rol almıştır. Deneyimli bir tiyatrocudur. Son olarak Can Kırıkları dizisinde Akif karakterine hayat vermiş ama dizi erken final yapmıştır.
Ege Ares Şiranlı Leyla Şirin Ajansın oyuncusudur. İlk dizi deneyimi Bir Ali Sevda dizisi olacaktır. Bingo Reklam Filmi ve LC WAIKIKI E -Ticaret reklamlarında yer almıştır.
Ahmet Mekin(Tuğrul baba) Ahmet Mekin son olarak Kayıtdışı dizisinde yer almıştır. Türk sinemasının yaşayan efsane isimlerinden biridir. 6 Ağustos 1932 İstanbul doğumlu olan Ahmet Mekin şuanda 87 yaşındadır. Aslen Karslı olan Ahmet Mekin’in de gerçek ismi Ahmet Kurtdereli’dir. Ahmet Mekin Selvi Boylum ve Al Yazmalım filmi ile Türk Sinemasının efsaneleri arasında girmiştir.
Ali ve Sevda Dizisi ile Anlaşamayan Oyuncular Sebahat Kumaş Sebahat Kumaş 12 Mayıs 1989’da Aydın’da dünyaya gelmiştir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık bölümü mezunu olan güzel ve yetenekli oyuncumuz kısa bir süre model olarak çalışmıştır. 2011 yılında Muhteşem Yüzyıl dizisi ile ilk dizi deneyimi yaşayan Sebahat Kumaş Karagül dizisinde canlandırdığı Melek karakteriyle kendini tanıtmayı başarmıştır. Son olarak ise Kalbimdeki Deniz dizisinde Diyar karakterine hayat vermiştir.
Ali Burak Ceylan Burak Ceylan Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tufan karakteri ile tanınmıştır. 1991 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ali Burak Ceylan 28 yaşındadır. Kocaeli Üniversitesinde Atçılık eğitimi alan Ali Burak Ceylan Osman Yağmurdereli Sanat Akademisinde ise oyunculuk eğitimi almıştır. Ali Burak Ceylan ilk oyunculuk deneyimini Diriliş Ertuğrul dizisi ile yaşamış bir kaç at binme sahnesinde yakışıklılığını sergilemiştir. 2017 de Kalp Atışı dizisinde bir doktor olarak karşımıza çıkan yakışıklı oyuncu son olarak Bekarlığa Feda filminde rol almıştır.
Ali ve Sevda dizisinin şuanda kesin olarak ismi belli değil ancak çalışmalarda hazırlanan dizi için kullanılan isim şuanda bu. Ali ve Sevda dizisi için daha iyi bir isim bulunamazsa medya tanıtımı da muhtemelen Ali ve Sevda olarak gerçekleşecek.
İsmail Hacıoğlu İsmail Hacıoğlu 1985 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü mezunu olan İsmail Hacıoğlu Vildan Atasever ve Duygu Kaya ile evlilikler yaptı. Koçum Benim dizisi ile 2002 de ünlü olan İsmail Hacıoğlu son dönemde yer aldığı Ayla filmi ve Mehmetçik Kûtü’l-Amâre dizisi ile çok popüler bir başrol oyuncusu oldu. 2017 de Kayıt Dışı dizisinde yer alan İsmail Hacıoğlu ne yazık ki bu dizi den istediği verimi alamadı ve dizi bir kaç bölümde final yaptı. İsmail Hacıoğlu final yapmak üzere olan Mehmetçik Kûtü’l-Amâre dizisine Üsküplü Ali karakteri ile dahil olmuş ve dizinin bir sezon da devam etmesine katkı sağlamıştı.
Ali yakışıklı ve gözü pek bir gençtir. Ali sevdiği zaman sorgusuz sualsiz ve ömürlük sever.
Begüm Öner 1989 Almanya doğumlu olan Begüm Öner 29 yaşındadır. Son olarak Seksenler dizisinde yer almış ve büyük beğeni toplamıştır. Mandıra Filozofu ve Recep İvedik 2 yer aldığı önemli projelerdendir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


15 yaşında sigara içen çocuk Mâlik Saddo İlk Buluşma 44. Bölüm - YouTube Do Girls Kiss On The First Date in Turkey? 15 yaşındaki kız DOĞUM GÜNÜM 🎂🎉 TAKİPÇİLERİM İLE İLK BULUŞMA - YouTube Aşk İçin İlk Buluşma - YouTube Korkunç İlk Buluşmam  Gözde Tezer İlk Buluşma 1. Bölüm - YouTube

Kızla ilk buluşma ekşi inci - Brenda Jackson

  1. 15 yaşında sigara içen çocuk Mâlik Saddo
  2. İlk Buluşma 44. Bölüm - YouTube
  3. Do Girls Kiss On The First Date in Turkey?
  4. 15 yaşındaki kız
  5. DOĞUM GÜNÜM 🎂🎉 TAKİPÇİLERİM İLE İLK BULUŞMA - YouTube
  6. Aşk İçin İlk Buluşma - YouTube
  7. Korkunç İlk Buluşmam Gözde Tezer
  8. İlk Buluşma 1. Bölüm - YouTube
  9. Liseli Türk genç kız TWERK!!!

15 yaşında sigara içen çocuk Mâlik Saddo Ahmet Erkan. ... 17:15. Film Adresi Recommended for you. 17:15. Bir ABD projesi AKP nasıl iktidar ... Rus kızlarla ilk buluşma ! - Duration: 18:02. Kemaralarla dolu bir mekan... Garsonundan aşçısına, komisinden temizlikçisine kalabalık bir oyuncu ekibi... Kozmik odadan kulaklıklar sayesinde ekiple iletiş... İlk Buluşma hd izle! İlk Buluşma 44. Bölüm full hd izle! İlk Buluşma: http://www.fox.com.tr/Ilk-Bulusma FOX Resmi Web Sitesi: https://www.fox.com.tr FOX Resm... 15 yaşındaki kız Maskeli Zombi. Loading... Unsubscribe from Maskeli Zombi? ... 13 yaşında tüm Dünya peşinde - Duration: 1:26. Şaban Ali Azat 353,504 views. 1:26. Aşk İçin İlk buluşma sevgililer günü Özel bölümüyle geliyor! Yasemin' in romantik komedi hayatı bu sevgililer günü'nde romatik olarak mı devam edecek, yoksa komedi kısmı ... İlk günden TWERK - Rus kızlarla ilk ... Rus kızlarla ilk buluşma - Duration: 18:12 ... Instagram Alma - Kız Tavlama - Komik Anlar- oguzcmkkk - Duration: 15:41. Oğuz Çomak 265,675 views. 15 ... Put gibi kaldığım ve hafızamın kara deliklerine gömdüğüm ilk buluşmamı anlattım=) İyi seyirler KANALA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN GÖZÜNÜZÜ SEVEYİM:) BU LİNKTEN ANA SAYFAMA ULAŞIP ... İnsanlar flörtleriyle ilk buluşmada öpüştüğünde ilişki çoğu zaman cinselliğe döner ve aşk yaşanmaz. Bizde insanlara ilk buluşma da öpüşüp,öpüşmediklerini sorduk keyifli bir ... Merhaba ben Esila Biltekin Yılın en sevdiğim günlerinden biri olan doğum günü partime hoş geldiniz. Eğlenceli ve hediyelerle dolu bir gün geçirdim. Bu günü k...